Bursa Ulu Camii; Osmanlı sultanı I. Beyazıt (Yıldırım Beyazıt) tarafından, 1396 ve 1400 yılları arasında yaptırılmış ulu bir camidir. Eşsiz bir sanat eseri olan bu cami, barındırdığı bir takım sırlarla da yüzlerce yıldır adından söz ettirmiştir. Şehzadeler şehri Bursa’nın en önemli tarihi sembollerinden biridir. Aynı zamanda İslam dünyasının 5. en önemli ibadethanesi ve 5. makamı olarak kabul edilmektedir. Bu beş makamın birincisi Mekke – Kâbe, ikincisi Medine – Mescid-i Nebevi, üçüncüsü Kudüs – Mescid-i Aksa, dördüncüsü Şam – Emevi Ulu Cami ve beşincisi Bursa Ulu Cami’dir.
20 kubbesi bulunan Bursa Ulu Camii, Türkiye’de iç cemaat yerinin en geniş olduğu camidir. Caminin mimarının, Ali Neccar veya Hacı İvaz olduğu sanılmaktadır. Caminin minberi; Selçuklu oyma sanatından, Osmanlı ahşap oymacılığı sanatına geçişin en önemli örneklerinden biri kabul edilir. Minber kündekari tekniği ile yapılmış değerli bir sanat eseridir. Hacı Abdülaziz oğlu Mehmet isimli biri tarafından yapılan bu ahşap minber üzerine, güneş sistemindeki gezegenler işlenmiştir. Caminin duvarlarında farklı hattatlar tarafından yazılmış 192 adet hat levhası ve duvar yazısı bulunur.

Yıldırım Beyazıt’ın, Niğbolu seferi dönüşünde yaptırdığı caminin açılışında ilk hutbeyi, dönemin mutasavvıflarından biri olan Somuncu Baba okumuştur. Caminin iç mekânında tepesi açık bir kubbenin altında bulunan şadırvan, ulu caminin en önemli özelliklerindendir. Döneminde büyük önem arz eden cami, Yıldırım Beyazıt’ın esir düşmesinin ardından, Timur istilasında büyük oranda tahrip edilmiştir.
Bursa Ulu Camii, Fetret Devri’nden sonra 1421 yılında tekrar ibadete açılmıştır. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim’in Mısır fethinden sonra, hilafet Osmanlıya geçmiştir. Bu dönemde Kâbe-i Şerif’in kapı örtüsü, padişah tarafından camiye hediye edilmiştir. 1855 yılındaki büyük depremde hasar gören cami, daha sonra önemli bir tamirat geçirmiştir. Sultan Abdülmecid döneminde, İstanbul’dan ünlü hattatlar gönderilmiş, camideki yazılar büyük oranda elden geçirilmiştir.

Bursa Ulu Cami’nin Minberinin Sırları
Birbirine geçme tekniği olan kündekari tekniğiyle yapılan minber üzerinde, Kur’an-ı Kerim’deki ayet sayısına karşılık gelen 6 bin 666 adet parça bulunur. Sert ceviz ağacından yapılan bu minber, çivi ve yapıştırıcı kullanılmadan yapılmıştır. Minberin mihrap tarafında bulunan kabartmaların ise, güneş sistemini sembolize ettiği düşünülmektedir. Güneş sistemindekine birebir büyüklük ve mesafe açısından uygun olarak yerleştirilen kabartmalar, 1980 yılında emekli öğretmen Fevzi Ülgen tarafından tespit edilmiştir. O tarihler, Avrupa dünyasının, dünyanın yuvarlak olduğunu bile reddettiği bir dönemdir. Dolayısıyla minber üzerine güneş sisteminin sembolize edilmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki ilmi seviyesinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.

