Müslüman liderlerin yönettiği Osmanlı İmparatorluğu’nun, birçoğu halife olan padişahlarının hiçbiri hacca gitmemiştir. Altı asırlık Osmanlı Devleti’nde hacca giden tek hanedan mensubu, Fatih Sultan Mehmet’in oğlu Cem Sultan’dır. Umre yapan tek padişah ise, Türkiye’yi terk etmesinin ardından Arabistan’a giden Sultan Vahdettin’dir.
Osmanlı padişahlarından hacca gitmeye teşebbüs eden tek padişah Genç Osman’dır. Bütün itirazlara rağmen hacca gitmeye kalkışmış, başına bir takım felaketler gelmiştir. Bu girişiminden sonra, tahtını daha sonra da canını kaybetmiştir. Padişahların hacca gitmemesi tartışma konusu olurken, oldukça önemli sebepleri bulunmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu‘ndan önceki Türk devletleri yani Gazneliler, Karahanlılar, Büyük Selçuklular ve Türkiye Selçukluları hükümdarları, hanedan mensupları da hacca gitmemiştir. Osmanlı Devleti ile çağdaş olan Babür, Safavi ve Avşar devletlerinin hükümdar ve aileleri de hacı olmamışlardır. Osmanlı’dan ve Türk devletlerinden hacca giden hanedan mensupları birkaç kadından ibarettir.
Padişahlar hacca gidememişler fakat kendileri için her yıl birden fazla vekil göndermişlerdir. Aynı zamanda hacca gidemeyen padişahlar, kesilmiş saçlarını göndermiştir. Berberlerin kestiği saçlar, gümüş bir leğende yıkandıktan sonra buhurla tütsülenip, mühürlü bir çekmeceye konulurdu. Çekmece her sene Mekke ve Medine’ye doğru yola çıkan ‘’surre’’ denilen hac kervanına teslim edilirdi. Götürülen saçlar, Hz. Muhammed’in (sav) Medine’deki kabrinin yanında bir yere gömülürdü.

Padişahların Hacca Gitmeme Sebebi
Dokuzuncu yüzyıla kadar, İstanbul’dan hacca gidip gelme süresi yaklaşık 9 ay sürmektedir. Osmanlı İmparatorluğu‘nun yönetim sisteminde, bir hükümdarın tahtan bu kadar uzun süre ayrı kalması uygun değildir. Böyle uzun bir yolculuğa çıkan padişahın, döndüğünde tahtının elinden gitmiş olma ihtimali oldukça yüksektir. Aynı zamanda ülkenin İran ve Habsburglar gibi büyük düşmanlarından dolayı, padişahların merkezden uzaklaşmamaları gerekirdi. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, ulaşım imkânlarının artması ile beraber, hac yolculuğunun süresi kısalmıştır. Fakat bu dönemde de Osmanlı padişahları hacca gidememiştir.
İslam âlimleri; hükümdarın, onun makamındaki emirlerin yani vali ve şehzadelerin hacca gitmesinde mazur olduğu konusunda fetva vermiştir. Meşhur İslâm hukukçusu İbni Âbidîn, Reddü’l-Muhtar hâşiyesinin ikinci cildinin 146. sahifesinde şöyle yazıyor: ‘’Lübab şerhinden, o da Şemsü’l-İslam Serahsi’den naklen, arz ederiz ki, sultan ve sultan manasındaki emirler (vali ve şehzadeler) mahpus hükmündedir. Binaenaleyh içinde kul hakkı olmayan malından kendi namına birini hacca göndermesi icap eder. Mezkûr şekilde aczi tahakkuk eder de, ölünceye kadar devam ederse böyle yapılır.’’ Hükümdarlar mahpus hükmünde yani hapisteki bir şahıs hükmünde görülmüştür. Haccın vacip olması için gerekli şartlarından olan eda şartını, yerine getirmesi uygun görülmemiştir.

Padişahların, sıradan insanlar gibi tek başına ata ya da deveye binerek hacca gitmesi mümkün değildir. Padişahın yanında tam donanımlı bir askeri birliğin olması gerekir. Fakat hac ibadeti şahsi olarak yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. İfa aşamasında ortaya çıkan külfeti, hac ibadetine yüklemek uygun görülmemektedir. Haccın vacip olan şartlarından biri de yol emniyetinin olmasıdır. Osmanlı padişahları döneminde çöl hiçbir zaman güvenli olmamış, sürekli eşkıyalar bulunmuştur. O dönem; eşkıyaların padişahı yakalayıp esir aldıkları, öldürdükleri, düşmana sattıkları veya fidye istedikleri tasavvur bile edilemezdi.
Padişah uzaklaştığı zaman payitahtın boş kalıp karışıklıklar çıkmasının yanında, gittiği yerde de karşılaşabileceği birçok tehlike bulunmaktadır. Bu sebeple hükümdarın hac gibi uzun bir yolculuğa çıkmasının birçok bakımdan düzeni bozacağı düşünülmüştür. Osmanlı padişahları, ülkenin birliğini milletin dirliğini düşünerek hacca gitmemiş yerine bedel göndermiştir. Aynı zamanda Osmanlı padişahlarının, Mekke ve Medine’ye yaptıkları önemli hizmetler, tarihte yerini almıştır.

Genç Osman’ın Hacca Gitme Teşebbüsü
Osmanlı İmparatorluğu tarihinde ilk defa hacca gitmeye niyetlenen hükümdar, Sultan II. Osman (Genç Osman)dır. Gitmeye çalıştığı dönemde Sadrazam Dilaver Paşa, zamanın uleması, şeyh Aziz Mahmut Hüdai ve o dönemin şeyhülislamı Esat Efendi gibi kişiler, bu isteğinden vazgeçirmeye çalışmıştır. Padişaha hacca gitmenin farz olmadığını söylemişler fakat genç padişah dinlemeyerek gitme çabasına devam etmiştir. Hacca gideceğini ilan ederek gerekli hazırlıklara başlamıştır. Padişahın geçeceği güzergâh üzerindeki vilayet ve sancaklara haber verilmiş gerekli hazırlıklar yapılmıştır.
Genç Osman‘ın yanında 500 yeniçeri ve sipahi olacak, geri kalan askerler İstanbul’un koruması için kalacaktır. Sadrazam, defterdar, Nişancı, rikab ümerası, gedikliler, 40 müteferrika ve 40 divan kâtibi, hac kafilesinde yer almıştır. Hacca gideceğini öğrenen yeniçeriler ayaklanmış ve saraya girerek bazı devlet adamlarını öldürmüştür. Derdest edilen Genç Osman ise, Yedikule zindanlarına götürülmüş orada boğdurularak hayatına son verilmiştir. Genç Osman devlet tarihinde, yönettiği insanlar tarafından tahttan indirilerek katledilen olan tek padişahtır.
Konu ile ilgili ”Genç Osman Kimdir? Kısa Süren Hayatı ve Dramatik Ölümü” isimli makale için TIKLAYINIZ!

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
