Yasak Şehir; Çin’in başkenti Pekin’de yer alan ve günümüze ulaşan en geniş ahşap yapılardan biridir. Çin’in önemli simgelerinden biri olan şehir, 720 bin metrekareyi bulan devasa yüzölçümüne sahiptir. Bir saray kompleksi olan bu yapı yüzlerce yıl boyunca Çin İmparatorluğu’na ve Çin Hanedanlığına ev sahipliği yapmıştır. Günümüzde turistler tarafından ziyaret edilen şehre uzun yıllar boyunca girilmesi kesinlikle yasak olmuştur.
15. yüzyılda inşa edilen Saray Ming Hanedanlığı döneminde, yüz binlerce işçi tarafından 14 yılda tamamlanmıştır. Sarayda Çin tarihi ve kültürüne ait sayısız obje, tarihi eser yer almaktadır. Pekin’in ünlü eserlerinden sayılan devasa saray, 1925 yılından bu yana müze olarak hizmet vermektedir. Ülkenin imparatorluk döneminden kalan en görkemli yapılarından biri olan yasak şehir, 1987 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Yasak Şehir Olarak Anılma Sebebi
Çincede Yasak Şehir olarak tabir edilen saray, Çin tarihi boyunca 24 hükümdara ev sahipliği yapmıştır. Dönemin hükümdarlarını korumak amacıyla alınan üst düzey güvenlik önlemlerinden dolayı ‘’Yasak Şehir’’ ismini almıştır. Alınan güvenlik önlemleri kapsamında, şehrin etrafına su kanalları inşa edilmiştir. Şehrin etrafını saran bu kanalların derinliği 6 metre, genişliği ise 30 ve 50 metre arasında değişmektedir. Şehrin giriş çıkış kapıları dışında kara ile herhangi bir bağlantısı bulunmamaktadır.
Şehrin tabanı 1,5 metre uzunluğunda taş bloklarla kaplanmıştır. Bir kaç metre yerin altına doldurmuş olan taş bloklar sayesinde, düşmanların toprağın altını kazarak şehre girmesi engellenmiştir. Şehirde hükümdarın hamamı ve bazı kısımları dışında hiçbir yerde ağaç bulunmamaktadır. Bu şekilde düşmanların ağaçlar arasına gizlenerek şehre girmesi engellenmiştir.

Şehirde hükümdarların her gün farklı bir odada dinlenmesi sağlanmış, hangi gün hangi odada uyudukları ise yakın korumaları dışında kimse tarafından bilinmemiştir. Yüzyıllar boyunca hükümdarlardan hiçbiri suikast ve saldırıya uğramamıştır. Hiçbir hükümdarın yasak şehirde hayatını kaybetmemiş olması ise, sarayda alınan üst düzey güvenlik önlemlerinin başarılı olduğunu göstermektedir.
Yüzlerce yıl boyunca yasak şehre girebilmenin yolu devlet görevlisi olmaktan geçmiştir. Çok özel sınav ve değerlendirmelere tabi tutulan bu kişiler, başarılı olduğu takdirde şehre girebilmekte ve görevine başlamaktadır. Sarayın her yerinde rahatça dolaşmasına izin verilmeyen görevliler, sadece kendi görev alanlarında yaşamını sürdürmüştür. İmparatorluğun yıkılmasının ardından, şehir ve yüzbinlerce sanat eseri dünyaya açılmıştır.

Yasak Şehrin İlginç Özellikleri
Milyonlarca işçi tarafından yapılan sarayda kullanılan malzemeler, tüm Çin coğrafyasından getirilmiştir. Ahşap malzemeler dışında tonlarca ağırlıktaki taş bloklar ise ülkenin diğer bölgelerinden buz kızakları ile getirilmiştir. Saray 8,707 odası bulunan 980 yapıdan oluşmaktadır.
Su kanalları ile çevrili olan sarayın doğu, batı, kuzey ve güney olmak üzere dört ana kapısı bulunmaktadır. Güney cephede yer alan ”Meridyen Kapısı” yalnızca imparator tarafından kullanılmıştır. Sarayın etrafı 8 metreye ulaşan dev duvarlarla çevrilmiştir. Duvarların köşelerinde, sürekli nöbetçilerin bulunduğu gözetleme kuleleri yer almaktadır.

Güç ve statünün simgesi olarak kabul edilen Çin’in efsanevi ejderha figürünü, sarayın her yerinde görmek mümkündür. Şehirdeki binaların çatılarında farklı hayvan figürleri de bulunmaktadır. Hükümdar, Kraliçe ve devlet görevlilerinin rütbesine göre kaldıkları binaların çatılarında bulunan hayvan figürlerinin sayısı değişmektedir. Hükümdarın kaldığı binanın çatısında 10 adet hayvan figürü yer almaktadır. Bu sayı rütbeye göre azalmaktadır. Ejderha ve aslan figürlerinin ağırlıkta olduğu sarayda 1 milyonun üzerinde tarihi eser yer almaktadır.



