Habil ve Kabil hikâyesi; insanlık tarihindeki ilk cinayeti ve kardeşlik, kıskançlık ve pişmanlık gibi temel insan duygularını anlatan unutulmaz bir kıssadır. Bu hikâye, Eski Ahit’ten Kur’an’a kadar pek çok dini ve kültürel metinde yer alırken, çeşitli yorumlarla dolu gizemli bir yolculuğa davet ediyor. İki kardeşin arasındaki çatışma ve sonrasındaki pişmanlık, insan doğasının karmaşıklığını ve hatalı kararların yol açabileceği trajediyi anlatıyor. Habil ve Kabil hikâyesi, insanlık tarihine ışık tutan derin bir öğreti sunuyor ve her dönemde merak uyandırmaya devam ediyor.
Tanah’a göre, Habil ve Kabil, Hz. Âdem ve Hz. Havva‘nın ilk iki oğluydu. Kabil, bir çiftçi olarak yaşarken, kardeşi Habil ise bir çobandı. Ancak Tanah’a göre, Kabil, kardeşi Habil’i kıskandığı için aralarında kin ve nefret beslemeye başladı. Sonunda da insanlık tarihindeki ilk cinayeti işleyerek kardeşini öldürdü. Bu kötü eylemi nedeniyle Tanrı, Kabil’i cehennem azabıyla cezalandırdı.
Sümer mitolojisindeki Emeş-Enten ve Lahar-Aşnan hikâyesi, Habil ve Kabil hikâyesiyle benzerlikler taşıyor ve daha sonra bu hikâyelerin Musevi kaynaklarına aktarıldığı düşünülüyor.
2001 yılında Anatolia Film tarafından “Habil ve Kabil” adıyla bir çizgi film yapılmıştır. Bu çizgi film, hikâyeyi görsel olarak anlatmış ve olayları tasvir etmiştir.

Kitâb-ı Mukaddeste Anlatılan Habil ve Kabil Hikâyesi
Kitâb-ı Mukaddes, Eski Ahit ve Yeni Ahit olmak üzere iki ana bölümden oluşan, Hristiyan inancının temel metni olarak kabul edilen ve büyük bir kutsallık taşıyan bir kitaptır. Eski Ahit’te ise Habil ve Kabil, Hz. Âdem’in oğulları olarak geçer ve her ikisi de Tanrı’ya kurban sunarlar. Ancak Tanrı sadece Habil’in sunusunu kabul ederken, Kabil’in sunusunu reddeder. Bu reddedilme, Kabil’i öfkelendirir ve sonunda kardeşi Habil’i öldürür.
Tanrı, Habil’in kanının yerden yükseldiğini duyar ve Kabil’i lanetler, onu sürekli olarak yeryüzünde dolaşmaya mahkûm eder. Kabil, Tanrı’ya yalvarır ve diğer insanların onu öldürebileceğini dile getirir. Tanrı, Kabil’i korumak için bir işaret koyar ve ona, “Kabil’i öldürenin üzerine yedi kat intikam olacak” der. Kabil, bu ceza ile dünyayı dolaşmaya başlar ve sonunda bir şehir kurar, bu şehre oğlu Hanok’un adını verir. Bu şehrin bazı kaynaklara göre Urfa olduğu söylenir.
Eski Ahit’in Aramice tefsirlerine göre, Habil ve Kabil’in mezar yeri “sonsuza kadar ıssız kalmakla” lanetlenmiş olsa da daha sonraki Musevi kaynaklarında, mezarlarının Şam’da olduğu iddia edilir.
Kabil’in Kardeşi Habil’i Öldürme Sebebi
Kabil’in kardeşi Habil’i öldürme eyleminin ardındaki motivasyonlar farklı yorumlara tabi tutulmuştur. İşte bu motivasyonların bazı açıklamaları:
Bazı yorumculara göre, Habil’in sunmuş olduğu kurban, sürünün en seçkin ve en besili kuzularından seçilenlerden oluşurken, Kabil’in sunusu olan meyve ve tahıl, daha az özenle seçilip hazırlanmıştı. Tevrat yorumcusu Rashi’ye göre Tanrı’nın Kabil’in sunusunu reddetmesinin amacı, Kabil’i tamamen reddetmek değil, onu gelecekte daha özenli davranması konusunda uyararak eğitmekti.
Diğer yandan, Yeni Ahit’te Habil, sunusunu imanının bir ifadesi olarak sunarken (İbraniler, 11:4), Kabil’in sunusu ise içsel kötülüğünün bir yansıması olarak değerlendirilir (Yuhanna I, 3:12).
Tevrat’ın Tekvin bölümünde, cinayetin nedeni olarak Kabil’in Habil’i kıskanmasının anlatıldığı yer alır. Ancak bazı yorumcular, durumun bu kadar basit olmadığını iddia ederler. Eski Ahit’in Aramice çevirilerine göre, Habil ve Kabil’in birer ikiz kız kardeşi vardı ve bu kız kardeşlerle evlenmeleri istenmişti. Kabil, kız kardeşinin Habil’inkinden daha güzel olduğunu düşündüğü için bu değişikliği kabul etmedi.
Mormonlara ve Hz. İsa Toplumu’na göre ise Kabil’i kardeşini öldürmeye iten güdü, Hz. Musa’nın Kitabı’na göre yine kıskançlıktı, ancak bu sefer kıskançlığın nedeni Habil’in sahip olduğu hayvan sürüsüydü. Tevrat’ta sadece Kabil’in Habil’i öldürdüğü ifade edilir. Eski Ahit’in Aramice tefsirlerine göre ise kardeşler arasında bir dövüş yaşandı, daha güçlü olan Habil galip geldi, ancak ağabeyini bağışladı. Bununla birlikte, Kabil, Habil farkında olmadan saldırdı ve onu öldürdü. Cinayetin yöntemi farklı kaynaklarda farklı şekillerde anlatılırken, genel inanış Kabil’in taş, sopa veya boğarak cinayeti işlediği yönündedir. Ortaçağ’da ortaya atılan bazı iddialara göre ise cinayet sabanla işlenmiş olabilir.
Hristiyanlıkta, zaman zaman Hz. İsa ile Habil’in ölümleri karşılaştırılmıştır. Matta İncili’ne göre (23:35), İsa Habil’i “salih” olarak nitelendirirken, Hz. İsa’nın havarileri tarafından yazılan bir mektupta “(İsa’nın) akan kanının Habil’inkinden daha iyi şeyler söylediği” ifadesi kullanılır. Bu, Hz. İsa’nın kanının merhameti dilemeye yönelik olduğunu ve Habil’in kanının intikamı dilemeye yönelik olduğunu vurgular ve Kabil’in lanetlenmesine yol açar.

