Gökten İnen Elliler Anunnakiler’in Varlığına Dair Kanıtlar

Tarih:

Paylaş

Sümer tanrıları olarak bilinen Anunnakiler, Sümer tabletlerinde yazılı olarak geçmekte ve ‘’gökten inen elliler’’ anlamına gelmektedir. Tabletlerde yazan metinlerde; gökyüzünden gelen varlıklar insanlara bilmedikleri şeyler öğretmiştir. Bunun karşılığında altın, yiyecek ve değerli madenlerden aldıkları anlatılmaktadır. Bir hayal ürünü ya da efsaneden ibaret olduğu düşünülen tanrılarla ilgili yapılan araştırmalar, gerçek olduklarını kanıtlar niteliktedir.

Anunnakiler yarı insan ve yarı hayvan şeklinde tasvir edilmiştir. Mısır, Sümer, Maya, Çin gibi bütün eski medeniyetlerin dini kültürlerinde, bu figürler benzer şekilde yer almaktadır. Günümüz medeniyetlerinin temellerini attığı kabul edilen bu gelişmiş uygarlıkların hepsinde, tanrıların ortak şekilde tasvir edilmesi son derece ilginçtir. Öyle ki bu varlıkların dünyaya geldikleri ve düzeni değiştirip tekrar gittikleri düşünülmektedir.

Sümerler Bütün Bildiklerini Anunnakiler’den mi Öğrendi?

Sümerler astronomi konusunda çok ileri derecede bilgiye sahiptir. Gezegenleri, yıldızları ayırt ederek hareketlerini gözlemlemişlerdir. Sümerlere ait kalıntılar arasında Sümer yöneticilerinin kullandığı ve imza yerine geçen bir mühür bulunmuştur. Mührün üzerinde günümüzden 5-6 bin yıl önce işlenmiş olan güneş sistemine ait tasvir yer almaktadır. Bu tasvirde gezegen sayısı, bilinen gezegen sayısından farklı olarak bir adet fazla çizilmiştir. Fazladan çizilen bu gezegenin Annunakiler’in yaşadığı yer olarak belirtilmiştir. Günümüz teknolojisi ile yapılabilen bazı keşiflerin o dönemde yapılmış olması, Anunnakiler aracılığı ile gerçekleştirilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Sümerler yazıyı,  hukuk sistemini, tekerleği, çok sayıda ilaç çeşidini, mineralleri ve daha birçok keşfi ilk bulan medeniyettir. Sümer metinlerinde yazanlara göre; bu kadar ilerlemelerini gökten inen ellilere yani Anunnakiler’in getirdiği bilgilere borçludurlar. Sümerler Mezopotamya’da yani bugünkü Irak, Suriye ve Türkiye’nin bir kısmını da içine alan bölgede yaşamışlardır. Buna rağmen Anunnakiler ile ilgili bilgileri sadece bu bölgede değil, çok uzak bölgelerde yaşayan uygarlıklarda da görmek mümkündür. Birçok gizemi barındıran ve Amerika’da yaşadıkları bilinen Maya Uygarlığı’nda da aynı benzerlikte heykeller ve tasvirler yer almaktadır. Amerika Kıtası’nda yapılan kazı çalışmaları sırasında birtakım heykeller bulunmuştur. Bu heykeller günümüzden binlerce yıl öncesine ait olmasına rağmen, üzerlerinde günümüzde kullanılan astronot kıyafetleri yer almaktadır. Bu medeniyetlerde çok ileri düzeyde kullanılanların kalıntılarının bulunmuş olması henüz açıklanamamıştır. Anunnakiler’in bir hayal ürününden ibaret olmadığı düşüncesini ortaya çıkarmaktadır.

Dünya dışından gelen varlıklar, uğradığı toplumları dehşete düşürmüş ve insanlar onu tanrılar olarak kabul etmişlerdir. Anunnakiler’in dünyadaki izleri sadece Sümer ve Maya medeniyeti ile sınırlı kalmamaktadır. Güney Amerika’da bulunan devasa Nazca Çizgileri, tarif edilen Anunnaki tasvirleri ile birebir uyan şekillerdedir. Bu çizgiler çölün ortasında, yüksek dağların zirvesinde, devasa boyutlarda çizilmiştir. Nasıl yapıldığı açıklanamayan çizgilerin gökyüzünde bulunan varlıklara seslenmek amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Birçok medeniyet de göklerde bulunan tanrılara hitaben ilginç tasvirlere rastlanmıştır. Bu tasvirler çoğunlukla yarı insan ve yarı hayvan şeklinde yapılmıştır. Tasvirlerin birbirine benzemeleri tesadüfi olsa bile, bu uygarlıklar kendi dönemlerinin en ileri seviyedeki toplumlarını oluşturmuşlardır. Sümer, Maya, Mısır Medeniyetleri gibi bütün bu medeniyetlerde tanrılara yiyecek ve altın sunulurken çizildiği görülmektedir. Ortaya çıkan Sümer metinlerinde yazanlar duruma bir açıklama getirmektedir.

Anunnakiler’in Dünyaya Gelme Sebebi

Sümer metinlerinde anlatılanlara göre; Anunnakiler’in yaşadığı gezegende altın az bulunmaktadır. Altın amacıyla dünyaya gelmeyi tercih etmişlerdir. Altın, birçok bilimsel çalışmada tercih edilmektedir. Güneşin zararlı ışınlarından gezegeni korumada ve hastaları iyileştirmede kullanılan bir maddedir. En hızlı iletken olduğu için ısı ve radyasyon düzeyini ayarlamak gibi birçok farklı amaçlar için kullanılmaktadır. İleri derecede küçültülmüş altın tozları, zararlı güneş ışınlarından gezegeni koruyacak bir atmosfer tabakası oluşturmakta kullanılabilmektedir. Buna benzer çalışmalar günümüzde hala yürütülmektedir. İnsan organizmasını tedavi etmek ve benzer hastalıkları düzeltmek gibi etkileri olduğu bilinmektedir. Bu yönden düşünüldüğü zaman Anunnakilerin altın amacıyla gelmiş olma düşüncesi anlamlı bir hal almaktadır.

