Ayasofya’nın muazzam tarihi, sadece binlerce yılın izlerini değil, aynı zamanda içinde barındırdığı sırları da yansıtır. Bu kutsal mekân, asırlardır süregelen bir gizemi taşır: Ayasofya’daki tarihi türbeler ve özellikle de Venedik Dükü Enrico Dandolo’nun mezarı. Yıllar boyunca bu türbeler, zamanın tozları altında saklı kalmış ve pek çok sırrı içinde barındırmıştır. Enrico Dandolo’nun mezarının içeriği üzerine süregelen tartışmalar, hem yerel halkı hem de tarihçileri yüzyıllardır meraklandırmıştır.
Tarihi binlerce yıl öncesine uzanan Ayasofya, sırlarını hala koruyan gizemli yapısıyla bilinenlerin ötesinde pek çok sıra dışı özelliği barındırır. Bu özelliklerden biri, 140’tan fazla hanedan mezarına ev sahipliği yapmasıdır. Bunlar arasında beş padişaha ait mezarlar da bulunmaktadır. İlginç bir detay ise, Ayasofya’ya defnedilen padişahların ikisinin, binanın geçmişinde kilise olarak kullanıldığı döneme ait “vaftizhane”de Hazreti İsa’nın vaftiz teknesinin yanında yattığıdır ve bu tercihin sebebi hala gizemini korumaktadır.
”1500 Yıllık Muhteşem Yapı Ayasofya’nın Sırları” isimli makale için TIKLAYINIZ!

Osmanlı Hanedanlarının Türbeleri
Osmanlı dönemindeki Ayasofya, sadece bir cami değil, aynı zamanda çevresindeki medrese, okullar, vakıflar ve imaretler gibi diğer kurumlarla birlikte devletin önemli bir simgesiydi. Ayasofya’nın imamları, Osmanlı protokolünde önemli bir konuma sahipti. Bilinmeyen yönlerinden biri de avluya 16. ve 17. yüzyıllarda inşa edilen ancak uzun süredir kapalı olan dört farklı türbenin varlığıdır. Bu türbeler, bir “hanedan mezarlığı” oluşturarak avluya ayrı bir anlam katmıştır.
Bu avludaki türbelerde üç padişahın yanı sıra birçok şehzade ve sultan yatmaktadır. Türbelerin hemen ilerisinde ise, Ayasofya’nın kilise olduğu dönemde yeni doğan çocukların vaftiz merasimlerinin gerçekleştirildiği “vaftizhane” bulunmaktadır. Burada, “deli” lakaplarıyla anılan Sultan Mustafa ve Sultan İbrahim gibi hanedan mensupları da son istirahatlerine kavuşmuşlardır.
Osmanlı’nın kültürel mirası olan Ayasofya’da ilk defa gömülen padişah II. Selim’di. Ayrıca III. Murad, III. Mehmed, I. Mustafa ve Sultan İbrahim’in yanı sıra yaklaşık 150 hanedan üyesinin mezarları da burada yer almaktadır. II. Selim, İstanbul’da doğan ilk hükümdar olmasıyla birlikte aynı zamanda İstanbul’da vefat eden ilk padişah olmuş ve Ayasofya’ya defnedilmiştir. Bu türbeler, elli seneden fazla bir süredir kapalı olmalarının ardından, son birkaç yıldır yoğun bir restorasyon sürecinden geçiyor.
Ayasofya’nın bahçesinde, padişahlar için üç, şehzadeler için bir türbe bulunmaktadır. Bu türbelerin sayısı daha sonra vaftizhane olarak kullanılan ve içinde iki padişahın defnedildiği mekânla birlikte beşe ulaşır. İşte, Ayasofya’nın avlusunda bulunan ve uzun süredir kapalı olan türbeler ile padişahlarla birlikte burada yatan hanedan üyelerinin sayıları:

Ayasofya’ya İlk Gömülen Padişah: İkinci Selim Türbesi
Osmanlı’nın önemli hükümdarlarından II. Selim, Ayasofya’ya büyük katkılarda bulunmuş nadir sultanlardandı. 1573 yılında, Ayasofya Camii’nin çevresini binalardan temizletmiş ve yapıyı payandalarla güçlendirmiştir. Ayrıca, Ayasofya’ya iki minare eklemiş ve medrese inşa ettirmiştir.
Bu yapım süreci devam ederken, kendi türbesinin yapımı için emir vermişti. Ancak Sultan’ın 1574’teki vefatında, Ayasofya’nın avlusundaki türbenin inşası henüz tamamlanmamıştı. Bu nedenle Sultan’ın cenazesi, otağ içine gömülmüş ve türbenin yapımı 1576 yılında tamamlandığında buraya nakledilmiştir.
II. Selim’in türbesi, ünlü Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir ve içinde sadece sultan değil, aynı zamanda eşi Nurbanu Sultan, kızları Gevherhan, İsmihan, Fatma Sultanlar ve şehzadeleri Süleyman, Osman, Cihangir, Mustafa, Abdullah ve III. Murad’ın çocukları da yatmaktadır. Günümüzde türbede toplam 42 sanduka bulunmaktadır.

