Taberiye Gölü kıyısındaki “Mecdel Nunayya” kasabasının ünlü ismi Mecdelli Meryem veya Batı’da bilinen adıyla Maria Magdalena, Hıristiyanlık tarihinde merak uyandıran bir figürdür. Geleneksel Hıristiyan inanışlarına göre, Magdalalı Meryem, Hz. İsa’nın öğrencilerinden biri ve dirilişinden sonra ilk görenlerden biridir.
Ancak, tarih boyunca bazı alternatif teoriler ve efsaneler ortaya atılmıştır. Bu teorilerden biri de Magdalalı Meryem’in Hz. İsa’nın eşi olabileceği yönündedir. Bu iddia, Hıristiyanlık tarihinde büyük tartışmalara neden olmuş ve merak uyandırmıştır. Bu gizemli konuyu aydınlatmak ve farklı perspektifleri keşfetmek için, Magdalalı Meryem’in Hz. İsa’nın eşi olup olmadığını daha yakından incelemek önemlidir.

Mecdelli Meryem Kimdir?
Mecdelli Meryem veya Batı’da bilinen adıyla Maria Magdalena, Hz. İsa’nın havarinden biriydi ve Yeni Ahit’e göre Hz. İsa’nın dirilişinden sonra ilk olarak onunla karşılaştı. Hristiyanlık geleneğinde, 22 Temmuz, Azize Mecdelli Meryem Günü olarak anılır. Mecdelli Meryem’in doğum yeri olarak kabul edilen “Mecdel Nunayya” kasabası Celile’nin Taberiye Gölü kıyısındadır ve Luka İncili’ne göre Hz. İsa, onu kötü ruhlardan arındırmıştır.
Luka İncili’ne göre, Hz. İsa bir gün Ferisilerden Simun’un evine davet edilir. Yemek sırasında, günahkâr bir kadın odaya girer, Hz. İsa’nın ayaklarını gözyaşlarıyla yıkar, saçlarıyla kurular ve güzel kokulu bir yağla mesheder. Simun, bu durumu “Bu adam peygamber olsaydı, kendisine dokunan bu kadının kim ve ne tür bir kadın olduğunu, günahkâr biri olduğunu anlardı,” diye eleştirir. Hz. İsa, Simun’a bir öykü anlatır ve kadının büyük günahlarını bağışladığı için onun da kendisini daha fazla sevdiğini ifade eder. Daha sonra kadına “Günahların bağışlandı … İmanın seni kurtardı, esenlikle git,” der. Luka İncili’nde bahsedilen bu günahkar kadının Mecdelli Meryem olduğu kabul edilir.
Başka bir inanışa göre ise Hz. İsa, İsrail’de fahişelik yaptığı için taşlanmaya mahkûm edilen Meryem’e yardım eder. Hz. İsa, kalabalığın toplandığı bir durumda, “Hiç günahım yok diyen devam etsin” diyerek Meryem’i savunur ve kalabalık dağılır. Meryem daha sonra tövbe eder, Hristiyanlığı benimser ve azize olarak kabul edilir.
Mecdelli Meryem’in hikâyesi, efsaneler ve geleneklerle süslenmiş bir yolculuğa dönüşür. Bu efsanelerden biri, Hz. İsa’nın müritlerinden Maximinus ile birlikte deniz yoluyla Efes üzerinden Fransa’nın Marsilya kentine gitmesidir. Marsilya’ya vardıktan sonra, Mecdelli Meryem’in inzivaya çekildiği ve sadece kilise ayinlerinde dağıtılan kutsal ekmekle ve limon ağaçlarından yükselen kokuyla beslendiği söylenir.
Fransız mutfağının sevilen lezzeti olan Madeleine çöreğiyle de bu hikâye bağlantılıdır. Rivayete göre, bu çöreklerin Magdalalı Meryem’e bağlı bir manastırdan ortaya çıktığına inanılır. Fransız İhtilali’nden sonra manastır dağıtıldığında, rahibelerin tariflerini astronomik bir fiyatla pastacılar birliğine sattığı söylenir. Böylece, Madeleine çörekleri Fransa’nın dört bir yanına yayılır ve özellikle Azize Mecdelli Meryem Günü olarak kabul edilen 22 Temmuz‘da, bu çöreklerin tüketimi artar.

