Bagan, Myanmar’ın Mandalay Bölgesi’nde bulunan tapınaklarla dolu antik bir kenttir. Myanmar, uzak doğunun en çok Budist tapınağına sahip olan ülkesidir. 2. yüzyılda kurulan tapınak şehir, 2 binden fazla tapınak barındırmaktadır. Görenleri hayran bırakan tapınakların kiremit rengi ayrı bir atmosfer yaratmaktadır. Özellikle gün batımına yakın kiremitlerin aldığı kızıl renk görülmeye değer manzaralar ortaya çıkarmaktadır. Bu antik kent Myanmar’ın en önemli turistik alanlarındandır. 104 kilometrelik alana yayılan tapınakların olduğu bölge UNESCO Dünya miras listesine eklenmiştir.

Marco Polo, Bagan’dan “Çınlayan çanlar ve hışırdayan keşiş cüppelerinin sesleriyle yaşayan yaldızlı bir şehir” olarak bahsetmektedir. Kent, zamanında Myanmar’ın oluşumuna kaynaklık eden Pagan Krallığının başkentliğini yapmıştır. Günümüzde arkeolojik alan olarak kabul edilen bölgede 11. ve 12. yüz yıllardan kalan Budist tapınakları yer almaktadır. Bagan ovasına yayılan binlerce tapınak, Asya’nın en zengin arkeolojik alanlarından birini oluşturmaktadır. Antik kent, zamanında 13 binden fazla tapınağı ev sahipliği yapmıştır. Fakat zaman içerisinde yaşanan saldırılar sonucu birçoğu yıkılmıştır.

Bagan Antik Kentin Tarihi
MS 2. yüzyılda kurulan antik şehir, MS 849 yıllarında Kral Pyinbya tarafından güçlendirilmiştir. Pagan Krallığı 250 yılı aşkın bir süre, krallığa başkentlik yapan bu bölgede hüküm sürmüştür Yaklaşık 104 kilometrekarelik bir alana yayılan bu dini yapılar, 10 binden fazla tapınak, 3 bin manastır ve stupa içermektedir. Ayrıca bölgede çok sayıda buda heykeli mevcuttur. Antik kent 1044’den 1287 yılına kadar, Pagan İmparatorluğu’nun politik, ekonomik ve kültürel merkezi olmuştur.

Bagan bölgesi ilk zamanlar dini çalışmaların yapıldığı bir merkez olarak kullanılmıştır. Fakat krallığın büyümesi ile beraber ihtişamı da büyümüş ve birçok alanda eğitimlerin yapıldığı bir merkez haline gelmiştir. Dilbilgisi, psikoloji, ölçü teknikleri, ses bilgisi, astroloji, kimya, tıp, yasa bilimleri gibi birçok alanda çalışmalar yapılmıştır. Kent, zamanında birçok keşiş ve Budist öğrencilerin çekim alanı olmuştur. Bu sebeple Hindistan’dan Sri Lanka’ya kadar farklı coğrafyalardan ve ayrıca Khmer İmparatorluğu‘ndan bölgeye gelip yerleşenler olmuştur.

Bagan bölgesinin genel kültürü, dini yönden baskın bir yapıdadır. Bölge Theravada Budizm’i, Mahayana Budizm’i, Tantrik Budizm’i çeşitli Hindu, Shaivizm ve Vaishnavizm okullarının birlikte bulundukları bir yer olmuştur. 11. yüzyıldan itibaren kraliyetin desteklemesiyle Theravada Budizm’i öncelik kazanmış ve pagan dönemi boyunca büyük gelişme göstermiştir.
Pagan İmparatorluğu, 1277 ve 1301 yılları arasında Moğol istilaları nedeniyle çöküşe geçmiş ve 1287 yılında dağılmıştır. Zamanında Bagan’da 50 bin ila 200 bin kişi arasında bir nüfus yaşarken, bu sayı giderek azalmış ve küçük bir kasabaya dönüşmüştür. 1297 yılında da, merkezi ovalar üzerinde yeni bir krallık olan Myinsaing Krallığı kurulduğu için kent başkent olmaktan çıkmıştır.

Tapınakların Hasar ve Onarım Çalışmaları
Aradan geçen zaman içerisinde tapınaklar, pagodalar ve manastırlar doğal afetler sebebiyle tahrip olmuştur. Bölge özellikle 20. yüzyılda 400’den fazla depreme maruz kalmıştır. 1975 yılında yaşanan bir depremde, tapınaklar büyük zarar görmüş ve bazıları onarılamaz hale gelmiştir. Ayakta kalan tapınaklara 1990’lı yıllarda restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Yapılan çalışmalar sanat tarihçilerinin eleştirilerine ve direnişlerine maruz kalmıştır. Yapılan eleştiriler restorasyonun orijinal mimariyi dikkate almadığı ve zarar verdiği yönünde olmuştur. Bu nedenle, kentin UNESCO Dünya Mirası Alanı tarafından atanması, askeri hükümet tarafından ilk aday gösterilmesinden 24 yıl sonra 2019’a kadar ertelenmiştir. Ağustos 2016’da, Myauk Guni ve Sulamani de dâhil olmak üzere yaklaşık 400 tapınak, yaşanan başka bir büyük depremle yok olmuştur. Myanmar Hükümeti, UNESCO uzmanlarının yardımıyla bu tapınaklardan bazılarını yeniden inşa etmeye başlamıştır.

Bölgede bulunan tapınakların birçoğu birbirinden farklı özelliklerde ve farklı zamanlarda inşa edilmiştir. Birbirinden ihtişamlı bu tapınaklar kendi içerisinde birçok hikâyeyi de barındırmaktadır. Örneğin; Bagan tapınaklarının en büyüğü olan Dhammayangyi Tapınağı, Kral Narathu’nun saltanatı (1167-1170) sırasında yapılmıştır. Babasını ve erkek kardeşini öldürdükten sonra tahta çıkan Narathu’nun, bu tapınağı suçluluk duygusundan ve günahlarının kefaretinden dolayı inşa ettirdiği düşünülmektedir.

