Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Melikgazi Köyü’nde, Melikgazi Kalesi’nin eteklerinde yer alan türbe, Danişmentliler’den Emir Melikgazi’ye (1104-1134) aittir. Türbenin alt kısmında Melikgazi’ye de ait olduğu düşünülen üç mumyalanmış beden yer almaktadır. Sandukanın bulunduğu üst kat ise ince ve yassı tuğlalardan özenle inşa edilmiştir. Tamamen tuğla kullanılarak yapılmış bu kümbet, dikkatle yerleştirilmiş geometrik desenlerdeki tuğla süslemeleriyle ince bir zanaatkârlık örneği sergilemektedir.
Anadolu’nun Türkleşmesinde önemli bir rol oynayan ve Haçlılara karşı direnen Danişmentliler’in ikinci hükümdarı Melikgazi’nin Kayseri’de bulunan mumyalanmış bedeni, batıl inançların etkisiyle halk tarafından parçalanarak alınmış. Hatta bazı kişiler, Melikgazi’nin cesedinden aldıkları dişi kaynatıp suyunu içmiş, kimisi saç telini, kimisi de elini koparıp götürmüş.

Danişmentliler’in ikinci hükümdarı Melikgazi, sayısız savaşa katılmış ve halkı için büyük bir lider olmuştur. Ancak, ölümünden sonra yaşadığı acılar daha da artmıştır. Melikgazi’nin cesedinin mumyalanmış olması, onun halk arasında bir tür evliya olarak kabul edilmesine neden olmuştur. Bu inançla birlikte, çaresizler şifa bulmak için onun bedeninden parçalar almaya başlamışlardır. Çocuğu olmayanlar, kısmet arayanlar ve hastalıklarına çare arayanlar, Melikgazi’nin mumyasını adeta talan etmişlerdir.
Tarihçi Halit Erkiletlioğlu, Melikgazi’nin ateşli hastalık nedeniyle vefat ettikten sonra cesedinin mumyalanıp Kayseri’deki türbesine yerleştirildiğini ifade etmiştir. 1935 yılında Melikgazi’nin eli koparılarak yurtdışına götürülmüş, 1978’de ise türbeye giren kişilerin sebep olduğu yangın nedeniyle mumyalanmış bedende büyük hasar oluşmuştur. Yangın söndürülmeye çalışıldıkça, mumyadaki tahribat daha da artmıştır.

Melikgazi Türbesi ve Mumyaya Yönelik Talan
1947 yılında Ankara Üniversitesi Tarih Enstitüsü öğrencileri ve asistanları, bir gezi düzenliyor. Gezi sona erdikten sonra, asistanlardan biri Kayseri’de kalmaya karar verir ve Melikgazi Türbesi’ni ziyaret etmeyi arzu eder. Bu isim kim mi? Tabii ki ünlü tarihçi Halil İnalcık!
Halil İnalcık, Melikgazi Türbesi’ni ziyaret ettiği anı ömrü boyunca unutamayacağını söyler. Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesine bağlı olan ve türbeden adını alan Melikgazi köyü, halk arasında “Türbeliler” olarak bilinir. 12 metre yüksekliğindeki Melikgazi Türbesi, iki katlı bir yapıya sahip olup, alt katında Danişmentliler’in hükümdarı Melikgazi’ye ait olduğu düşünülen bir mumya bulunmaktadır. Halil İnalcık, türbeye yaptığı ziyarette, tahta bir tabut içinde yer alan ve pamuklarla sarılı olan mumyanın, uzun boylu bir insana ait olduğunu belirterek büyük bir heyecan duyduğunu ifade eder.
Ancak yıllar geçtikçe, Melikgazi’nin mumyasına zarar verilmiş ve artık bir iz dahi kalmamıştır. 12. yüzyıldan günümüze kadar korunmaya çalışılan bu mumyanın başına gelmeyen kalmamıştır. 1935 yılında, ziyaretçilerden biri Melikgazi’nin sol elini çalar. O dönemde mumyanın eline, dermansız hastalıklara şifa vereceğine inanılmaktadır. Elin çalan kişi tarafından kim olduğu bilinmemekle birlikte, bu olay ilk şifa arayışının başlangıcıdır. Bir başka rivayete göre, Melikgazi’nin dişleri de ağzından sökülüp öğütülerek suya karıştırılır ve bu suyun hastaya şifa vereceği düşünülür.