Üçüncü Murad Türbesi
II. Selim’den sonra tahta geçen oğlu III. Murad’ın son istirahatgâhı olarak Ayasofya seçilmişti. Ancak III. Murad’ın bir türbesi olmadığı için, 1595 yılında vefatından sonra kendisi ile birlikte 19 şehzadesiyle birlikte öncelikle Ayasofya Camii haziresine defnedildi. Daha sonra III. Mehmed’in talimatıyla Mimarbaşı Davud Ağa tarafından türbe inşası başlatıldı ve 1599’da Dalgıç Ahmed Ağa tarafından tamamlandı. Bu türbe, beş şehzadenin yer aldığı Şehzadegân Türbesi ile birleştirilmişti.
III. Murad’ın türbesinde sadece Sultan Murad değil, aynı zamanda eşi Safiye Sultan, 20 oğlu ve 23 kızı, III. Mehmed’in iki kızı ve üç şehzadesi, I. Ahmed’in oğlu Kasım ile Sultan İbrahim’in bir oğlu ve iki kızı olmak üzere toplamda 54 kişi yatmaktadır. Bu türbe, Osmanlı Hanedanı’nın önemli üyelerinin ebedi istirahatgâhı olarak Ayasofya’nın tarihi atmosferinde bulunmaktadır.

Üçüncü Mehmed Türbesi
III. Mehmed, ataları gibi Ayasofya’nın avlusundaki türbeye defnedilen Osmanlı padişahlarından biridir. Sultan’ın vefatının ardından, oğlu I. Ahmed’in emriyle Mimarbaşı Dalgıç Ahmed Ağa tarafından 1604’te türbenin inşası başlatılmış ve Başmimar Sedefkâr Mehmed Ağa tarafından 1608’de tamamlanmıştır.
Bu türbede, III. Mehmed’in yanı sıra eşi Handan Sultan, III. Murad’ın kızları, I. Ahmed’in kızları ve şehzadeleri yatmaktadır. Tarihi kaynaklarda, toplamda 30 kişinin türbe ve çevresinde defnedildiği belirtilmektedir. Ayasofya’nın türbeleri, Osmanlı Hanedanı’nın üyelerine ev sahipliği yaparak tarihin derinliklerine uzanan bir anıt niteliği taşımaktadır.

Şehzadeler Türbesi
16. yüzyılda Ayasofya’nın avlusunda inşa edilen bu mekânda kaç şehzadenin defnedildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, tahmini beş kişinin mezarının olduğu düşünülmektedir.

Vaftizhane’den Türbeye Dönüşüm
17. yüzyılın ilginç bir hikâyesi ise I. Mustafa’nın yaşadığıdır. Tahttan indirildikten sonra 15 yıl boyunca sarayda hapsedilen I. Mustafa, 20 Ocak 1639’da bir sara krizi sonucu vefat etti. Ölümünden sonra, cenazesi 17 saat boyunca musalla taşında bekletildi ve ardından gömülecek bir yer arandı. Sonunda, Evliya Çelebi‘nin babası olan saray kuyumcusu Mehmed Zılli’nin önerisi üzerine, Hasbahçe’den getirilen toprakla Ayasofya’nın eski vaftizhanesine defnedildi. O dönemde vaftizhane, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesiyle kandil yağlarının depolandığı bir mekân olarak kullanılmaktaydı. I. Mustafa’nın defni, Osmanlı hanedanı türbe geleneğinde bir dönüm noktasıydı; çünkü ilk kez bir padişah için ayrı bir türbe yapılmamıştı.
Sultan İbrahim’in 1648’deki ölümüyle, amcası Sultan Mustafa’nın yanına Ayasofya’da defnedildi. İki sultan da tarihleri boyunca psikolojik problemlerle anıldığı için diğer padişah türbelerine defnedilmemişti. Ancak Evliya Çelebi’nin anlattığına göre, iki sultanın türbeleri özellikle kadınlar tarafından sıkça ziyaret edilirmiş.
Bu türbede, iki padişahın yanı sıra Sultan İbrahim’in oğlu Şehzade Selim, IV. Mehmed’in oğlu Şehzade Selim, II. Ahmed’in oğlu Şehzade İbrahim, Sultan I. Ahmed’in kızları Hanzâde Sultan ve Âtike Sultan ile IV. Murad’ın kızı Kaya ve İsmihan Sultan dâhil olmak üzere toplam 18 hanedan mensubu metfundur. Ayasofya’nın tarihî vaftizhanesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun hanedanı için anıtsal bir mezarlık olarak zaman içindeki değişikliklerin tanığı olmuştur.
Ayasofya’nın avlusunda ve vaftizhanesinde bulunan hanedan türbeleri ve mezarlar, toplamda beş ayrı mekânda yer almakta ancak 130’dan fazla sandukanın içindekiler hala belirsizliğini korumakta ve bu türbelerin sırları dört yüzyıldan beri çözülememektedir. Geniş bir alana yayılan ve yakın zamanda tamamlanması planlanan restorasyonlar, bu türbelerin “Türk Ölüm Kültürü” müzesine dönüştürülmesini sağlayacak.

