Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kapadokya bölgesinde bulunan yer altı şehirleri arasında en dikkat çekici olanlardan biridir. Tarihin gizemli derinliklerinde yer alan Derinkuyu, insanlık tarihine ve efsanelere ışık tutan gizemli bir yapıdır. Kapadokya’nın bu yeraltı şehri, zamanın ötesindeki bir hikâyeyi barındırırken, antik dönemlerde yaşanan inanılmaz olayları ve teknolojik bilgeliği gözler önüne seriyor.
Yüzyıllar boyunca insanlığın hayal gücünü zorlayan, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan bu yeraltı labirenti, kimi zaman efsanelere, kimi zaman da gerçeklere ev sahipliği yapmıştır. Derinkuyu’nun sadece keşfedilen kısımları bile, insan zekâsı ve korunma stratejileri açısından eşsiz bir yapıya sahipken, bu antik yapı, uzaylılarla, tanrılar arası savaşlarla ve insanlığın hayatta kalma mücadelesiyle ilgili farklı teorileri de bünyesinde barındırmaktadır.

Derinkuyu Yeraltı Şehri Hakkında Bilgi
Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kapadokya bölgesinde yer alan bir yeraltı şehridir ve Nevşehir – Niğde kara yolu üzerinde bulunur. Derinkuyu ilçesinde, Nevşehir’e 30 kilometre uzaklıkta, yerin altında kayalara oyulmuş bir yapıdır.
Bu şehir, 1963 yılında evinin tadilatını yapmak isteyen bir köylü tarafından tesadüfen keşfedilmiş ve 1965 yılında ziyarete açılmıştır. Ancak kesin tarihi bilinmese de Derinkuyu’nun Protohitit, Hitit, Roma ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı düşünülmektedir. Burada bulunan bazı yapılar, Roma dönemine ait olan bir mermer kartal heykeli ile Bizans etkisini gösteren kilise gibi unsurlar barındırmaktadır.
Roma döneminde zulümden kaçan ilk Hristiyanlar, II. yüzyılda Antakya ve Kayseri üzerinden Kapadokya’ya gelerek yeraltı şehirlerini kurmuşlardır. Bu şehirler, uzun süreli barınma ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilmiş olup kiliseler, ahırlar, şaraphaneler, misyoner okulları, su kuyuları, erzak depoları ve havalandırma boruları gibi alanları içermektedir. Toplamda 52 adet havalandırma bacası ve su kuyusu mevcuttur.

Halk, barınma, beslenme ve eğitim gibi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmamış, aynı zamanda güvenliklerini de düşünerek katlar ve alanlar arasına dar tüneller inşa etmişlerdir. Bu tüneller, herhangi bir tehlike anında tünelin kapanmasını sağlayan büyük taş tekerleklerle donatılmıştır.
Şu anda sadece 8 katı temizlenmiş ve ziyarete açılmış olan Derinkuyu Yeraltı Şehri‘nin, tüm katlarının temizlenmesi durumunda şehrin toplam derinliğinin 50 metreden 85 metreye kadar çıkabileceği ve kat sayısının da 12 ila 13 civarında olabileceği tahmin edilmektedir. Mekânlar birbirlerine tünellerle bağlanmış olup, tünellerin dikey ve yatay düzlemde uzandığını bilinmektedir. Ayrıca, ziyaret edilebilir olan alanlar, yaklaşık 2500 metrekarelik bir alanı kapsamaktadır.

Derinkuyu Yeraltı Şehri’ndeki Katların Kullanım Amacı
Derinkuyu Yeraltı Şehri; kilerler, uyuma ve dinlenme alanları, mezar odaları, yemekhane ve kilise gibi farklı bölmelerden oluşur. 8 katlı olan bu şehir, her bir katında farklı işlevlere sahiptir:
1. Giriş Katı: Dışarıdan görünmeyecek şekilde özenle gizlenmiş olan bölüm.
2. Kat: Ahır, misyoner okulu, vaftizhane gibi alanları içerir.
3. Kat: Oturma odaları, mutfak, erzak depoları ve bir ahır bulunur.
4. Kat: Tüm katlara havalandırma sağlayan baca ve 9 kilometre uzaklıktaki Kaymaklı Yeraltı Şehri’ne bağlanan bir tünel bulunur.
5. Kat: Oturma ve yatma alanları ile erzak depolarını içerir.
6. Kat: Havalandırma bacası, üçüncü katta başlayan tünelin sona erdiği alan ve beşinci ile yedinci katları birbirine bağlayan tünelin başlangıcı yer alır.
7. Kat: Beşinci ile yedinci katları birbirine bağlayan bir tünel bulunur.
8. Kat: Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin en geniş alanıdır. Toplantı salonu, mezar odaları, kilise, salon ve su kuyusu gibi bölmeler burada bulunur.
Bu yer altı şehri, metrelerce derinliğe sahip bir yapıdır. Bu büyüklükte ve derinlikte bir yapının yerin altına inşa edildiğini düşünmek, tam 20 katlı bir apartmanın yer altına yapıldığı gibi bir hayal gücü gerektirir. MÖ 3000’li yıllarda böyle bir teknoloji ve yapı gücü karşısında hayran olmamak neredeyse imkansızdır.

Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin Kökeni ve Kuruluş Amacı
1963’te Nevşehir’de gerçekleşen bu şaşırtıcı keşfin ardından 60 yıl geçti ve Derinkuyu yeraltı şehri hala pek çok gizemi çözülmeyi bekliyor. Derinkuyu, adıyla anılan bu şehir, 60 yıl önce yeniden gün ışığına çıkarıldığında uzun bir süredir terkedilmiş durumdaydı. En zirvedeki döneminde, yaklaşık 20.000 kişinin yaşadığı tahmin edilen bu kentin MÖ 8 ila 7. yüzyıllar arasında ortaya çıkmış olabileceği düşünülüyor.
Derinkuyu Yeraltı Şehri, bölgedeki tek örnek değil. Bu kent, Kaymaklı adındaki başka bir yeraltı şehrine tünellerle bağlıdır. Kaymaklı, Derinkuyu’ya göre biraz daha küçük olup sekiz kat boyunca uzanırken, kullanıldığı dönemde yaklaşık 3.000 kişiyi barındırabiliyordu. Kaymaklı’da en üst katta ahırlar bulunurken, ikinci katta kiliseler, mezarlar ve yaşam alanları; üçüncü katta ise mutfaklar, depolama alanları ve şarap mahzenleri yer almaktaydı. Bu yerleşkeler, distopik bilim kurgu konseptlerini akıllara getirebilecek bir yapıya sahip olup daha zengin aileler genellikle yüzeye daha yakın katlarda yaşamayı tercih ediyorlardı.
Yumuşak volkanik kaya tabakalarının oyulmasıyla inşa edilen Derinkuyu, yüzyıllar boyunca sürekli genişlemiş bir yapıydı. 780 ile 1180 yılları arasındaki Arap-Bizans savaşları sırasında, Hıristiyanlar tarafından düşman saldırılarından korunmak için kullanılan kentin en üst katlarında, istilacıların girişini engellemek için tasarlanmış bir dizi savunma mekanizması bulunuyordu.

Yeraltı şehrinin kökeni ve kuruluş amacı hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Kültür Bakanlığı’nın tahminlerine göre, şehrin inşası yaklaşık 2.800 yıl öncesine, Demir Çağı‘nda yaşamış ve mimari açıdan dikkat çeken Hint-Avrupalı bir topluluk olan Frigler tarafından gerçekleştirilmiş olabilir.
Florida Eyalet Üniversitesi’nde Klasik Dönem Çalışmaları alanında doçent olan Andrea De Giorgi, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Frigler Anadolu’nun önde gelen erken imparatorluklarından biriydi. MÖ birinci binyılın sonlarında Batı Anadolu’da gelişmişler ve kaya oluşumlarından oyulmuş olağanüstü yapılar inşa etmişlerdi. Krallıkları, bulunması zor olsa da Derinkuyu bölgesi de dâhil olmak üzere Batı ve Orta Anadolu’nun büyük bir kısmını kapsıyordu” ifadelerini kullandı.
Şehrin Frigler tarafından inşa edilmiş olabileceği düşünülse de, kent daha sonra Bizans döneminde Hıristiyanlar tarafından genişletilmiştir. Derinkuyu’nun alt katlarında bulunan kiliseler bu tezi desteklemektedir. Bununla birlikte, şehir ve tünellerin 20. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndan kaçan gayrimüslimler tarafından, geçmişteki amacına benzer şekilde yeniden kullanıldığı düşünülmektedir.

