Ali ve Nino heykeli; Gürcistan’ın ana limanı konumunda olan Batum’da, deniz kıyısında yer almaktadır. Şehrin sembolü olan bu iki heykel, Gürcü heykeltıraş Tamara Kvesitadze tarafından 2010 yılında inşa edilmiştir. Heykellerdeki erkek figür Ali isminde Müslüman bir kişiyi temsil ederken, kadın figürü Nino isimli Gürcistanlı bir kızı temsil etmektedir. Ali ve Nino’nun trajik aşk hikâyesinin anısına dikilen bu heykeller, muhteşem tasarımı ve ilginç hikâyesi ile şehrin en dikkat çeken yerleri arasındadır. ‘’Man and Woman’’ olarak da bilinen heykeller, aynı zamanda doğu ve batının sınırlarını ortadan kaldıran bir sanat eseri olarak kabul edilmektedir.
Batum’daki heykelin ilham kaynağı, Azeri yazar Kurban Said’in yazdığı ”Ali and Nino: I Love Story” isimli kitaptır. 1937 yılında yayınlanan kitap, yıllar içerisinde 30 farklı dile çevrilmiştir. Aynı zamanda Ali ve Nino kitabı, 2016 yılında senaryolaştırılarak filmi yapılmıştır. 8 metre yüksekliğe sahip olan heykel, 7 tonluk hareketli çelik bir yapıdır. Gün boyu hareketsiz birbirini izleyen bu heykeller, akşamüzeri saat 19.00 da birbirlerine yaklaşmaya başlamaktadır. Birbirinin içerisinden geçerek ayrılan kinetik heykellerin birleşme anı, görenleri büyülemektedir. Bu eşsiz ana şahitlik etmek isteyen binlerce kişi, heykelin yanına akın etmektedir.

Ali ve Nino’nun Hikâyesi
Kitapları yazılan, filmlere konulan Ali ve Nino’nun büyük aşk hikâyesi, Azerbaycan’ı derinden etkileyen olayların yaşandığı I. Dünya Savaşı sırasında yaşanmıştır. Müslüman bir gençle Hristiyan bir kız arasında yaşanan bu aşk, 1914 yılında doğu ve batının buluştuğu bir ülkede başlamıştır. O dönemlerde Rus İmparatorluğu, yüzden fazla etnik grubu kontrolü altında bulundurmaktadır. Rus İmparatorluğu’nda ihtilal, iç savaş, Bakü’nün Bolşevikler tarafından ele geçirilmesi ve bağımsızlığını kazanmaya çalışan ülkenin Sovyetleşmesi gibi olaylar yaşanmıştır.
Eski bir aristokrat aileye mensup olan Ali Han Şırvanşır ve Gürcü Bey’in kızı olan Nino Kapiani birbirlerine âşık olurlar. Müslüman inancı ile büyüyen Ali ile Hıristiyan geleneklerine göre yetiştirilen Nino her türlü zorluğa rağmen evlenmeye karar verirler. Fakat Ali’nin arkadaşı Melik Nahararyan’da Nino’ya âşıktır ve onu kaçırır. Nahararyan’ı yakalayıp öldüren Ali, Dağıstan’a kaçmak zorunda kalır. Nino, Ali’nin arkasından gider ve Mahaçkale’ye yakın bir tepe kasabasında evlenirler.

Rus İmparatorluğu’nda ihtilalin başlamasından sonra Ali, memleketini Bolşevikler’den korunmak için Azerbaycan’a döner ve Nino’yu İran’a gönderir. İhtilalden sonra Ali İran’a gider ve bir kız çocukları olur. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti kurulduktan sonra Ali ve Nino geri dönerek yeni ülkelerinin kültür elçileri olurlar. Fakat 1920’li yıllarda Bolşevikler, Azerbaycan hükümetini devirmek ve ülkede Sovyet iktidarını kurmak amacı ile Bakü’yü işgal ederler. Bu zor durumda memleketini bırakmayan Ali, karısı ve kızını Tiflis’e gönderir. Yaşanan savaşta 24 yaşlarında olan Ali, Gence Köprüsü’nde hayatını kaybeder. Kızını alıp Paris’e giden Nino bir daha Bakü’ye dönmez. Ali ve Nino’nun sürekli ayrılıp kavuşma ile geçen hayat hikâyeleri, ayrılıp kavuşan heykellere ilham kaynağı olmuştur.

