Kurtuluş Savaşı; Türkiye tarihinin dönüm noktalarından biridir. Kadın, erkek, genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden herkesin vatan için seferber olduğu ve ölümü göze aldığı bir mücadeledir. Tam bağımsız bir devlet olma yolunda, büyük bir mücadele verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlatılan Kurtuluş Savaşı’nda sayısız kahramanlar yer almıştır.
Kurtuluş Savaşı tecrübeli komutanlar tarafından yürütülmüş, fakat zaferde fedakârca her şeyi bu yola adayan halk da oldukça etkili olmuştur. Sivil vatandaşlardan oluşan halk ve kahramanları, vatan uğruna gözlerini kırpmadan tehlikelere atılmışlardır. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında ve bağımsızlık mücadelesinde önemli yere sahip olan ve tarihe adını yazdıran gizli kahramanlardan bazıları;
Gaziantep Savunmasının Simgesi; Şahin Bey

Gerçek adı Mehmet Said olan Şahin Bey, 1877 yılında Gaziantep’te doğmuştur. 1899 yılında henüz 22 yaşındayken Yemene er olarak gitmiştir. Yemen’de gösterdiği başarılarla kısa sürede başçavuş olmuştur. Tehlikeli birçok vazifeye gönüllü katılan Şahin Bey, 1918 yılında Mısır’daki İngiliz kampında esir düşmüş ve 1919 Aralık ayında yapılan ateşkesten sonra serbest kalmıştır.
Şahinbey Fransız işgali sırasında, İşgal kuvvetlerine erzak taşıyan 150 arabalık konvoyu bozguna uğratarak Antep’in kurtuluş mücadelesini başlatmıştır. “Düşman cesedimi çiğnemeden Antep’e giremez!” sözüyle tarihe geçmiş ve büyük bir mücadelenin başlamasını sağlayan kahramanlardan biri olmuştur.
Düşmana karşı direniş gösteren şahin Bey ve yanındakiler, Fransız birliklerini büyük bir hezimete uğratmıştır. 8 bin piyade ve 200 süvariden oluşan Fransız kuvvetleri, Antep’e ulaşmak için, 25 Mart 1920’de tekrar saldırıya geçmiştir. Şahin Bey Fransızlara karşı 4 gün boyunca direniş göstermiş, tek başına kalıncaya kadar mücadelesine devam etmiştir. Son nefesini verinceye kadar düşman ateşine karşılık veren Şahinbey, 28 Mart 1920 de elmalı köprüsünde şehit edilmiştir.
Türk Kadınının Kahramanlık Sembolü; Şerife Bacı

Şerife Bacı; kucağında 9 aylık bebeğiyle İnebolu’dan aldığı cephaneyi, istiklal yolunda kağnılarla Kastamonu’ya taşırken donarak şehit düşmüştür. Gösterdiği fedakârlık ile Türk kadınının, ulusal mücadeledeki sembol isimlerinden biri olmuştur.
1921 yılında yaşlılar, kadınlar ve çocuklar Bolu’dan aldıkları cephaneyi, cepheye ulaştırmak için yola çıkmışlardır. Buz gibi havada Küre Dağları’nı aşmak için var gücüyle yollarına devam etmişlerdir. Kağnılardan birinin başında bulunan ve 20’li yaşlarında olan Şerife Bacının ise kucağında 9 aylık bebeği vardır. Üşümesin diye kağnının içindeki silahların arasına otlardan bir döşek yapmış, kazağını da silah ve çocuğun üzerini örtmüştür.
Canla başla çalışan Şerife Bacı, cephanelerin ıslanmaması için bir taraftan cephaneyi koruyup, bir taraftan bebeğin donmasını engellemeye çalışmıştır. Zorlu mücadelede soğuğa dayanamayan Şerife Bacı, Kastamonu kışlası yakınlarında, silahların üzerine yatmış şekilde donarak hayatını kaybetmiş, küçük bebeği ise kurtarılmıştır.
Dağlarda Büyük Çarpışmalar Veren; Gördesli Makbule