Kur’an’da Habil ve Kabil Hikâyesi
Kur’an’da Kabil ve Habil’den Maide Suresi’nde bahsedilir, ancak Kur’an’da isimleri geçmez. Diğer İslami kaynaklarda ise bu iki kardeşin adları Kabil ve Habil olarak bilinir.
Hz. Âdem’in oğullarından biri olan Habil, bir gün avlanmaya çıktı. Ormanda dolaşırken ansızın gözüne güzel bir ceylan ilişti. Bu güzel yaratık, Habil’in dikkatini öylesine çekti ki avladığı hayvanı unuttu. Ceylanın peşinden koşarak derin bir ormana girdi. Arayışı sonunda ceylanı bulduğunda ise tuhaf bir durumla karşılaştı; ceylan kaçmıyordu ve Habil’i yakından takip ediyordu.
Bunu fark eden Habil, birdenbire mutluluğunu kaybetmiş gibi hissetti. Diğer aile fertleri de zamanla onun yanına geldiler ve Habil’in eve dönme vaktinin geldiğini anladılar. Ancak Habil, içten içe diğer aile fertlerinin de masum olmadığını düşündü ve bu düşünceyle hızla eve koştu.
Habil, avdan eli boş döner ve Kabil onu alaycı bir şekilde sorgular. Habil, babalarının kızacağına dair endişeli bir soru sorar ve Kabil, bu endişeyi doğrular. Ancak Habil, babalarının kızmasının yanlış olacağını savunur. Tartışma giderek daha gergin hale gelir ve Kabil, kurban sunusu kabul edilmeyince Habil’i öldürmeye karar verir (Maide Suresi, 27-32).
Bunun yanı sıra, İbn-i İshak tarafından rivayet edilen ancak sahih olmayan bir hadise göre, Habil ve Kabil’in birer ikiz kız kardeşi vardı ve bu kız kardeşlerle evlenmeleri istenmişti. Kabil, kız kardeşinin Habil’in kız kardeşinden daha güzel olduğunu düşündüğü için bu değişikliği kabul etmedi.
Bir gün, Habil ve Kabil bir av gezisine çıktılar ve bir leoparla karşılaştılar. Kabil, kibirlenerek leopara saldırmak istedi, ancak leopar Kabil’e zarar verdi. Habil, leoparı öldürerek Kabil’i kurtardı. Bu olay sonrasında, Habil rüyasında Kabil’in cehennemde yanmakta olduğunu gördü.
Kabil, Habil’e karşı öldürme tehdidinde bulunduğunda, Habil şiddete karşı çıkmayarak Allah’tan korktuğunu ifade etti ve kardeşi Kabil’e karşı el kaldırmadı. Ancak içten içe Kabil’in cehennemde yanmasını diledi. Bazı liberal İslami akımlara göre, Habil pasifizmin ve şiddet karşıtlığının ilk savunucusu olarak kabul edilir.
Sonrasında, Kabil Habil’i öldürerek yeryüzündeki ilk cinayeti işlemiş oldu. Kur’an’da cinayetin nasıl işlendiğine dair detaylı bir açıklama yer almaz. Allah, Habil’in cesedini nasıl gömeceğini göstermek için bir karga gönderdi. Karganın yeri eşeleyerek gömme işlemine başladığını gören Kabil, bu durumu görerek kargadan bile daha aciz olduğunu anladı ve yaptığından pişmanlık duydu (Maide Suresi, 27-32).
Kabil, artık hem kardeşini hem de ailesini kaybetmişti ve babasına karşı yalan söyleyemeyeceğini bilerek uzak diyarlarda yaşamını sürdürdü. Habil’in ölümüyle birlikte Hz. Âdem ve Hz. Havva’ya Şit adında bir çocuk verildi. Böylece ikinci bir peygamber dünyaya geldi.

Konu İle İlgili Ayet ve Hadisler
Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti. (Maide: 27)
“Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.” (Maide: 28)
“Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır.” (Maide: 29)
Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. (Maide: 30)
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten aciz miyim ben?” dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu. (Maide: 31)
Bundan dolayı İsrailoğullarına şunu yazdık: “Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da yeryüzünde aşırı gitmektedir. (Maide: 32)
Kabil ve Habil hikâyesi ile ilgili sahih hadislerde, olayın detaylarına veya isimlere yer verilmez. Ancak bu konuyla ilgili tefsir ve siyer kitaplarında, ayrıntılar ve Hz. Âdem’in ilk oğlu olarak Kabil’in adıyla daha fazla bilgi bulunmaktadır.