İlk Namazı Kıldıran Somuncu Baba’nın Gizemi
Camide ilk hutbeyi okuyan ve ilk cuma namazını kıldıran Somuncu Baba, Bursa’da somun satarak geçimini sağlayan sıradan bir insan olarak bilinir. Caminin yapımında gelerek hayrına işçilere somun dağıtmaktadır. Camide ilk cuma namazının kıldırılması gündeme geldiği zaman, halk Emir Sultan’ın kıldırmasını ister. Emir Sultan ise, İlk hutbeyi ve ilk cuma namazını sırrını bildiği Somuncu Baba’nın kıldırmasını ister. Anlatılanlara göre Somuncu Baba, hutbesinde Fatiha Suresi’ni 7 ayrı şekilde tefsir eder. Buna göre, ilk tefsiri herkes anlar, ikinci tefsiri âlimler, üçüncü tesiri melekler anlar, son tefsiri ise kimse anlamaz. Namaz bitiminden sonra herkes Somuncu Baba’nın elini öpmek amacıyla caminin çıkış kapısında bekler. Somuncu Baba’nın ulu caminin 3 kapısından aynı anda çıktığı anlatılır. Ayrı ayrı kapılarda bekleyen herkes, Somuncu Baba’yı gördüğünü dile getirir. Daha sonra Somuncu Baba olarak bilinen zatı, kimse görmez.

Bursa Ulu Cami’nin 20 Kubbeli Olmasının Sebebi
Sultan Yıldırım Beyazıt; Niğbolu Savaşı’na çıkmadan önce, savaşı kazanırsa 20 tane cami yaptıracağını söyler. Savaştan zaferle dönen Yıldırım Beyazıt sözünü tutmak ister. Damadı Emir Sultan, 20 cami yerine 20 kubbeli büyük bir cami inşa ettirmesinin daha uygun olacağını dile getirir. Bunun üzerine 20 kubbeli ulu caminin yapımına başlanır. 2 minareye sahip olan caminin batısındaki minaresi Yıldırım Beyazıt, doğudaki minaresi ise Çelebi Sultan Mehmet zamanında yaptırılır.

Hızır Aleyhisselam’ın Camide Her Gün Namaz Kılması
Camide bulunan ‘’Vav’’ harfiyle ilgili uzun yıllardır bir rivayet anlatılmaktadır. Rivayete göre Hızır Aleyhisselam, her gün gelerek camideki Vav harfinin önünde namaz kılmaktadır. Somuncu Baba, caminin yapıldığı sırada işçilere somun dağıtırken, Hızır Aleyhisselam’ın orada olduğunu fark eder ve ‘’Sen Hızır’sın, anladım, camiye gelerek her gün namaz kılacağına söz vermezsen, buradaki herkese senin Hızır olduğunu söylerim’’ der. Her gün geleceğine söz veren Hızır Aleyhisselam hangi vakit geleceğini gizli tutar. Dolayısıyla hangi vakit olduğu bilinmeyen bir vakitte Hızır Aleyhisselam’ın, her gün bu camide namaz kıldığına inanılır.
Caminin duvarlarında değişik şekil verilmiş 4 tane Vav harfi bulunmaktadır. Bu Vav’lar tezhip sanatı ile süslenmiş ve ucuna lale motifi işlenmiştir. Lale, süsleme sanatında Allah’ı sembolize eder. Vav harfi, Vahdaniyeti ihtiva etmesi yönüyle de Allah’ın birliğini ifade eder. Bu harf, bazen bir insanın secdedeki haline, bazen bir ceninin anne karnında ki haline benzer. Vav harflerinin içine ise gizli olarak ‘İttaku’l-vâvât’ diye bir ifade yazılmıştır. Hadis olarak geçen bu önemli ikaz; ‘’Vav‘lardan çekinin’’ anlamı taşımaktadır. Yani Vav harfi ile başlayan ve sorumluluk isteyen işleri yapanlar, hakkını ve sorumluluklarını vermesi gerektiği konusunda uyarılmaktadır.

Bursa Ulu Cami’deki Şadırvanın Hikâyesi
Caminin içerisinde, tepesi açık kubbenin altında bulunan şadırvanın ilginç bir hikâyesi bulunur. Rivayete göre; cami yapılırken yaşlı bir kadın, şadırvanın bulunduğu yerdeki toprağı vermek istemez. Israr edilmesi sonucunda istemeyerek de olsa bu toprağa verir. Fakat İslam hukukuna göre gönül rızası olmadan alınan bir yerde namaz kılmak doğru değildir. Bu alan önce boş bırakılmış, daha sonra en uygun olarak havuz ve şadırvan yapılmasına karar verilmiştir. Şadırvanın üstünde bulunan kubbe günümüzde camekânla kapatılmıştır.