Mısır firavunları, uyurken altın maske takmakta ve vücutlarına altın tozu sürmektedirler. Mısır firavunlarının bu davranışı, Anunnakiler’den öğrendiği düşünülmektedir. Aynı zamanda Mısır Piramitlerinin, yıldızların ve gezegenlerin dizilişine göre hazırlanması da Anunnakiler’le bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Arkeologlar MÖ 3 binli yıllarda, Dicle ve Fırat nehirleri çevresinde altın çıkarıldığına dair buluntular keşfetmişlerdir. Tekerleği bile geç icat eden bir toplumun, altınla ne yaptığı ve tonlarca altının nereye gittiği henüz açıklanmamıştır. Aynı zamanda Mısır firavunu Ramses’in vasiyetinde, bir bölgede altın ve bakır çıkarılan madenlerin haritası verilmiştir. Haritada yer alan bölgede araştırma yapan Arkeologlar, madenleri bulmuş fakat altına dair hiçbir iz bulamamıştır. Yapılan incelemeler sonunda madendeki altınlar, on binlerce yıl önce eski Mısır bile yokken çıkarılmıştır. Bu durum üzerine araştırmacılar, insanlıktan önce gezegenin içinin boşaltılmış olduğu tezini ileri sürmüşlerdir.

Türkiye’de Afyon sınırları içerisinde bulunan antik bir yerleşim yerinde kilometrelerce devam eden derin izler bulunmuştur. Arkeologlar tarafından yapılan araştırmalarda, bu İzlerin 15 milyon yıl öncesine ait olduğu ortaya çıkmıştır. İzler oldukça belirgin ve bir araç izlerine benzemektedir. Aynı zamanda bu izler sadece Türkiye’de değil Malta, İspanya, İtalya, Bulgaristan, Ukrayna’da da yer almaktadır. İzlerin ölçekleri, oluşumu ve görüntüleri inanılmaz şekilde birbirine uyumludur. Bu izlerin çok ileri düzey bir medeniyete ait olduğu düşünülmekte fakat sırrı çözülememiştir.

Sümer metinlerinde hastalık yayan mavi bir taşın çıkarıldığı madenlerden bahsedilmektedir. Bir maden şirketi 1970’li yıllarda uranyum çıkarmak amacı ile Afrika’da çalışmalara başlamıştır. Aranan bölgede bulunan uranyum oranının beklenenden çok düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Kusursuz hesaplamalar yapan ve bunun üzerine uranyum çıkarmaya karar veren şirket, böyle bir sonucun imkânsız olduğunu söylemiştir. Yapılan araştırmalar üzerine bölgede bulunan uranyum rezervlerinin, yıllar önce tüketildiği ortaya çıkmıştır. Milyonlarca yıl önce uranyumu kimin neden çıkarmak istediği açıklanamamıştır. Fakat Sümer metinlerinde, Anunnakilerin geldikleri noktalar arasında bu bölge yer almaktadır. Bu durum arkeologları bile oldukça şaşırtmıştır. Sümer metinlerinde bu yerin tarif edildiği ve hastalık yayan mavi taşın bu madende bulunduğu anlatılmaktadır.

Anunnakiler ile ilgili anlatılanlara göre, bu tanrılar belli ihtiyaçlarını karşılamak için dünyanın farklı noktalara gelmiş ve her geldiklerinde öğrettikleri yeni bilgilerle insanlar ışık tutmuşlardır. Kolombiya ormanlarında bulunan ve yaklaşık 6 bin yıl öncesine ait olduğu düşünülen bir disk bulunmuştur. Diskin bir yüzünde anne karnında ceninin gelişim süreçlerinin olduğu, diğer yüzünde ise hücrelerin bölünme aşamalarının yer aldığı görülmektedir. Günümüzden 6 bin yıl önce Güney Amerika’da kimlerin hangi amaçla bunu yapmış olabilecekleri bilinmemektedir. Fakat Sümer metinlerinde insan genetiği ile ilgili benzer konular yer almaktadır. Anunnakiler ile ilgili gezegenin birçok bölgesinde görülen işaretler, bir hayal ürünü olduğu tezini çürütecek niteliktedir. Hatta Sümer metinlerine göre Anunnakiler’in bazıları dünyada kalmış ve saklanmaya devam etmektedir.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!

Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.

Nevşehir Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 10 Yer (2026 Güncel Rehber)

Nevşehir'in en güzel 10 kamp alanını keşfedin. Ücretsiz ve ücretli çadır ile karavan kamp yerleri, konum bilgileri ve kamp olanakları bu rehberde.

Bursa Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 20 Kamp Alanı (2026 Güncel Rehber)

Bursa, tarihi zenginlikleri, yemyeşil ormanları, yaylaları, gölleri ve dağlarıyla kamp severler için birbirinden güzel rotalar sunuyor.
spot_img

Related articles

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.

Nevşehir Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 10 Yer (2026 Güncel Rehber)

Nevşehir'in en güzel 10 kamp alanını keşfedin. Ücretsiz ve ücretli çadır ile karavan kamp yerleri, konum bilgileri ve kamp olanakları bu rehberde.