Yavuz Sultan Selim başa geçtiği zaman İslam âlemi parçalanmış bir haldedir. Doğu tarafında tarihte görülebilecek en kurnaz adamlardan biri olan Şah İsmail vardır. Şah İsmail Safevi Devleti kurucusu ve hükümdarıdır. Amacı, İslam dinine zarar vermek olan bir devlettir. Safevi Devleti, Irak ve Doğu Arabistan’a hükmetmektedir. Orada yaşayan milyonlarca Müslümanı ya katletmiş ya da zorla Safevi yapmaya çalışmıştır.
Aynı zamanda Fas, Endülüs ve birçok bölge haçlıların işgaline uğramış ve Müslümanlara zulüm edilmektedir. Hatta Papa’nın önderliğinde İngiltere gibi birçok ülke birleşmiş ve kutsal ittifak kurmuştur. Asıl amaçları Osmanlı’yı ve İslam dinini ortadan kaldırmaktır. Bunu duyan Şah İsmail de fırsattan istifade papa ile antlaşma yapmıştır. Plana göre Safeviler doğudan saldıracak, kutsal ittifak ise batıdan saldırarak Osmanlı’yı sıkıştıracaklardır.
Şah İsmail, Portekiz Haçlı kumandanı ile yazışır ve bir antlaşmaya varırlar. Ortak amaçları Peygamber kabrini yağmalamak ve ticari amaçlar için çalmaktır. Osmanlı ise bunca zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışmaktadır. Fakat Yavuz Sultan Selim olayın seyrini değiştirmiştir.
Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail
Yavuz Sultan Selim hükümdarlığa geçer geçmez, Osmanlı’nın kendi içinde birliğini sağlamış ve olabilecek ayaklanmaları engellemiştir. Yaptığı ilk iş olarak ta Safevi Devleti üzerine sefer düzenlemiştir. Ülkenin güvenliğinden emin olduktan sonra kendisi başta olmak üzere 100 bin kişilik orduyla sefer başlatmıştır.
Yolculuk uzun ve yorucu olduğu için Sultanı vazgeçirmeye çalışmışlardır. Ama o yine de ordunun başında durmak istemiştir. Bunu duyan Şah İsmail korkuya kapılmış ve orduya zarar vermek için tarlaları yakmış ve onları çok kez gereksiz yere bekletmiştir.
safeviler Müslümanların gıda eksikliğinden yorulduklarını gördükleri an, onlarla karşılaşmaya karar vermiştir. Kendileri için taktiksel olarak çok uygun olan bir bölge seçmişlerdir. Çaldıran ovasında iki ordu buluşmuştur. Güç ve taktiksel olarak üstünlük sağlayan Osmanlı ordusu, bu savaşta galip gelmiştir. Savaş sonlarına doğru Şah İsmail sıkıştırılmış fakat o yardımcısının kıyafetini giyerek kaçmayı bir şekilde başarmıştır. Yavuz Sultan Selim Çaldıran muharebesinde Allah galibiyet nasip ettiği için şükür secdesine kapanmıştır.
Savaş biter bitmez Safevi Devleti başkentine doğru yola çıkılmıştır. Bu haberi duyan Şah İsmail o şehirden rüzgâr olup kaçmıştır. Hatta o kadar hızlı çıkmıştır ki karısını bile yanına alamamıştır. Böylece Yavuz Sultan Selim şehri, Safevi kuşatmasından kurtarmıştır.

Ümmeti Birleştiren Adam Yavuz Sultan Selim
Yavuz Sultan Selim gerçekten ilginç bir kişiliktir. Dinlenmek nedir bilmeyen bir komutandır. Bu galibiyetten sonra da sefere çıkmak istemiş ama gıda yetersizliği ve hava koşulları sebebiyle İstanbul’a geri dönmek zorunda kalmıştır. İstanbul’da yönetim kadrosunu iyice temizlemiş, ayaklanmaları dindirmiştir. Yavuz Sultan Selim çok sert bir komutandır. Bu sertliği ve heybetini görenler, karşısında yıkılmaz dimdik duran bir padişah olduğunu anlamıştır.
Çaldıran muharebesindeki galibiyet haberi üzerine; neredeyse bütün Müslüman toprakları Yavuz Sultan Selim’e mektup yollamıştır. Yavuz Sultan Selim’den İslam dünyasını birleştirmesini talep etmişlerdir. Sultan Şam’dan Mısır’a kadar bütün toprakları Osmanlı’ya dâhil etmiştir. Bunun üzerine Abbasi halifesi, halifelik unvanından vazgeçmiş ve Yavuz Sultan Selim ilk Osmanlı halifesi olmuştur.
Yavuz Sultan Selim kutsal toprakları Osmanlı’ya dâhil edince, bir gün Cuma Hutbesinde kendisine bu toprakların hâkimi olduğuna dair bir sıfat yakıştırılmıştır. O ise ben buraların hâkimi değil ancak hizmetkârı olabilirim demiştir. Böylece “Hadimü’l-Haremeyn” Mekke ve Medine’nin hâkimi değil bekçisi, hizmetçisi unvanını almıştır.
Sultan Selim İslam dünyasını birleştirince ilk iş olarak peygamber kabrini saldırılara karşı korumaya yönelmiştir. İslam halifeliğinin gemilerine kırmızı denize ve Hint Okyanusu’na gitme emri vermiştir. Denizde Portekizlilere karşı galibiyet elde edilmiş ve Osmanlı filosu Somali kıyılarına ulaşmıştır. Somali’ye peygamber kabrinin korunması sorumluluğu verilmiştir.

Yavuz Sultan Selim’i diğer sultanlardan ayıran ise savaştan savaşa seferlerin başında hep kendisi olmuştur. Bir gün yakınındakiler onun yorgunluğunu hissetmişler ve doktorlar getirtmişlerdir. Böylece koca halifenin cilt kanseri olduğu belirlenmiştir. Bu onun hükümdarlığı dönemi yakıcı güneş altında, at üstünde savaştan savaşa gitmesinden kaynaklanmıştır. Dinlenmek nedir bilmeyen padişah, bu durumda bile birçok savaşa katılmıştır. Sayılamayacak kadar sefere katılan Yavuz Sultan Selim, 1520 yılında 49 yaşında iken hayatını kaybetmiştir.
Yavuz Sultan Selim bu kadar sertliğine rağmen çok narin ve iyi bir şairdir. Onun döneminde Osmanlı hazinesi inanılmayacak kadar dolmuştur. Hatta Sultan Selim hazineye kendi mührünü vurmuş ve eğer kim benden sonra bu hazineyi daha fazla doldurursa o kendi mührüyle mühürlesin demiştir. Gerçekten de ondan sonra kimse bunu başaramamıştır ve onun mührü hazinede, Halifeliğin sonuna kadar durmuştur. Çok büyük işler başaran Yavuz Sultan Selim bu kadar işi sadece 8 yıl süren hükümdarlığı döneminde başarmıştır. Bu sebeple 8 yıla 80 yıllık işi sığdıran padişah olarak bilinmektedir.