Hz. İsa’nın Çocuğu Olduğu İddiası
Havarilerin Hz. İsa ile ilgili anlatıları arasında dilden dile dolaşan efsanelerden biri, Magdalalı Meryem’in Efes’ten Fransa’ya geçtiğini öne sürüyor. Bu efsaneye göre, Fransa’da milattan sonra 5 ile 8. yüzyıllar arasında hüküm süren Merovingian Hanedanı’nın da Hz. İsa ile Meryem’den geldiği iddiaları bulunuyor. Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” kitabında da bu iddialar yer alıyor, ancak gerçeklikleri tartışmalı.
Efsaneye göre, Hz. İsa çarmıha gerilirken hamile olan Magdalalı Meryem, doğmamış çocuğunun güvenliği için kutsal topraklardan kaçar, gizlice Fransa’ya gelip Yahudilerin arasına sığınır ve kızı Sarah’ı dünyaya getirir. Hz. İsa’nın nesli Fransa’da gizlice çoğalır ve Merovingian soyu oluşur, onlar da Paris’i kurarlar. Dan Brown’ın kitabına göre, bu sırrın koruyucusu “Sion Tarikatı”dır, ancak Vatikan bu iddialara şiddetle karşı çıkıyor.

Mecdelli Meryem Hz. İsa’nın Eşi Olduğu İddiaları
Papa II. Jean Paul’un Dan Brown’ın ‘Da Vinci Şifresi’ kitabındaki düşüncelere karşı açtığı savaş, aslında 1945 yılında Mısır’ın Nag Hammadi kentinde keşfedilen kutsal el yazmalarına dayanıyordu. Nag Hammadi belgeleri, Hıristiyan dünyasında büyük bir tartışma başlatmıştı. Bu belgeler, bir havarinin ‘Magdalalı Meryem’ olarak adlandırılan bir kadının Hz. İsa ile evlendiğini ve bu evlilikten bir çocuğun olduğunu iddia ediyordu. Dan Brown’ın kitabıyla gündeme gelen bu tartışmalara ve sorulara Hıristiyan teologların verdiği yanıtlar da mevcuttu.
Nag Hammadi kayalıklarında gübre arayan Muhammed Ali adlı biri, kardeşiyle birlikte kazı yaparken, Hıristiyan dünyasını sarsacak bir keşfin eşiğinde olduklarının farkında değillerdi. Aralık 1945’te, Muhammed Ali ve kardeşi toprağı kazarken bir metre boyunda bir toprak çömlek buldular.
Muhammed Ali ve kardeşi, çömlek bulduklarında içinden altınlar beklerken, deriye sarılı 13 papirüs tomurcuğu çıktı. Nag Hammadi belgeleri, Mısırlı yetkililerin dikkatini çekti ve bir kısmı ABD’ye kaçırıldı. Yıllar sonra ortaya çıkan Muhammed Ali, belgelerin kaybolduğunu belirtti ancak 52 kutsal metin geriye kaldı. Bu belgelerin Yunanca el yazmalarının Kıpti çevirileri olduğu anlaşıldı ve MS 120 ila 150 yılları arasında Yunanca olarak yazılmış, MS 350 ila 400 yılları arasında Kıptice’ye çevrilmişti.
1970’lerde piyasaya sürülen kitaplarla birlikte Hıristiyan dünyasında Magdalalı Meryem ile Hz. İsa’nın akrabalığının günümüze kadar uzanıp uzanmadığı tartışılmaya başlandı. 1982’de Henry Lincoln, Michael Baigent ve Richard Leigh’in ‘Kutsal Kan, Kutsal Kâse’ adlı kitabı, Hıristiyanlığın ‘Kutsal Kâse’ sırrının Magdalalı Meryem olabileceği teorisini öne sürdü. Bu kitap, Dan Brown’un ‘Da Vinci Şifresi’ romanına da ilham kaynağı oldu.

Magdalalı Meryem Adı Yeni Ahit’te 12 Kez Geçer
Amerikalı ilahiyatçı Profesör James Robinson,“Matta, Luka, Markos ve Yuhanna’nın İncillerini bir tür ”Hz. İsa biyografisi” olarak tanımlıyor. Nag Hammadi belgelerini ise “söylencelerin derlemesi” olarak niteliyor. Robinson’a göre, bu iddiaların neden popüler olduğu ise şöyle açıklanabilir: “Belgeleri derleyenler, muhtemelen Hıristiyanlığın sol kanadını güçlendirmek istiyorlardı, tıpkı günümüzde ortaya çıkan ‘New Age’ akımları gibi.
Kilisenin çok dünyevi, çok maddeci, çok bedensel olarak algılayıp, ruhani, sembolik, ulvi, en önemlisi de gizemli anlamlarını özlüyor olabilirler. Filippos belgelerinde Hz. İsa’nın diğer müritlerinden daha çok sevdiği ve sık sık öptüğü belirtiliyor. Ancak Robinson, bunun sadece ‘eş’ anlamına gelmeyebileceğini savunuyor. Öpücüğün eski kilisede doğurganlık için bir metafor olarak kullanıldığını belirtiyor.
Dan Brown’un “Da Vinci Şifresi”nde merkezi bir rol oynayan Magdalalı Meryem adı Yeni Ahit’te 12 kez geçer. Hz. İsa çarmıha gerildiğinde, sadece Magdalalı Meryem müritlerinden oradaydı. Ölümünden sonra da Hz. İsa ile ilgilenen yine Meryem oldu. Hıristiyan öğretisine göre, Hz. İsa’nın göğe yükseldiğini fark eden de, üç gün sonra mezarını ziyaret eden yine o oldu.