Melikgazi’ye ait mumya, zamanla halk arasında bir şifa kaynağı olarak görülür. Bir gazetenin haberine göre, çalınan deri ve kemiklerin parçalanıp çorbaya katılarak kısır kadınlara içirildiği belirtilir. Bu durumun, çocuk sahibi olamayan kadınlar tarafından yaygın olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Ayrıca, bu parçaların cinsel gücü artırma amacıyla da kullanıldığına inanılır. Bu şifa inançları da yetmezmiş gibi, türbenin harcına geyik sütü karıştırıldığı söylenir. Geyik sütü de halk arasında şifa kaynağı olarak kabul edildiği için, zamanla türbenin duvarları soyulup parçalanmaya başlanır.
Melikgazi’nin mumyasına yönelik bu batıl inançlar ve talan, hem tarihsel hem de kültürel anlamda önemli bir dönüm noktasını işaret eder. Halil İnalcık’ın türbe ziyareti, bu kadim inanışların ve halkın şifa arayışının ne denli güçlü olduğunu gösteren bir tanıklık olarak hafızalarda yer etmiştir.

Melikgazi Mumyasını Talana Dair Rivayetler
Rivayetler, Melikgazi’nin mumyasının etrafında hiç bitmek bilmiyor. Bir başka rivayete göre, 1978 yılında, alt katındaki mumyanın olduğu alana elinde mumla giren ziyaretçiler, mumyanın tutuşmasına sebep olur. Bu yangın, mumyanın zarar görmemesi için suyla söndürülmeye çalışılsa da, bu sefer de mumyanın suyla ıslanması nedeniyle daha fazla hasar görür. Üstelik yangının ardından, mumyanın kafatasının yarısının karardığı söyleniyor. Melikgazi’nin mumyasının başına gelenler gerçekten de bir türlü bitmek bilmiyor.
1996 yılında, bir dönemin bitmesi ve bu olayların uydurma olduğu iddialarıyla, Melikgazi’nin mumyasının gömülmesine karar verilir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün öncülüğünde gömülen mumya, 2000 yılında Kayseri Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararıyla tarihi bir eser olarak kabul edilir ve toprağa gömülen bu mumya yeniden çıkarılır. O dönemde, mumyanın gömüldüğü için koktuğu ve güneşte kurutulması gerektiği de büyük bir tartışma konusu olmuştur. Ancak sonrasında ne olduğu konusunda kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

1990’ların sonunda, Saadettin Teksoy, mumyanın son halini göstermek için bir televizyon programı çekimi yapar. O dönemde ekranlara yansıyan görüntülerde, Melikgazi’nin mumyasının bir zamanlar Halil İnalcık’ın tarif ettiği gibi olduğu, fakat yangından kaynaklı kararmış kafatası ve sol kolunun eksikliği dikkat çekmektedir. Bu görüntüler, mumyanın ne kadar kötü bir durumda olduğunu gözler önüne serer.
2014 yılında ise bir gazetenin yaptığı habere göre, türbe o kadar bakımsızdır ki, içi güvercin yuvasına dönüşmüştür. Bu haber, kamuoyunda büyük yankı uyandırır ve ardından türbede restorasyon çalışmalarının başlatılması kararı alınır.
Bugün, Melikgazi’nin mumyasının bu günlere gelebilmesi bile bir mucize olarak görülüyor. Hâlâ kime ait olduğu net olarak bilinmese de, pek çok kişi bu mumyanın Melikgazi’ye ait olduğunu düşünmektedir. Çünkü rivayetlere göre Melikgazi, sol elini bir savaşta kaybetmiştir. Bu sebeple, mumyanın sol elinin çalındığına dair inanışlar ise doğrulanmamaktadır.

Konu ile ilgili ”Avrupalılar 500 Yıl Boyunca Mumya Yedi! İşte Sebepleri” isimli makale için TIKLAYINIZ!
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
