Gaziantep’in sıcak hava koşullarından bunalan yerli ve yabancı turistler, sıcaklığın 45-50 derecenin üzerine çıktığı bu şehirde serinlemek için Kaleoğlu Mağarası’nı tercih ediyor. Bu tarihi mağara, dışarıdaki aşırı sıcaklığa rağmen, içerideki düşük sıcaklık sayesinde büyük ilgi görüyor. Mağarayı işletenler, müşterilerin soğuktan etkilenmemesi için elektrikli sobalar kullanıyorlar.
Termometrelerin 45-50 dereceyi gösterdiği Gaziantep’te, Kaleoğlu Mağarası, tarihi bir mekan olarak 500 yıldan uzun bir süredir varlığını sürdürüyor. Mağaranın iç sıcaklığı, dışarıdaki sıcaklardan oldukça farklı, yaklaşık -15 dereceye kadar düşebiliyor. Bu farklılık, turistlerin sıcak hava şartlarından uzaklaşıp serin bir ortamda vakit geçirebilmelerine olanak sağlıyor.

Mağaranın doğal serinliği ve tarihi atmosferi, Gaziantep ve çevre illerden gelen birçok kişinin ziyaret etmesine neden oluyor. Ayrıca, Antalya, İstanbul, Hatay, Kahramanmaraş gibi daha uzak kentlerden de ziyaretçilerin ilgisini çekerek popüler bir turistik mekân haline geliyor. Böylece, Kaleoğlu Mağarası sadece yerel halkın değil, ülke genelinde ve hatta yurtdışından gelen turistlerin de keyifli zaman geçirmek için tercih ettiği bir destinasyon oluyor.

Mağaranın Doğal Klima Özelliği
Müslüm Özkaplı, 500 yıllık tarihi Kaleoğlu Mağarası’nda müzisyenlik yaparak buranın güzelliklerini anlatıyor. Mağaranın doğal klimalı bir yapı olduğunu belirtiyor ve 4 doğal kuyusu olduğunu ifade ediyor. Bu doğal özelliği sayesinde mağaranın kendine özgü bir serinliği olduğunu vurguluyor. Dünya harikası bir mekân olan Kaleoğlu Mağarası’nın tüm ziyaretçiler tarafından sevildiğini aktarıyor.

Buraya gelen insanların çay ve kahve içerek vakit geçirdiğini, canlı müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadıklarını belirtiyor. Sıcak havalarda dışarıda çalışmanın zor olduğunu ancak mağaranın doğal klimalı olması sayesinde burada işlerini daha rahat yaptıklarını ifade ediyor. Bu nedenle, insanların sıcaktan kaçarak serinlemek ve eğlenmek için Kaleoğlu Mağarası’na ilgi gösterdiğini aktarıyor.
Mağara, hem doğal güzellikleri hem de içinde barındırdığı tarihi dokusu ile insanlara benzersiz bir deneyim sunuyor. Müslüm Özkaplı ve diğer işletmeciler, ziyaretçileri ağırlamaktan gurur duyuyor ve burada unutulmaz anlar yaşanmasına katkı sağlıyorlar.

Yeni Han (Kaleoğlu Mağarası) Tarihi
Yeni Han, üzerinde kitabesi bulunmayan ve yapılış tarihi kesin olarak bilinmeyen bir tarihi yapıdır. Ancak Ayıntab Vakıf Defteri’nde 1557 tarihinde “Han-ı Cedid” (yeni han) olarak adlandırıldığına dair bir kayıt bulunmaktadır. Bu nedenle, hanın 1557’den önce inşa edilmiş olması muhtemeldir. Hanın ilk sahipleri olarak Battal Bey’in kızı Asiye ve Hacı Osman Bey’in kızı Emine Hatun’un kayıtlarda geçtiği bilinmektedir.
Yapı, Osmanlı han mimarisi içinde tek avlulu ve iki katlı hanlar grubuna aittir. Hanın avlusunda zemin katta eyvan ve odalarla üç taraftan, bir taraftan revakla kuşatılmıştır. Üst katta ise bir taraftan odalarla, diğer üç taraftan revakla çevrilidir. Zemin katındaki mekânlar depo ve ahır olarak kullanılırken, üst kattaki odalar ise yolcuların konaklaması amacıyla yapılmıştır.

Yapıda en dikkat çeken süsleme, batı cephesindeki cümle kapısının üzerinde siyah ve beyaz kesme taşlarla oluşturulmuş olan süslemedir. Ayrıca, giriş açıklığının iki tarafında iki taş seki bulunmaktadır. Hanın diğer kısımları ise oldukça sade bir şekilde inşa edilmiştir. Hanın inşasında siyah ve sarımtırak renkte küfeki kesme taşlar kullanılmıştır. Örtü sistemi ise taş konstrüksiyonlu sivri beşik tonoz, çapraz tonoz ve aynalı tonozlarla düz örtüye sahiptir. Tarihi Yeni Han, mimari yapısı ve tarihi özelliği ile Gaziantep’in önemli kültürel miraslarından biri olarak günümüzde de varlığını sürdürmektedir.

