İstanbul’un tarihi, sadece görkemli yapılarıyla değil, aynı zamanda gizemli ve koruyucu tılsımlı sütunlarıyla da doludur. Bu sütunlar, yüzyıllar boyunca şehre yönelen doğal felaketlerden ve belalardan korunmak için ustaların elinden çıkmıştır. Her birinin arkasında bir hikaye, bir inanç ve bir koruma gücü yatar. Sultanahmet’ten Saraçhane’ye, İstanbul’un dört bir yanında bu tılsımlı sütunlar, geçmişin izlerini taşıyarak merak uyandıran bir miras sunarlar.
Evliya Çelebi‘nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatname’de anlatıldığına göre, İstanbul’un çeşitli belalardan ve doğal afetlerden korunması için yedi iklimden getirilen ustalar, mimarlar, mühendisler, bilginler ve ilginç ilimlerle uğraşan ustalar tarafından yirmi yedi yerde yirmi yedi tılsım yapıldı. Bunlar arasında, yüzyıllar boyunca aktarılan 17 tılsımdan bazıları şunlardır:

Birinci Tılsım: Arkadios Sütunu
Arkadyos Sütunu veya Avrat Taşı, Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılında, Got isyanının Hun Hakanı tarafından bastırılması ve isyancı Gaines’in yenilip kellesinin İstanbul’a gönderilmesi üzerine İmparator Arkadyos tarafından dikilen zafer sütunudur. Sütun, günümüzün Cerrahpaşa ve Haseki semtleri yakınlarındaki Arkadyos Forumu’nun merkezine yerleştirilmişti; burası Haseki Hürrem Camii’nin yanındaki alandır. Bin parça beyaz mermerden yapılan bu sütun, içi boş bir minareyi andırmaktadır.
Dört bir yanı asker motifleriyle süslenmiştir ve tepesinde peri çehreli bir heykel bulunmaktadır. Rivayete göre, bu heykel yılda bir kez feryat eder ve etrafında bulunan tüm kuşları döndürür, ardından yere inerler. Rivayete göre, orada bulunan Rum halkı bu kuşları avlarlarmış. Hz. Muhammed’in (sav) doğumu sırasındaki depremde sütun yıkılmış, ancak tılsımlı olduğu için bazı kısımları ayakta kalmıştır.

İkinci Tılsım: Çemberlitaş
Avrupalılar tarafından “Yanık Direk” olarak bilinen Çemberlitaş, Roma’dan Konstantin tarafından getirilmiştir. Tavukpazarı’nda, günümüzde Divanyolu üzerindeki Atikali Paşa Camii‘nin önünde bulunan kırmızı som mermerden yapılmış yuvarlak bir sütundur. İlk başta üzerinde Apollon’un heykeli bulunuyordu, ancak sonradan Yulyanus ve Teodosyus kendi heykellerini yerleştirdiler. Zaman içinde hem yıldırım hem de yangın nedeniyle büyük zarar gördü.

Üçüncü Tılsım: Markianos Sütunu (Kıztaşı)
Kıztaşı veya Markianos Sütunu, 455 yılında Doğu Roma İmparatoru Markianos’un anısına Konstantinopolis’te dikilmiş olan anıtsal bir sütundur. Doğu Roma döneminde, 455 yılında inşa edilen Markianos Sütunu, günümüzde Fatih ilçesinde bulunan Kıztaşı olarak adlandırılan küçük bir meydanda yer almaktadır.
İstanbul’un Fethi’nden sonra, “Kıztaşı Mahallesi” olarak anılan ilk Türk mahalleleri arasında yer almıştır. Uzun bir süre Saraçhanebaşı’nda bulunan Yeniçeri odalarının bir bahçesinde saklanan bu anıt, bölgeyi büyük ölçüde etkileyen Çırçır Yangını (1908) sonrasında yapılan düzenleme çalışmaları sırasında yeniden gün yüzüne çıkarılmıştır.
Rivayete göre, Büyük Pozantin’in kızının mezarının üstünde bulunmaktadır. Bu tılsımlı sütun, kızın mezarını karıncalar ve yılanlardan korur. Başka bir inanışa göre ise sütun, 451 ile 457 yılları arasında şehre hükmeden Marsiyen’in heykelidir. Rivayete göre, bu taş çevresinden geçen kızların bekâretini koruyamayanları haber verir. Hatta İkinci Justin’in baldızını ifşa ettiği için heykel o dönemde kırılmıştır.

