Büyülü Güçlere Sahip Olduğuna İnanılan Yılanlı Sütun

Tarih:

Paylaş

İstanbul’un Sultanahmet semtindeki Hipodrom’dan günümüze kalan Yılanlı Sütun, Antik Yunanistan’dan kalma bronz bir anıttır. Üç piton yılanının birbirine dolandığı tasvir ile yapılmış olan bu eser, İstanbul’un klasik döneminden günümüze ulaşan en eski büyük boyutlu anıttır. MÖ 479’da, Yunan şehirlerinin Pers ordusu karşısında kazandığı zaferi anmak için Delfi’deki Apollo mabedine dikilmiştir.

İmparator Konstantin tarafından 324 yılında İstanbul’a getirildiği düşünülen sütun, şehri böcekler ve sürüngenlerden korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılan bir yapıttı. Bugün, 29 boğumlu bronz sütunun sadece 5 metrelik bir bölümü ayakta kalabilmiştir. Sütunun alt ve üst kısımları kırıktır. Yılanlı Sütun’a ait iki yılan kafası kaybolmuştur ancak üçüncü kafa İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Yılanlı Sütun’un Tarihi ve Özellikleri

Yunanistan’ın antik dönemdeki zafer anıtlarından biri olan Yılanlı Sütun; MÖ 479 yılında gerçekleşen Platea Savaşı’nda, Persleri yenen 31 Yunan şehrinin ortak ganimetiyle yapılmıştır. Üç yılan figüründen oluşan sütun, Apollo mabedinin karşısında bulunan Delfi’de yer almıştır. Yılanların kafalarının üzerinde altın veya altın kaplama kazanlar bulunmaktaydı ve kazanların içinde hiç söndürülmeyen bir ateş yanmaktaydı. Yekpare döküm tekniği kullanılarak yapılan sütunun yüksekliği 6,5 metre olup, kazanla birlikte 8 metre yüksekliğe ulaşmaktaydı.

Savaşın kahramanı Sparta kralı Pausanias, anıtın kaidesi üzerine kendisini zaferin tek kahramanı olarak gösteren bir yazıt yazdırmıştır. Ancak Spartalıların isteği üzerine yazıt silinerek, 31 Helen şehir devletinin adları doğrudan sütun üzerine kazınmıştır. Sütuna kazınmış isimler, hala Sultanahmet Camisi’ne bakan yüzünde görülebilmektedir.

Sütunun yapım yeri ve sanatçısı tam olarak bilinmemekle birlikte, döneminde bronz döküm tekniğiyle ünlü Aigina Adası’nda yapılmış olması muhtemeldir. Sütunun üstüne yerleştirildiği altın kazan ise daha sonra eritilerek savaş masraflarını karşılamak için kullanılmıştır. Antik dönemde, sürüngen ve böceklerin zararlarına karşı koruma amacıyla büyüler yapılan bir tapınakta yer almıştır.

Yılanlı Sütun’un İstanbul’a Getirilmesi

Anlatılanlara göre, MS 4. yüzyıl veya en geç MS 5. yüzyıl başında adandığı düşünülen Delfi Sütunu, İmparator Konstantin tarafından Constantinopolis’e getirilmiştir. Constantinopolis’in kuruluşu sırasında şehirde yılan ve böcek istilası yaşandığı ve Konstantin’in şehri bu zararlılardan kurtarmak için sütunu getirmeyi önemli bir amaç haline getirdiği söylenmektedir. Sütunun yerinden alınırken veya Constantinopolis’te yeni yerine yerleştirilirken bazı kayıplar yaşadığı düşünülmektedir. Sütunun Hipodrom‘da spinanın üzerine yerleştirildiği tahmin edilmektedir.

Sütunun 1204’te Haçlılar tarafından eritilmek veya talan edilmekten kurtulmasının sebebi, çeşme olarak işlev görmesidir. Ancak, bu tarihten sonra ne kadar süre çeşme olarak hizmet verdiği tam olarak bilinmemektedir.

Yılanlı Sütun’daki Yılanların Başının Kopması

Avrupalı gezgin A. De la Motraye’nin 1699 tarihli gravüründe görülen Yılanlı Sütun, üç yılanbaşı ile bilinir. Yılanlı Sütun’un yılanbaşlarının nasıl koptuğu konusunda farklı rivayetler var ve kesin bir bilgi yoktur. Topkapı Sarayı kütüphanesinde bulunan Hümernâme’ye göre, Fatih Sultan Mehmet Atmeydanı’na geldikten sonra kargısını fırlatıp yılanın alt çenesini kırmıştır.