Derinkuyu Yeraltı Şehri İle İlgili Ortaya Teoriler
Derinkuyu’nun kökeniyle ilgili alternatif teoriler bulunmaktadır. Bazı tarihçiler, şehrin aslen MÖ 15. yüzyılda Anadolu Hititleri tarafından düşmanlardan kaçmak amacıyla inşa edildiğini düşünmektedir. Diğerleri ise mağaraların, yaklaşık 14.500 yıl önce, Erken Dryas Dönemi sırasında, Göbekli Tepe ile aynı dönemde kullanıldığını savunmaktadır. Bu teorilere göre, bir kuyruklu yıldız Dünya atmosferinde parçalandı, yaydığı toz ve dumanlar Güneş’i aylarca engelledi ve dünyayı Buzul Çağı‘na sürükledi. Bu durumda, eski insanlar soğuk iklimden kaçınmak için yeraltında yaşamaya başlamış olabilirler.
Bir başka teori ise, yeraltı şehrinin inşasını uzaylılara bağlamaktadır. Bu teorilere göre ya uzaylılar yeraltı şehirlerini inşa etmiş ve terk etmişler ya da insanlar, işgalci uzaylılardan kaçınmak için bu şehirleri oluşturmuşlardır. Ancak bu son teoriler bilim camiasında genel kabul görmemektedir.
Antik astronot teorisine inananlar, çok tanrılı dinlerin tanrılarının gerçek olabileceğini ve aslında uzaydan dünyamıza inmiş uzaylılar olduğunu düşünüyorlar. Bu inançlara göre, pek çok farklı dilde değişik isimlerle anılan (Neteru, Nefilim, Devler, Muhafızlar vb.) varlık türü, Sümerler tarafından “Anunnaki” olarak adlandırıldığı için onlara Anunnakiler diyorlar. Anunnakiler, uzun boyları, uzun ömürleri ve gelişmiş teknolojileriyle, çok tanrılı dinlerdeki tanrılar olarak kabul edilmiş ve uzun bir süre boyunca tanrı figürleri olarak kabul edilmişlerdir. Bu tanrılardan biri Ahura Mazda’dır.

Ahura Mazda, Perslerin ulusal tanrısı olup, Sümer mitolojisinde sıkça karşılaştığımız kartal kanatlı daire (Nibiru sembolü – kanatlı küre) üzerinde oturan sakallı bir tanrı sembolüdür. Ahura Mazda, dünyadaki her şeyin kontrolünden ve düzeninden sorumlu tutulmuştur. Sümer tanrılarının isimleri farklı mitolojilerde farklı adlarla geçtiği için, Adad (Hitit Tanrısı Teşup) ve Enlil (Hürmüz, Ülgen, Zeus vb.) gibi tanrılarla benzer özellikler göstermektedir. MÖ 539 yılında Persler, Babil’i ele geçirerek büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Bu dönem boyunca, Yunanistan’dan Mısır’a, Anadolu’dan İran’a kadar geniş bir coğrafyada, tanrıları Ahura Mazda adına tek başlarına yönetmişlerdir.
Bu dönemde Derinkuyu ve çevresi, Ahura Mazda’nın dinini benimsemiş olan Zerdüştlük (Zoroastrian) dinine geçti. Bu din, iyilik ve kötülük arasındaki zıtlıklara dayanan bir inanç sistemine sahiptir. Bu dinin kutsal kitabının ikinci cildi olan Vendidad’a göre, Ahura Mazda insanları dünya çapında bir felaketten kurtarmıştır. Bu metinde, Tanrı Ahura Mazda’nın peygamberi Yima’ya benzer bir yeraltı sığınma alanı inşa etmesi emredilmiştir. Yima, seçilmiş insanlar ve hayvanlar için küresel bir felaketten korunmak amacıyla çok katlı bir yeraltı şehri kurmuştur. Daha sonra Ahura Mazda, gökyüzünden süzülen kutsal bir araçla gelerek ebedi düşmanı olan Angra Mainyu’ya karşı savaş açmıştır. Bu durum Hitit Tanrısı Teşup’un düşmanı Kumarbi ile olan savaşları anımsatmaktadır.

Çeşitli mitolojilerde tanrılar arası savaşların sıkça anlatıldığını ve her bir mitolojik tanrının kendi halkını korumak için özel yöntemler kullandığını gözlemliyoruz. Pers İmparatorluğu’nun hâkim olduğu bölgeler arasında bu tür yeraltı şehirlerinin benzerleri bulunmamaktadır. Kapadokya’daki bu yeraltı şehirleri ve en büyüğü olan Derinkuyu, Ahura Mazda’nın verdiği bilim ve teknoloji ile bölge halkı tarafından, Angra Mainyu ile savaşta hava saldırılarından korunmak amacıyla yapılmıştır.
Bu yapılanmada, hava saldırısına karşı koruma sağlamak adına tünellerin yaratılmasıyla birlikte hava delikleri belirgin bir strateji olarak kullanılmıştır. Hızla hareket eden bir tehdit durumunda bu deliklerin fark edilmesi zor olabilir. Anlaşılan Anunnakiler, uzun yıllar süren savaşlarında masum halkların zarar görmemesi için çeşitli savunma stratejileri geliştirmiş olabilirler. Bölgede yaşayan insanlar için en güvenli korunak yeraltı olmuş olabilir.

Çok iyi bilgi gerçekten ilginç bir yer. Ruhi Çenet de youtube’da anlatmıştı
ilginiz ve güzel yorumunuz için teşekkürler. ilk fırsatta izleyeceğim