Gnostik metinlerde ise, Hz. İsa ile Meryem arasında daha özel bir ilişkinin işaretleri bulunmaktadır. Hz. İsa’nın, diğer havarilere vermediği sırları Magdalalı Meryem’e aktarmış olabileceği düşünülmektedir. Ancak bu durumda, Meryem’in kıskançlıklar ve rekabetin hedefi olabileceği söyleniyor.
Luka’nın İncili’nde, kadının adı geçmez, sadece ‘günahkâr’ olarak adlandırılır. Bu günahkâr, Hz. İsa’nın ayaklarını yıkar, saçlarıyla kurular, öper ve merhem sürer. Hz. İsa, “Günahlarından arınıyor, bu yüzden beni çok seviyor” der.
İlahiyatçı Elaine Pagels, Magdalalı Meryem’in diğer müritlerden daha fazla bilgiye ve sırra sahip olup olmadığına ilişkin olarak, “Detayları bilmiyoruz, ancak İsa ile özel bir ilişkisi olmalı. Meryem surelerinde, ona diğerlerine anlatmadığı şeyleri anlattığı ve özel bir sevgi beslediği belirtiliyor. Hz. İsa’nın ona diğerlerine söylemediği şeyleri anlattığına dair kanıt yok, ancak imalar var” diyor.

Son Akşam Yemeği’ndeki Figür Magdalalı Meryem mi?
Georgetown Üniversitesi dini sanat ve kültür tarihi Profesörü Diane Apostolos-Cappadona ise “Son Akşam Yemeği”nde Magdalalı Meryem figürünün olup olmadığına ilişkin olarak, “İlk tepkim, masada bir kadının oturduğu ilginç bir yaklaşım oldu! Bu, feminist teolojiye veya teolojinin postfeminist dönemine uygun gibi görünüyor. Ancak gerçek olamaz.
Tarihte, Son Akşam Yemeği’nde bazen Hz. İsa’nın masanın ortasında, bazen başında oturduğunu görüyoruz. Masa yuvarlak, kare veya dikdörtgen olabilir. Yine de Yuhanna‘nın Hz. İsa’ya hep yakın oturduğunu biliyoruz. 20. ve 21. yüzyıl algısıyla bakıldığında, Yuhanna’yı yumuşak, feminen ve genç bir karakter olarak görüyoruz. Ancak cinsiyet algısının kültürel ve sosyal bir kavram olduğunu unutmamak gerekir. Bugün bizim erkeksi veya kadınsı olarak algıladığımız şeyler, 15. yüzyıl Floransa’sı ile aynı değildir” şeklinde yanıtlıyor.

