Güney Amerika’nın en büyük tatlı su gölü olan Titikaka Gölü, Peru ve Bolivya arasında yer almaktadır. Dünyanın en yüksek gölü olan bu göl, barındırdığı yaşam ve gizemlerle oldukça dikkat çekmektedir. İnkalar tarafından kutsal kabul edilen Titikaka Gölü, yaşamın başlangıç noktası olarak kabul edilmektedir. Göl 1978 yılında ‘’Titikaka Ulusal Rezervi’’ olarak koruma altına alınmıştır. Göl üzerinde bulunan ve yerel halkın yaşadığı yüzen adalar, gölün en dikkat çekici özelliklerindendir.
Titikaka isminin nereden geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, Aymara dilinde Titi ‘’büyük kedi’’, Kak ise “kaya” manasına gelmektedir. İsmin genel anlamı ise ‘’Puma Kayası’’ olarak tercüme edilmektedir. Kedigillerden olan Puma İnkalar’ın kutsal kabul ettiği bir hayvandır. Anlatılan İnka efsanesine göre; tanrı Viracocha bu gölden çıkarak ayı, güneşi, yıldızları ve ilk insanları yaratmıştır. İlk İnka kralı olan Manco Capac burada doğmuş ve Puno Şehri kralın doğduğu yere kurulmuştur. İnka inancına göre ölümden sonra ruhların döndüğü yer yine bu göl olacaktır.

Titikaka Gölü’nün Özellikleri ve Efsaneleri
And Dağları’nın Altiplano adı verilen platosunda bulunan göl, üzerinde ticari gemilerin de çalıştığı yüksek rakımlı bir göldür. Batı kıyısı Peru’ya, doğu kıyısı ise Bolivya’ya ait olan göl 8,288 kilometrekare alana sahiptir. Gölün deniz seviyesinden yüksekliği 3,810 metre, uzunluğu 194 kilometre ve genişliği 65 kilometredir. Gölün bazı bölgeleri yerliler tarafından dipsiz olarak kabul edilmesine rağmen, ölçülen en derin yer 280 metredir. Genel olarak ortalama derinliği 140 – 180 metre arasında değişmektedir.
Göl 25’ten fazla akarsu tarafından beslenmektedir. Göl üzerinde İnka kültürünün izlerini taşıyan ‘’Güneş Adası’’ ve irili ufaklı birçok adacık yer almaktadır. Gölde bulunan 37 bin hektar civarında sazlıklar ise, önemli doğal miraslar arasında sayılmaktadır. Gölde koruma altına alınan çok sayıda yerli balık ve kuş türü bulunmaktadır. Aynı zamanda göl çevresinde yaşayan halk tarafından yapılan balıkçılık ise önemli bir geçim kaynağıdır.
Gölün kıyılarında, Peru’nun en eski medeniyetleri olan İnkalar, Purakas ve Tiwanakus gibi medeniyetlerin izlerini görmek mümkündür. Özellikle İnkalar’dan geriye kalan harabelerde bulunan yazılı bilgiler ve İnka efsaneleri oldukça dikkat çekicidir. Gölün güney kesiminde Bolivya’daki Isla del Sol’da (Güneş Adası) çeşitli ritüeller için inşa edilmiş 80’den fazla tapınak ve İnka yapıları bulunmaktadır. İnkalar’ın yaratılış efsanesine göre Isla del Sol, Güneş Tanrısı İnti’nin evidir. İnsan ırkı bu gölde başlamış ve ölen kişilerin ruhları geri buraya dönecektir. İnanca göre tanrı İnti, taştan insanlar yaratmış ve onlara can vermiştir.

Titikaka Gölü’nde Yüzen Adalar
Gölün en karakteristik özelliklerinden biri de gölde bulunan yüzen adacıklardır. Bu adacıklar da yaşayan halk Uros halkıdır. İkliminin soğuk olmasından dolayı yaşam zor olmakla birlikte, Uros kabileleri binlerce yıldır bu gölde yaşamaktadır. Uros kabileleri savaşçı İnkalar’dan korunmak amacıyla, yöreye özgü bir bitki olan Totora bitkisinin kargılarını bir araya getirerek yüzen kulübeler inşa etmişlerdir. Kabileler İnka uygarlığı öncesinden bu yana, benzersiz yaşam tarzlarını korumaya devam etmektedir. Başlangıçta savunma taktiği olarak yapılan bu evler, kabilenin yaşam şekli haline gelmiştir. Gölün sahibi olduklarını düşünen kabile, kendilerini güneşin oğlu olarak kabul etmektedir.
Kabile, adaların hareket edebilmesinde dolayı herhangi bir tehdit karşısında uzaklaşarak hayatlarını sürdürmüştür. Fakat günümüzde bu zorlu şartlarda yaşamaya devam etmelerinin sebebi ise turizmdir. Bölgeyi ziyaret eden turistlerin yüzen adaları ziyaret etmesine izin verilmektedir. Geleneksel yaşamını devam ettiren halkın gençleri, çoğunlukla bu evlerden ayrılarak anakarada farklı bir yaşam sürdürmektedir.


