Antik Mısırlılar; hayvanlara büyük önem vermiş, hem evcil hem de vahşi hayvanlara saygı duymuşlardır. Mısır tarihinde, hayvanların önemini anlatan çeşitli semboller, heykeller ve mumyalar yer almaktadır. Mumyalama sanatının oldukça gelişmiş olduğu Mısır’da sadece insanlar değil, hayvanlar da mumyalanmıştır. Mısır’ın Minya kentinde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar sırasında etrafı dağlarla çevrili bir alanda, mumyalanmış hayvan mezarlığı keşfedilmiştir. Tuna el-Cebel bölgesindeki yer alan mezarlıkta, mumyalanmış yüzlerce hayvan mezarı bulunmaktadır.

Firavunlar döneminden kalan mezarlıkta kutsal tapınak babunu ve ibis kuşu mezarları yer almaktadır. ‘’Ölüler Şehri’’ olarak tabir edilen mezarlıktaki mumyalar, son derece ilginç bir görüntü ortaya çıkarmaktadır. Mısır Turizm Bakanlığı’nın resmi sitesinde yer alan bilgilere göre; mezarlıktaki hayvanlar önce mumyalanmış daha sonra kayaya oyulan yeraltı mezarlarına gömülmüştür. Yeraltı mezarlığı 1932 yılında Mısırlı arkeolog, Sami Cebera tarafından keşfedilmiştir. Mezarlığın MÖ 350 ve 300 yılları arasında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Dört ayrı bölümden oluşan mezarlıkta bulunan en eski bölüm, 26. Firavun hanedanlığı dönemine dayanmaktadır.

Hayvanların Mumyalanma Sebebi
Mezarlıkta bulunan her mumyanın kendine özel ayrı bir hikâyesi bulunmaktadır. Mumyaların isimleri, türleri, ölüm nedenleri ve sahiplerinin ismi kayalara oyulmuş vaziyette anlatılmaktadır. Mezarlıkta, kutsal kabul edilen tapınak babunu (maymun) ve ibis kuşunun mumyaları yoğunluktadır. Bu hayvanların öldükten sonra yeniden dirileceğine inanılmıştır. O dönemde, bu hayvanların öldürülmesinin cezası idamdır.
Üzerinden binlerce yıl geçmesine rağmen ilk günkü ihtişamına koruyan mumyalar ziyaretçilere, kendilerini izliyormuş hissi uyandırmaktadır. Mezarlığın keşfinden sonra 1932 ile 1952 yılları arasında, Kahire Üniversitesi’nin desteği ile yaklaşık 20 yıl süren kazı çalışması gerçekleştirilmiştir. Bölgede hayvan mezarlığının yansıra, MÖ 4. Yüzyıl ile MS 2. Yüzyıla dayanan 39 ayrı mezarlık bulunmuştur.

Antik Mısır’da Kutsal Hayvanlar
Antik Mısır’da, kediler ve köpekler günümüzde olduğu gibi evlerde evcil hayvan olarak beslenmiştir. Köpekler, evlere bekçilik etmelerinin yanı sıra avcılıkta da önemli bir yere sahip olmuştur. Kedilere ise ayrı bir önem verilmiş, evi koruyan ruhani koruyucular olduğuna inanılmıştır. Kediyi öldürmek suç olarak görülmüş, öldüren kişiye seyirci önünde ağır bir ceza verilmiştir. Aynı zamanda bir kedi öldüğü zaman yas tutulmuş ve ölen kedinin arkasından sahibi, saygı göstergesi olarak kaşlarını kazıtmıştır. Köpeği ölen sahipleri ise tüm vücutlarını tıraş ederek bu kaybın yasını tutmuştur. Mısır’da Sakkara Nekropolü’nde, çok sayıda kedi mumyası bulunmuştur. Bu mumyalar, kedilere adanmış Bastet Tapınağı’nın eteklerinde sergilenmektedir.

Eski Mısır’da şahinler, yırtıcı kuşlar ve bok böcekleri de aynı derecede saygı görmüştür. Eşekler, tohumları ezmek ve yük taşımak amacıyla iş hayvanı olarak kullanılmıştır. Sığır, keçi, koyun, tavuk, domuz, ördek gibi çiftlik hayvanları; tüketim, yağ ve deri için beslenmiştir. Maymunlar evcil hayvan olarak beslenmiş ve sahipleri için bir şeyler almak veya çalmak üzere eğitilmişlerdir.

Habeş maymunu olarak bilinen babunlar ise Mısır’da ülkeye özgü olmayan tek hayvandır. Kutsal kabul edilen babunlarla ilgili Mısır tarihinde çok sayıda eser yer almaktadır. Babunların ısınmak ve sindirimi kolaylaştırmak için güneşlenmesini, Antik Mısırlıların güneş tanrısı Ra’yla ilişkilendirmiş olabileceği düşünülmektedir. Kutsal İbis kuşu, antik Mısır’ın en önemli canlılarından biridir. Mısır’ın antik mezarlarında milyonlarca mumyalanmış İbis kuşu bulunmaktadır. Bu kuşların Mısır Tanrısı Thoth’a kurban edildiği bilinmektedir. Bu hayvanların yanı sıra timsah, şahin ve çakal gibi hayvanlar da kutsal kabul edilmiştir.

