Sümela Manastırı, Trabzon ilinin Maçka ilçesinde yer almaktadır. İlçede bulunan Altındere vadisi sınırları içinde, Meryem Ana deresinin batı yamacında bulunur. Rum Ortodoks Manastırı ve Kiliseden oluşan yapılar topluluğudur. Deniz seviyesinden 1150 metre yükseklikte yer alan Manastır, keşişlerin inzivaya çekildiği ve kendilerini ibadete adadıkları bir yerdir. Fakat içeride nelerin yaşandığını kimse tam olarak öğrenememiştir.

Sümela Manastırı’nın Yapılma Efsanesi
Uzun yıllardır anlatılan efsaneye göre; birbirini hiç tanımayan ve uzak bölgelerde yaşayan iki Hıristiyan keşiş, aynı anda rüyalarında İsa Peygamber’in annesi Meryem’i görmüştür. Rüyada Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu resim, Sümela Manastırı’nın bugün olduğu yerdedir. Bunun üzerine keşişler birbirlerinden habersiz olarak Trabzon’a gelirler. Orada karşılaşıp, tanrının mucizesi olarak gördükleri rüyayı, birbirlerine anlatır ve büyük şaşkınlık yaşarlar. Çünkü gördükleri resim, Hristiyanlık için büyük önem arz etmektedir. Resmi yapan kişi, İncil’in 4 bölümünden birini yazdığına inanılan Aziz Lukas’dır. Keşişler rüyada gördükleri yeri aramaya gittiklerinde resmi bulurlar. Keşişler tekrar rüya görür ve Meryem Ana orada bir kilise yapmalarını ister. Bunun üzerine Manastırı inşa etmeye başlarlar.
Dağın yamacına, sert kayaları oyarak kilise yapmak kolay değildir. Fakat Hristiyanlığın en sıra dışı yapılarından biri olan Sümela, bu iki keşiş tarafından inşa edilmiştir. Kilisenin inşaatı yapılırken çevredeki çok az sayıda olan köylüler de yardım etmiştir. İnsanlar sırtlarında taş taşıyarak yapmışlardır. Aslında ilk yapıldığı zamanlar sadece dağdaki mağaralara oyulmuş bir kilisedir. Fakat kutsallığına duyulan inançla büyümüş, zaman içerisinde de Hıristiyan dünyasının en önemli hac merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Kilisenin yapım çalışmaları sürerken keşişlerden birinin parmağı yaralanır. Fakat o anda yukarıdan damlayan su yaralı parmağı hemen iyileştirir. Bu suyun kutsal olduğu düşünülerek oraya bir ayazma yapılır. Manastır çevresindeki suyolunun kutsal olduğuna yönelik inanç, Müslümanlar tarafından da kabul edilmektedir.

Manastırın Dağların Arasına Yapılma Sebebi
Türklerin Anadolu’ya gelişiyle beraber Manastır daha da değer kazanmıştır. Osmanlı padişahları, özellikle Sümela Manastırı’ndaki rahiplere büyük önem vermişlerdir. Neredeyse bütün padişahlar bağışlarda bulunarak, manastırın hazinesini büyütmüşlerdir. Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u aldığı zaman manastıra özerklik vermiştir. Yavuz Sultan Selim, şehzadeliği zamanı altın şamdanlar ve kütüphanesine de çeşitli kitaplar hediye etmiştir. En çok yardım ve desteği ise sultan II. Abdülhamit yapmıştır. Abdülhamit’in verdiği topraklar sayesinde Manastır, çevresindeki 15 köyün sahibi olmuştur.
Kilisenin ünlü fresklerinden biri, Dünyada hiçbir yere sığmayan tanrıyı, karnına sığdıran Meryem anlamına gelen, Meryem’in karnında İsa ile tasvir edilmiş resmidir. Manastırdaki fresklerin birçoğunun yüzü yoktur. Nedeni ise, uzun yıllar Manastır çevresinde yaşayan halk, bu fresklerin gözlerini şifalı olduğuna inanarak, sökmüş ve suda haşlayıp içmiştir.

Manastır bugünkü görünümüne, 1366 yıllarında Trabzon İmparatoru III. Alexıus zamanında kavuşmuştur. Efsaneye göre ormanda av sırasında atından düşen Kral baygın haldeyken bir kadın tarafından bulunur ve Manastıra götürülerek tedavi edilir. O kadın İsa Peygamberin annesi Meryem’dir. Bu olay üzerine Manastıra hayranlığı artan III. Alexıus, çeşitli inşa ve yardım faaliyetleri yapar.
Manastırın dağların arasına yapılma sebebi Hristiyanlığın temelinde yatmaktadır. Şehir merkezlerindeki kiliseler, köyler, Hristiyanlığın yayılmasına hizmet edemiyordu. Bu görev, merkezden çok uzak yerlerde inzivaya çekilerek, kendini inancına adamış ve dünyadan kopmuş kişilere düşüyordu. Keşişler gittikleri yerlerdeki arazilere küçük kiliseler kurarak, köylü ve yolcuların buralarda ibadet etmesini sağlıyordu. Hıristiyanlığın yayılmasıyla birlikte bu küçüklü büyüklü tapınaklar değerini yitirmeye başlamış ve birleşerek kiliselere dönüşmüştür.

Manastır Rahipleri Neden Kovuldu?
Sümela Manastırı, Anadolu’nun düşman işgali sırasında, Karadeniz’de bağımsız bir Rum devleti kurmak isteyen, Pontusların önemli merkezlerinden birine dönüşmüştür. Manastırın çevresindeki onlarca Hıristiyan, Rum köyü çeteleşerek, Karadeniz’de zulüm başlatmıştır. Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk, Manastırda yaşayan rahipleri Anadolu’dan göndererek, 1924 yılında kapatmıştır.
1924 yılından 1953 yılına kadar Manastır, sadece avcıların ve çobanların yeri olarak kullanılan ıssız bir yapıdır. 1953 yılında Adnan Menderes Hükümeti’nin yaptığı anlaşmalarla, Amerikan askerleri Manastıra resmi olarak gelebilmiştir. 2010 yılındaysa Hristiyanlarca Meryem Ana’nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen 15 Ağustos günü, 88 yıl aradan sonra ilk ayin düzenlenmiştir.
2015 yılında tekrar ziyarete kapatılarak, 5 yıllık bir restorasyon çalışmasına başlanmış, çalışma sırasında bir takım gizli geçitler keşfedilmiştir. Gizli geçitlerin izlenmesi ile Hristiyanlarca kutsal olarak kabul edilen bir ibadet yeri ortaya çıkmıştır. Şapelin içerisinde bugüne kadar görülmemiş Cennet ve Cehennemi, ölüm ve yaşamı tasvir eden freskler yer almaktadır. Bu kısma neden şapel yapıldığı ve gizli geçitle bağlandığı sorusunun cevabı tam olarak verilmemiştir. Ayrıca restorasyon sırasında çile odaları da ortaya çıkarılmıştır. Çile odalarında keşişlerin kendi günahlarından arınmak için, bireysel dua seansları gerçekleştirdiği, tövbe ve tefekkür ettikleri, bazen de kendilerine acı çektirerek günahlarının bedelini ödedikleri düşünülüyor.