Vatikan Konuya Ne Diyor?
Cenova Başpiskoposu Kardinal Tarcisio Bertone, Hürriyet’in Roma Temsilcisi Reha Erus’un sorularını şöyle yanıtlıyor:
Maria Magdalena meşru mudur? – Elbette meşrudur. Günahkâr bir haldeyken, iyiliği seçti ve Hz. İsa aracılığıyla pişmanlık duydu. Hz. İsa, ona öğretilerini kabul ettirdi ve topluma geri dönmesini sağladı.
Son Yemek’te Hz. İsa’nın yanında oturan Maria Magdalena mıdır? – Kesinlikle değil. Bu kesinlikle yanlış bir iddia. Bu tür çirkin iddiaların yayılması, dinin yanlış anlaşılmasına neden olabilir. Bizim görevimiz, inananlara doğru yolu göstermektir.
Kitapta, Leonardo da Vinci ile ilgili yazılanlara ne diyorsunuz? – Üzgünüm Leonardo derim. Ölümünden sonra, onun hakkında böyle iftiralar atılması ve gerçek dışı hikâyeler uydurulması gerçekten üzücü. Başka ne söylenebilir ki? Zavallı Leonardo.
Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” Adlı Kitabına Göre
Dan Brown’ın “Da Vinci Şifresi” adlı kitabına göre Hıristiyanlığın temel inançlarından çok farklı, tamamen farklı bir hikâye anlatılıyor. Hz. İsa’nın ölümlü olduğu, evlendiği ve çocuk sahibi olduğu gibi. Kardinal Bertone’ye göre kilise, kadının statüsünü kesinlikle indirgemiş değil. Ancak “Da Vinci Şifresi”ndeki kurgu şöyle:
Leonardo da Vinci, Kutsal Kase’nin sırrını saklayanlardan biri olarak betimleniyor ve Milano yakınlarındaki Santa Maria delle Grazie Kilisesi’nin duvarında bulunan “Son Akşam Yemeği” freskinde bu sırrı açığa çıkarıyor. Hz. İsa’nın 12 havarisiyle birlikte ekmek kırıp şarap içtiği bu freskte, sağ yanında oturan kişi bir erkek değil, kızıl saçları, zarif kıvrımlı elleri ve göğüsleriyle bir kadın. Yani Magdalalı Meryem.
Kutsal Kâse sembolü, Hz. İsa’nın son akşam yemeğinde şarap içtiği kap nerede? Freskte bu kâse açıkça görünmüyor gibi görünse de aslında orada, Meryem’in simgesi olarak bulunuyordu. Kâse veya kadeh aslında kadınlık sembolüydü. Kutsal Kâse, kutsal dişiyi ve kilise tarafından tamamen yok edilen tanrıçayı temsil ediyordu. Kadının hayat verme gücü bir zamanlar kutsal kabul ediliyordu ancak erkek egemen kilisenin yükselişine tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden kutsal dişi şeytanlaştırıp günahkâr ilan ettiler.
Son Akşam Yemeği’nde Hz. İsa ile Magdalalı Meryem bir çiftti. İkisinin evli olması, İsa’nın Yahudi kültüründe bekâr bir erkek olmasından daha mantıklıydı. Yahudilikte yetişkin bir erkeğin evli olması beklenirdi ve İncil’de bu durumdan bahsedilirdi eğer öyleyse. Nag Hammadi yazıtlarında “Ve Kurtarıcı’nın yoldaşı Magdalalı Meryem” olarak geçer. Aramice’de “yoldaş” kelimesi eş anlamında kullanılır.

Sion Tarikatı’na Göre Hz. İsa’nın Soyu
Magdalalı Meryem’e tapınan Sion tarikatı’na göre, Hz. İsa çarmıha gerildiğinde karısı Meryem hamileydi. Kutsal Kâse hikâyesinde anlatılan İsa’nın kanıyla dolu olan kadeh aslında Meryem’i temsil ediyordu. Meryem, Mesih’in soylu kanını taşıyan Kutsal Kase’ydi ve Hz. İsa’nın bir soyu vardı. Vatikan bu sırrı dördüncü yüzyılda örtbas etmeye çalıştı ve Haçlı Seferleri’nin bir nedeni de buydu.
Hz. İsa, kilisenin Magdalalı Meryem’e emanet edilmesini istediği zaman, aslında ilk feministti. Meryem, kilise erkekleri karşısında güçlü bir varlıktı. Kilisenin kurucusu olmanın ötesinde, kilisenin yeni ilahının ölümlü nesiller dünyaya getirdiğinin fiziksel kanıtını taşıyordu. Kilise bu yüzden Meryem’i bir fahişe olarak tanıttı ve Hz. İsa ile evlendiğine dair tüm kanıtları sakladı.
Hz. İsa’nın Magdalalı Meryem İle Evli Olduğuna Dair Kanıt Bulunmamaktadır
Hz. İsa’nın Magdalalı Meryem ile evli olduğuna dair kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Hıristiyanlık inancına göre, Hz. İsa’nın evli olduğuna veya Magdalalı Meryem ile romantik bir ilişkisi olduğuna dair hiçbir yazılı kayıt yoktur. İncil metinleri de Hz. İsa’nın evli olduğunu belirtmez ve Magdalalı Meryem’in İsa’nın eşi olduğuna dair herhangi bir kanıt sunmaz.
Ancak, tarih boyunca bazı alternatif teoriler ortaya atılmıştır. Özellikle Gnostik metinlerde ve bazı alternatif Hıristiyan gruplarının inançlarında, Hz. İsa’nın Magdalalı Meryem ile daha özel bir ilişkisi olduğuna dair bazı ima ve efsaneler bulunabilir. Ancak bu, geleneksel Hıristiyan inancının dışındaki perspektiflere dayanan daha spekülatif düşüncelerdir ve kesinlikle kanıtlanmış gerçekler değildir.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
