Diyarbakır’da bulunan Hevsel Bahçeleri ve Diyarbakır Surları, önemli kültürel miraslarımızdan biridir. Bölge tarım ve turizm açısından oldukça önemli bir yere sahiptir. Bu anlamda şehre katkısı çok büyüktür. 2015 yılında UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne eklenmiştir.
Şehrin güneydoğusunda bulunan Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri’nin taşıyarak biriktirdiği bereketli topraklardan oluşmaktadır. Bahçe Diyarbakır Surlarının hemen yakınında bulunmaktadır. Tarih boyunca çok çeşitli sebze ve meyve yetiştirilerek, şehrin ihtiyacı karşılanmıştır. Nehrin kıyısında bulunan bu bahçe, çok sayıda göçmen kuşa ev sahipliği yapmaktadır.
Diyarbakır Surları ise, dünyanın en eski ve sağlam surlarından biridir. Hatta Çin seddinden sonra, dünyanın en uzun surlarıdır. Surların ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Surların neredeyse tamamı ayakta sağlam bir şekilde durmaktadır. Diyarbakır ilinde ‘’Eski Diyarbakır’’ denilen kısmı çevrelemiş durumdadır.
Diyarbakır Surlarının Özellikleri
Yontma bazalt taştan yapılan Diyarbakır Surları, iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Surların yüksekliği 8 metre ve uzunluğu ise 5,5 kilometredir. Üzerinde oyma ve kabartma motiflerle bezeli yazılar bulunmaktadır. Ayrıca çift başlı kartal, hac, boğa, aslan, sfenks ve bitki kabartmaları da yer almaktadır.
Kalenin dört tarafa açılan, dört kapısı bulunmaktadır. Kuzeyde bulunan kapı Dağkapı (Harput), Batıda bulunan kapı Urfa (Rum) kapı, Güneyde bulunan kapı Mardin (Tell) kapı, Doğuda bulunan kapı ise Yenikapı (Dicle ve Şat) kapı olarak isimlendirilmektedir. Cumhuriyet döneminde tahliye kapısı olarak açılan iki kapı daha bulunmaktadır. Bunlar Hindibaba ve Tekkapı isimlerindedir. Kale üzerinde 82 burç bulunmaktadır. Diyarbakır’ın simgesi haline gelen surlar, üzerinde bulunan yazıtlar, kitabeler ve kabartmalarla bir açık hava müzesini andırmaktadır.
Diyarbakır Surları ilk defa MÖ 3000 ve 4000 yıllarında bugünkü iç kalenin olduğu yerde yapılmıştır. Bu surlardan günümüze kadar gelen çok az kalıntı bulunmaktadır. Bugünkü Diyarbakır Surları ise MS 346 yılında, İmparator II.Constantinius tarafından yaptırılmıştır. Bölgede yaşayan medeniyetler tarafından çeşitli dönemlerde, bakım, onarım ve yenileme işlemleri yapılmıştır. Bunun sonucunda surlarda farklı plan ve yapım teknikleri, farklı motiflerle karşılaşmak mümkündür. Diyarbakır Kalesi ilk yapımından sonra tanıklık ettiği medeniyetler Bizans, Abbasi, Selçuklu, Artuklu, Eyyubi, Akkoyunlu ve en sonunda Osmanlı Devleti’dir.
Diyarbakır Surları ile ilgili anlatılan efsaneye göre; dönemin birinde surlar kuşatılmıştır. Kuşatma günlerce süren kanlı çarpışmalar şeklinde olmuştur. Kalenin burçlarını savunan Yedikardeş bir türlü teslim olmamıştır. Düşman tüm gücüyle yüklenmesine rağmen bir sonuca ulaşamamıştır. Bunun üzerine bir elçi göndererek uzlaşmak istemiştir. Yedikardeşler gelen elçiye teslim oluruz, fakat canımızın bağışlanmasını isteriz demişlerdir. Kaleyi yalnızca kralınız ve komutanlarımız gelip canımızı bağışlarsa teslim ederiz şartını koşmuşlardır. Bunu kabul eden kral, komutanları ile birlikte kaleye girmiştir. Fakat kaleye girer girmez büyük bir patlama yaşanmış ve Yedikardeşler ile beraber kale havaya uçmuştur. Düşman dağılmış kalenin Yedikardeşler tarafından savunulan burcu ise ‘’Yedikardeşler Burcu’’ ismini almıştır.
Hevsel Bahçeleri İsmi Nereden Gelmektedir?
Hevsel Bahçeleri 8 bin yıllık bir tarihe sahiptir. Yani 8 bin yıl boyunca tarımın hiç durmadığı bir yerdir. Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bu bölge, oldukça bereketli bir yerdir. Yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve birçok savaşlar görmüştür. 200’e yakın ailenin geçimini sağladığı bu bahçelerde, her türlü sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Göçmen kuşların yoğun olarak mola verdiği noktalarından biridir. Bahçede çok çeşitli yerli ve göçmen kuş türü bulunmaktadır.
Hevsel kelimesi Arapça ’da; hor görülen, alçaltılan anlamına gelen bir kelimedir. Esfel kökünden türemiştir. Zamanında buraya Hevsel Bahçesi denmesinin sebebi ise Esfel halkından gelmektedir. Diyarbakır şehrine alınmayan ve dışlanan bir halk için söylenmiştir. Bu halk İran’dan kaçıp Diyarbakır’a sığınmak istemiştir. Dicle kıyısında yaşayan halk, geçimini tarımla uğraşarak sağlamıştır. Onlar sayesinde topraklarda çeşit çeşit ağaçlar yetişmiş, gür otlaklar ortaya çıkmıştır. Zaman içerisinde bu bahçeler kötü anlamdaki Esfel anlamını yitirerek Hevsel Bahçeleri ismini almıştır.