Dördüncü Tılsım: Altımermer
Altımermerli Sütun ya da Altımermer, günümüzde Kocamustafapaşa’da bulunmaktaydı. Her biri farklı bir bilginin yaptırdığı altı mermer sütun üzerinde, Sinek, Leylek, Horoz, Kurt gibi semboller bulunurdu. Bu sembollerin her biri farklı anlamları temsil eder ve altı tılsımı simgelerdi. Aşağıda okuyacağınız beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu tılsımlar, bu altı mermerin içindeki semboller ve onların açıklamalarıdır. Ne yazık ki, bu sütunlar günümüze ulaşmamıştır.
Beşinci Tılsım: Sinekli Sütun
İstanbul’un sırlarla dolu tarihi sütunları arasında, biri özellikle dikkat çekiyordu: Sinekli Sütun. Altı sütundan biri üzerinde, sürekli vızıldayan sinek motifli bir mermer bulunuyordu. Bu tılsım, İstanbul’u sivrisineklerden koruduğuna inanılıyordu. O dönemde şehri sarıp sarmalayan sinek istilasının sebebi olarak bu sütunun yıkılması gösterilmiştir.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde iki sinekli sütundan bahseder:
“Dördüncü Tılsım: Altımermer adlı yerde altı uzun sütun vardır ki her birini eski bilge üstadlar kurmuşlardır. Bunlardan birini Kavala Kalesi sahibi Filikos Hakîm inşa etmiştir. O sütunun üstünde tunçtan bir karasinek sureti bulunuyordu. Daima o sinekten, eşekarısı gibi bir ses çıkıp İstanbul’da sinek görülmezdi.”
“Beşinci ibret verici tılsım: Yine Altımermer’in birinde, Eflâtun-ı İlâhi bir sivrisinek resmi yapılmıştı. Bu tılsım sayesinde İstanbul’a sivrisinek girmesi imkansızdı. Hâlâ o tılsımın etkisi devam etmektedir…”

Altıncı Tılsım: Altımermer’de Bir Leylek Resmi
Bokrat tarafından yapılmış olan bu sütunda bir leylek sembolü vardır. Rüzgarın etkisiyle ses çıkarır ve İstanbul’daki tüm leylekleri öldürdüğüne inanılır.
Yedinci Tılsım: Altımermer’de Bir Horoz Resmi
Bu sütunda Sokrat’a ait bir horoz resmi vardı. Her gün 24 saatte bir öter ve tüm horozlara yol gösterirdi. İnanışa göre İstanbul’un horozları diğer şehirlerin horozlarından önce ötüşür ve uyuyanları namaza kaldırırdı.
Sekizinci Tılsım: Altımermer’de Bir Kurt Resmi
Bu sütunda bulunan bir kurt resmi, İstanbul’un koyunlarını koruduğuna inanılır. İstanbul’un koyunları, bu tılsım sayesinde çobansız dolaşır ve kurt saldırılarından emin olurlardı.
Dokuzuncu Tılsım: Altımermer’de Genç Çift Sütunu
Bu sütunda, birbirlerine sarılmış sevgililer resmedilmiştir. Bir çift kavga ettiğinde ve ardından bu sütunu kucakladığında, hemen barışırlardı.
Onuncu Tılsım: Altımermer’de Yaşlı Çift Sütunu
Diğer tılsımların aksine, bu sütunda ise iki yaşlı, kırışmış ve yaşlanmış bir çiftin resmi bulunmaktaydı. İnanışa göre, bu tılsımlı sütuna sarıldığınızda, sevdiğinizle yollarınızın ayrılacağına inanılırdı. Sütun, kötü giden bir ilişkiyi sonlandırmak için de tercih edilen bir yöntem olarak biliniyordu.

On Birinci Tılsım: Veba Sütunu
Evliya Çelebi’ye göre, bu sütun Sultan Bayezid Hamamı’nın yerinde bulunurdu. İddiaya göre, sütunun tılsımı sayesinde İstanbul tümüyle vebadan korunurdu ve sütun ayakta kaldığı sürece şehre veba bulaşmazdı. Ancak Sultan II. Bayezid hamam inşa etmek için bu sütunu yıktırdığında, bir oğlu vebadan hayatını kaybetti ve bu olaydan sonra İstanbul veba salgınıyla karşı karşıya kaldı.
On İkinci Tılsım: Kıvılcım Saçan Sütun
Tekfur Sarayı’ndaki Mihalaki adında bir hükümdar tarafından yaptırılan bu sütunun üzerinde tunçtan yapılmış bir ifrit sembolü bulunuyordu. Rivayete göre, bu ifrit yılda bir kez ateş saçar ve bu ateşten bir kıvılcım alan kişi, ömrünün sonuna kadar sağlıklı ve genç kalırdı.
On Üçüncü Tılsım: Koncoloz Mağarası
Günümüzde Fatih’te, Zeyrek’teki Hz. Yahya Kilisesi’nin yakınında olduğuna inanılan bir mağaradır. Kışın zemheri gecelerinde, “koncoloz” adı verilen cadılar ortaya çıkıp arabalara binerlerdi. Sabah vaktinde ise hepsi bu mağaraya çekilir ve kaybolurlardı.
Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, hemen kilisenin yanında bulunan bir sarnıçtan da bahseder:
“Konstantin’in bir büyük kilisesi dahi İstanbul’da Zeyrekbaşı denilen yüksek bir tepe üzerinde, Hz. Yahya adına yaptırılan 360 kubbeli manastırdır. Buraya bitişik bir sarnıç yapıp, içine kırk çeşme pınarlarını akıtıp, yerine bir medrese ve İncil evi yaptırdı. Hala Zeyrekbaşı yakınında abadan Piri Paşa Medresesi derler. Adı geçen su mahzeni sarnıca Soğuk Su derler. Yedi yüz yüksek direk üzerine yapılmış, göl gibi tatlı suyu vardır. Temmuz ayında Unkapanı gemicileri ve başka canlar, oradan susuzluklarını giderirler,”