Evliya Çelebi ise, “Yılanlı Sütun, İstanbul’daki 17. tılsımlı burma direktir. Bu sütunun tılsımı sayesinde, şehre yılan gibi hayvanlar girmemektedir. Sütun, üç başlı ejderha suretini göstermektedir ve bir yeniçeri kılıcı ile bir vuruşta bir başını kaybetmiştir. O tarihte, tılsımı kısmen bozulmuş ve İstanbul’a yılan, çiyan ve akrep gibi hayvanlar girmeye başlamıştır.” Silahdar Fındıklılı Mehmet Ağa’nın ‘Nusretname’ adlı eserine göre, 20 Kasım 1700 tarihinde yılanların başları boyunlarından itibaren kopmuş ve kaybolmuştur. Bu tahribatın, 5 Mayıs 1700 tarihinde İstanbul’a gelen ve hipodroma yakın bir yerde misafir edilen Polonya elçisi Viniava Lescynski’nin adamları tarafından yapıldığı ileri sürülmektedir.

Yılanlı Sütun’un kaybolan yılanbaşlarından biri olan üst çene ve başın üst yarısına ait parça, Ayasofya’yı onaran mimar Fossati tarafından 1848 yılında bulunmuş ve yetkililere teslim edilmiştir. Bu buluntu, İstanbul Arkeoloji Müzesi Çağlar Boyu İstanbul Sergi Salonu’nda sergilenmektedir. Bulunan parça, yılanın üst çenesi ile başının üst yarısını oluşturmakta ve üçgen iri dişleri belirgin şekilde göze çarpmaktadır. Ayrıca gözler derin oyulmuş ve çizgilerle belirtilmiş yuvarlak çukurlar halindedir.

Yılanlı Sütun’la İlgili Arkeolojik Çalışmalar

İngiliz arkeolog Charles Thomas Newton, 1855-1856 yılları arasında Yılanlı Sütun’un çevresinde çalışmalar yaptı ve sütun, kaidesiyle birlikte gün yüzüne çıkarıldı. Anıtın üzerindeki yazıtlar ise Philipp Anton Dethier, Andreas David Mordtmann, O. Frick ve E. Fabricius gibi bilginler tarafından okunarak değerlendirildi. Bu çalışmalar sonucunda, sütunun MS 2. yüzyılda Yunan tarihçi Pausanias tarafından Delfi’deki Apollon Tapınağı’nda görülen bir anıt olduğu tespit edildi.

1927 yılında İngiliz arkeologlarından Stanley Casson tarafından İngiliz Akademisi adına yapılan büyük çaplı kazılar sırasında, Yılanlı Sütunun Bizans İmparatorluğu’nun son dönemlerinde buraya getirilerek dikildiği ve çeşmeye dönüştürüldüğü ortaya çıkarılmıştır. Casson’un yaptığı araştırmalar, sütunun bazı bölümlerinin çeşme yapımı sırasında kesilip yeniden şekillendirildiğini de göstermiştir. Kazılar sırasında ayrıca, sütunun kaidesinin altında bir zamanlar toprak dolu bir çukur olduğu ve burada sütunun temelini oluşturan taşların yerleştirildiği tespit edilmiştir. Bu bulgular, Yılanlı Sütunun antik çağda da önemli bir anıt olduğunu ve zaman içinde farklı amaçlar için kullanıldığını göstermektedir.

2015 yılında, Yılanlı Sütun’un bir bronz kopyası Delfi’ye yerleştirilmiştir. Bu kopya, 1980 yılından beri Delfi Müzesi’nde bulunan bir alçı kalıbı kullanılarak yapılmıştır. Orijinal sütunda yer alan şehir devletlerinin isimleri, kopyanın üzerinde de yer almaktadır.

Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sakarya Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Sakarya kamp alanları rehberi! Ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yeri, yaylalar, göller, sahiller, ulaşım bilgileri ve kamp imkânlarıyla 2026 güncel liste.

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.

Nevşehir Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 10 Yer (2026 Güncel Rehber)

Nevşehir'in en güzel 10 kamp alanını keşfedin. Ücretsiz ve ücretli çadır ile karavan kamp yerleri, konum bilgileri ve kamp olanakları bu rehberde.
spot_img

Related articles

Sakarya Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Sakarya kamp alanları rehberi! Ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yeri, yaylalar, göller, sahiller, ulaşım bilgileri ve kamp imkânlarıyla 2026 güncel liste.

Mükemmel Konaklamayı Bulun: Alanya’da Unutulmaz Bir Tatilin Anahtarı

Türkiye'nin en gözde turizm merkezlerinden biri olan Alanya, her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan eşsiz bir Akdeniz kentidir

Aydın Kamp Alanları – Ücretli ve Ücretsiz En Güzel 20 Kamp Yeri (2026)

Aydın kamp alanları rehberinde deniz kenarı, orman ve göl manzaralı ücretli ve ücretsiz en güzel 20 kamp yerini tüm detaylarıyla keşfedin.

Denizli Kamp Alanları – Ücretsiz ve Ücretli En İyi 17 Yer (2026 Güncel Rehber)

Denizli kamp alanları rehberi: Pamukkale, Bağbaşı Yaylası, Honaz Dağı, Kolak Gölü ve daha fazlası. Ücretsiz ve ücretli en iyi 20 çadır ve karavan kamp alanını keşfedin.