Sandukalardan Çıkan 400 Senelik Kâbe Örtüleri ve Elbiseler
Ayasofya’nın hem ana binasında hem de avludaki türbelerinde uzun yıllar devam eden restorasyon çalışmaları, gözlerden uzak kalmış bir hazineyi gün yüzüne çıkardı: Türbelerden çeşitli Kâbe örtüleri, Hazreti Muhammed’in (sav) Medine’deki türbesini süsleyen kumaşlar ve 17. yüzyıla ait bir dizi elbise bulundu.
Restorasyon sürecinde sandukaların kaldırılması sırasında, tahta sandukaların yıpranmış kumaş kılıfları değiştirilirken, kılıfların altında örtüler ve elbiseler keşfedildi. Yıllar önce Kâbe’nin ve Hazreti Muhammed’in (sav) türbesinin örtülerinin İstanbul’dan her sene gönderilen yeni örtülerle değiştirilmesi sonrasında, eski örtüler İstanbul’a getirilir ve burada özel bir şekilde saklanır, bazen önemli kişilerin sandukalarının üstüne serilirdi.
Örtülerin sandukalardan çıkarılması bu geleneğe dayandırılırken, bulunan elbiselerin ise sandukaların altındaki mezarlarda yatan hanedan üyelerine ait olduğu düşünülmektedir. Bu Kâbe örtüleri ve elbiseler, restorasyonun tamamlanmasının ardından bulundukları yerlerde sergilenecekler. Türbelerde teşhir edilecek olan bu objeler, Türk tekstil tarihinde büyük bir öneme sahiptir.

Venedikli Dük Enrico Dandolo’nun Mezarı
Ayasofya’nın en merak edilen konularından biri, 1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında komutanlık yapmış olan Venedikli Dük Enrico Dandolo‘nun mezarının yeriydi. Dandolo, Haçlıları yanıltarak Müslümanlar yerine Bizans’a saldırtıp İstanbul’u işgal etmiş ve yağmalamıştı. Bazı Bizans kaynaklarına göre, şehir geri alındıktan sonra intikam amacıyla Dandolo’nun cesedinin denize atıldığı anlatılır. Diğer bir rivayete göre ise cesedi Fatih Sultan Mehmet’in emriyle yeniçeriler tarafından çıkarılmış ve tacı alınmıştır.
Venedik Dükü Enrico Dandolo, 1204’te 4. Haçlı Seferi’nde komuta etmiş ve İstanbul’da 57 yıl süren Latin İşgali sürecinin mimarı olarak bilinir. Bu süreçte gerçekleşen katliam ve yağma, onun liderliğinde gerçekleşmiştir. Ölümü, işgalin ilk yılında İstanbul’da gerçekleşir ve Ayasofya’ya defnedilir. Dandolo’nun mezarı, binanın üst galerisindeki iki kat arasına oyularak yapılmıştır.
Ancak tarihi kayıtlar, işgalin sona erdiği 1261 yılında mezarın açıldığını ve kemiklerinin çıkarıldığını belirtir. Bununla birlikte, 1450’den sonra ve 1850’de mezarın iki kez açılmasına rağmen kemiklerin mezar içinde olup olmadığına dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Dandolo’nun Ayasofya’daki mezarının boş mu yoksa dolu mu olduğu konusu, 750 yıldan uzun bir süredir tartışma konusu olmuştur. Bugüne kadar genel bir kanı, mezarın boş olduğu yönündedir; ancak bu konuda bilimsel bir çalışma henüz gerçekleştirilmemiştir. Bu nedenle, mezarın içeriği hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