On Dördüncü Tılsım: Ayasofya’da Dört Melek Sütunu
Bu gizemli tılsım, Ayasofya’nın içinde bulunan dört sütunlu bir anıttı. Her bir sütun üzerinde Cebrail, Azrail, Mikail ve İsrafil’in kabartmaları bulunurdu ve her biri farklı bir tılsımı temsil ederdi. İnanışa göre, Cebrail’in kanat çırpmasıyla Doğu’da bolluk ve bereket olacak; İsrafil’in kanat çırpmasıyla Batı’da kıtlık başlayacaktı. Mikail’in kanat çırpması, kuzeyden bir kahramanın çıkacağına işaret ederken, Azrail’in kanat çırpması dünyanın her yerinde veba salgınının başlamasına yol açardı.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesi’nde şöyle der:
“Hâlâ hatırlanan direkler, Ayasofya’nın Çukurçeşmeleri yakınında dört adet mermer sütunda görülmektedir.” Ayasofya’daki Çukurçeşme, 2012 yılındaki yenileme çalışmaları sırasında Ayasofya’nın girişi yakınında tekrar gün yüzüne çıkarılmıştır.

On Beşinci Tılsım: Örme Sütun
Bugün Sultanahmet’teki Atmeydanı’nda bulunan bu sütun, 911-959 tarihleri arasında hüküm süren Yedinci Konstantin Porfirogenet tarafından yaptırılmıştır. Yapımında kullanılan 300 kıymetli taş, farklı şehirlerden getirilmiş ve sütunun üzerine bir mıknatıs konulmuştur ki bu, şehri depremlere karşı koruyacağına inanılmıştır. Sütunu inşa eden mimarın mezarının, Ayasofya’yı yapan mimarın oğlu olduğu bilinmektedir.

On Altıncı Tılsım: Dikilitaş
Manyan oğlu Yanko döneminde, büyük bir usta tarafından yapılan bu yekpare ve dört köşeli sütun, Sultanahmet’teki Atmeydanı’nda bulunmaktadır. Dikilitaş olarak bilinen Teodos sütunu, M.Ö. 1600 yılında Mısır’ın Helyopolis (Güneş Şehri) kentinde dikilmiş bir taşın yarısıdır. İmparator Yulyanus, bu taşın Bizans’a getirilmesini emretmiştir. Taş, ölümüyle birlikte otuz yıl kadar Mısır’da Akdeniz kıyısında kaldı ve daha sonra 390 yılında Birinci Teodos tarafından getirtilerek dikildi.

On Yedinci Tılsım: Burmalı/Yılanlı Sütun
Yılanlı Sütun, tunçtan yapılmış olup yaklaşık 50 metre uzunluğundadır. Üç yılanın birbirine sarılması şeklinde tasarlanmıştır. M.Ö. 478 yılında Yunanlı Pavzanyas ve Aristidis’in İranlılar üzerine kazandıkları Platea zaferini kutlamak için Delf tapınağının önüne dikilmiştir. Konstantin, bu süsü ganimet olarak Bizans’a getirtmiştir. Sütunun ilk on üç bükümünde, savaşa katılan 32 Yunan şehrinin isimleri yazılıdır.
“İstanbul’da on yedinci tılsım burma bir direği ifade eder. Bu direk, üç başlı ejderha figürünü temsil eder. Bir başı, bir yeniçeri yiğidi tarafından tek bir darbede kırılmıştır. Bu olaydan sonra tılsımının kısmen bozulduğu ve İstanbul’un içine yılan, çıyan ve akrep gibi hayvanların girdiği söylenir.”

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