Manisa’nın Gördes ilçesinde 1902 yılında doğan Makbule, Gördes’in ileri gelen ailelerinden birinin kızıdır. Küçük yaşlarda ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrenen Makbule, Usturumcalı Halil Efe ile evlenmiştir. 19’lu yaşlarındayken eşiyle beraber akıncı olarak, Kuvayı Milliye’ye katılmış dağlara çıkmıştır. Yunan kuvvetleriyle yapılan birçok çarpışmada yer almış, yiğitliğiyle silah arkadaşlarına cesaret vermiştir. Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919 da İzmir’i işgal etmesiyle, Kuvayı Milliye emrinde bulunan çete savaşlarına katılmıştır. Bu dönemde Yunanlılara büyük kayıplar verdirilmiştir.
İbrahim Ethem Bey, Makbule Hanım’ı şöyle anlatmıştır: ”Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyer, ayağında daima çizme ve başında da siyah başlık ve daima örtülü olup, yalnız gözleri meydanda bulunurdu. Kısa bir Japon filintası taşır ve düşmandan itinam olunmuş güzel bir doru ata biner ve daima müfrezenin dümdarı (artçısı) olarak kalırdı” . Gördesli Makbule, 17 Mart 1922 yılında Akhisar Sungurlu sınırı üzerinde bulunan Koca Yayla ’da Yunanlılarla girdiği çarpışmada vurularak 21 yaşında şehit olmuştur.
Kahraman Maraş’ın Sembolü; Sütçü İmam

Kahramanmaraş’ta süt satarak ve imamlık yaparak geçimini sağlayan Sütçü İmam’ın asıl adı Ali’dir. 1871 yılında Maraş’ın Fevzi Paşa mahallesinde dünyaya gelmiştir. Düşman askerlerinin Maraş’a saldırarak, 3 kadının peçesini açmak istemeleri üzerine düşmana ilk kurşunu atmıştır. 31 Ekim 1919’da atılan ilk kurşunla beraber Kahraman Maraş’taki mücadele hareketi başlamıştır.
Maraş’ın düşman işgalinden kurtulduktan sonra kendisine belediyede odacılık görevi verilmiştir. Daha sonra da kalede topçuluk görevi yapmıştır. Sütçü İmam’ın ölümüyle ilgili söylenenlere göre, Kahraman Maraş’ın kurtuluşunun yıldönümünde top atışı yapılırken, top çok aşırı ısındığı için ateş almış ve bir parça Sütçü İmam’ın alnına saplanmıştır. Hemen hastaneye kaldırılan Sütçü İmam 2 gün yaşadıktan sonra hayatını kaybetmiştir.
Milli Mücadelenin Sembolü; Mareşal Fevzi Çakmak

Atatürk’ten sonra ikinci ve son Mareşal olan Fevzi Çakmak, Milli Mücadele’nin önemli komutanlarındandır. Milli Mücadelede; özellikle de Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde önemli katkılar sağlamış bir kahramandır.
Hayatının yarısından fazlasını savaş meydanlarında geçiren Fevzi Çakmak, İzmir’in Yunan ordusu tarafından işgaline karşı durmuş, verdiği önemli kararlarla tarihteki yerini almıştır. 12 Ocak 1876 tarihinde İstanbul’da, Çakmakollarından topçu albayı Ali Sırrı Bey’in oğlu olarak dünyaya gelmiştir. Harp okulundan piyade rütbesiyle mezun olan Fevzi Çakmak, savaşlarda gösterdiği başarılarla hızlıca yükselmiştir. Savaş meydanlarındaki tüm zorluklara rağmen vatan toprağını korumaya devam etmiştir. Hayatını Türk milleti için, askerlik yaparak geçiren Mareşal Fevzi Çakmak, 10 Nisan 1950 yılında vefat etmiştir.
Ege’de Direnişin Sembolü; Yörük Ali Efe

Yunan işgali altında olan Aydın’da, Malgaç Baskını ile düşmana ilk darbeyi vuran ve bölgedeki istiklal mücadelesini başlatan sembol isim Ali Efe olmuştur. 19 yaşında Aydın dağlarında Alanyalı Molla Ahmet Efe’nin grubuna katılmış, daha sonra Ahmet Efe’nin ölmesi ile grubun başına geçmiştir. Gösterdiği kahramanlıklarla milletin gönlünde yer edinen Yörük Ali, ‘’efelerin efesi’’ unvanını almıştır. Aydın’ın Sultanhisar ilçesinde Kavaklı Mahallesi’nde 1895 yılında dünyaya gelmiştir.
İzmir, Aydın, Nazilli’nin düşman işgalinden kurtulması için 16 Haziran 1919’da, batı ve güney Anadolu’da düzenli, bilinçli ve milli şuurla düşmana ilk baskını vermiştir. Ramazan günü yapılan Malgaç Baskınında; demiryolunun kenarında bulunan Yunan karakolundaki düşman askeri büyük bir zarara uğratılmıştır. Düzenli ordunun kurulmasıyla birlikte de Yörük Ali, emrindeki grupla beraber düzenli orduya katılmış, Aydın cephesi komutanı olmuştur. 1951 yılında geçirdiği trafik kazasında bacaklarını kaybeden Yörük Ali Efe, 23 Eylül 1951 de hayatını kaybetmiştir.
