Agarta, yerin altında yaşadığına inanılan ileri düzey bir uygarlıktır. Tarih boyunca birçok medeniyette, önemli bir yere sahip olmuştur. Bu uygarlık ile ilgili birçok teoriler ortaya atılmakta ve çeşitli efsaneler anlatılmaktadır. Yaşadıkları yeraltı dünyasının, Asya sıradağlarının içinde bulunduğu ileri sürülmektedir. Uygarlığa kutup noktalarında bulunan deliklerden ya da yerin altına uzanan tünellerden gidilebileceği iddia edilmektedir.
Agarta ile ilgili anlatılanlara göre, uzay kökenli üstün bir ırk Himalaya dağlarının altında yer alan sonsuz mağaralar ülkesinde yaşamaktadır. Uzaylı olan ırkın insanları, zaman içerisinde ikiye ayrılmıştır. İyilik dürüstlük yolunu seçenler Agarta, karanlık yolu seçenler ise Shamballa’dır. Shamballa uygarlığı dünyayı ele geçirmek için çaba harcarken, Agarta uygarlığı toplumlardan uzak kalmayı tercih etmektedir.

Agarta Uygarlığının Giriş Kapıları
Yerin altında yaşayan Agarta uygarlığının giriş kapıları, kuzey ve güney kutbunda olduğuna inanılan büyük deliklerdir. Bu delikler uydu fotoğrafları ile kanıtlanabilmiştir. Ayrıca dünyanın birçok noktasında bulunan ve birbiriyle bağlantılı olduğu iddia edilen yeraltı tünellerinin de bu uygarlığa çıktığı söylenmektedir. Türkiye’de Nevşehir, Niğde, Göreme gibi bölgelerde bulunan yeraltı şehir ve tüneller ağının bu teoriyi desteklediği düşünülmektedir.
Tibet’in başkenti Lhasa’da Agarta uygarlığı ile bağlantısı olduğu düşünülen bir tünelden bahsedilmektedir. Bu tünelin girişi, sırrı saklamak için yemin eden tapınak şövalyeleri ve Lamalar tarafından korunmaktadır. Hatta dünyanın çeşitli bölgelerinde bulunan ve uydu fotoğraflarında sansürlenen gizli yerlerden bazılarının Agarta uygarlığına açılan kapılar olduğu söylenmektedir. Ayrıca Mısır’daki Giza Piramitlerinin tabanında bulunan gizli odaların, Agarta ile bağlantılı olduğuna inanılmaktadır.

Çeşitli Medeniyetlerin Mitolojisinde Anlatılan Agarta
Antik Yunan mitolojisinde Hyperborea adlı bir ülkeden bahsedilmektedir. Kuzey Trakya da bulunduğu söylenen hayali ülkede her şey mükemmeldir. Güneş 24 saat boyunca parlamaktadır. Bahsedilen güneş normal bilinen güneş değil, dünyanın içinde bulunan bir güneştir. Bu dünyaya Mısır, Tibet, Yucatan, Bermuda Üçgeni, Rusya ve Afrika’dan girişler bulunmaktadır.
Amerika’nın yerlileri arasında anlatılan Navajo efsanelerine göre de, insanın atasının dünyanın altından geldiği söylenmektedir. Yerin altında yaşayan bu insanların doğaüstü güçleri bulunmaktadır. Yaşanan büyük Nuh Tufanı sebebiyle mağaralardan yerin üstüne çıkmak zorunda kalmışlardır. Yüzeye çıktıklarında ise bildikleri her şeyi insan ırkını aktarmışlardır.

Eskimo, Mısır Ve Çin yazılarında da, kuzeyde bulunan büyük bir açıklıktan ve dünyanın altında yaşayan insan ırkından bahsedilmektedir. Yazılarda anlatılanlarda, bu medeniyetlerin atalarının da dünyanın içindeki cennet yerlerden geldiği söylenmektedir.
Budist geleneklerinde ise, binlerce yıl önce kutsal bir adamın kabilesini yerin altında kaybettiğinden bahsedilmektedir. Yerin altındaki insanların, zaman içerisinde kolonileştiğine ve bir krallık kurduğuna inanılmaktadır. Bu krallığın dünya yüzeyinde bulunan insanlardan ve bilimden çok daha üstün bir bilime sahip oldukları ve nüfusunun milyonlarca olduğu düşünülmektedir.
Yeraltı ırkları Kur’an-ı Kerimde, Tevrat’ta ve İncil’de de geçmektedir. İnsana benzeyen bu ırklar, Kur’an-ı Kerimde Yecüc ve Mecüc, Tevrat ve İncil’de Gog olarak bahsi geçmektedir. Genel olarak bütün toplumlarda Agarta uygarlığının Himalaya dağları altında çok geniş ve büyük bir mağara galerilerinde yaşadığı anlatılmaktadır.

Agarta Uygarlığını Gördüğünü İddia Eden Amiral Byrd ve Günlükleri
Agarta uygarlığı efsanesinin tek tanığı Amiral Byrd’dir. Amiral yeraltı uygarlığı teorisini doğrulayan tek kişidir. 1947 yılında kuzey kutbu seyahati sırasında uygarlığı gördüğünü iddia etmektedir. Orada gördüklerini günlüklerinde detaylı bir şekilde anlatmıştır.
Günlüklerinde; Kuzey kutup noktası üzerinde uçuş yaparken, daha önce hiç görmediği dağların üzerinden uçtuğunu ve bu dağların arasında akan bir nehir gördüğünü söylemektedir. Buz ve karların olması gereken yerde yeşil ormanların olduğu anlatılmaktadır. Görmek için aşağı indiği alan normal dünyadan tamamen farklıdır. Güneş görünmüyor fakat farklı bir ışık yansımaktadır. Mamut olduğunu düşündüğü değişik hayvanlar görmüştür. Ortamın sıcaklığı 23 derecedir. Ayrıca alanda bir de şehir görülmektedir. Üzerinde gamalı haç işareti bulunan uçan cisimler bulunmaktadır. Amiral, kendisiyle telsizden bağlantı kurduklarını ve son derece dost canlısı davrandıklarını anlatmaktadır. Orada yaşayan insanlar çok uzun boylu ve sarışındır. Yaşadıkları binalar kristalden yapılmış gibi parlamaktadır.
Amiral günlüklerinde kendisini özellikle oraya çağırdıklarını söylemiştir. İnsanların Japonya’da Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombalarıyla çok ilgilenmişlerdir. Bu olaylar sebebiyle uçan arabalarını göndererek insanları yakından gözetlemişlerdir. 1945 ten sonra da insanlarla iletişim kurmaya çalışmışlar fakat düşmanca davranılmıştır. Amiral yüzeye döndüğü zaman olanları anlatmış, söyledikleri kayda alınmış fakat bildiklerini saklaması söylenmiştir.

Adolf Hitler’in Konuya Olan İlgisi
Yer altında bir dünyanın olduğu görüşü zamanla politikacılar arasında da benimsenir hale gelmiştir. Bunların başında en çok konuyla ilgilenenlerden biri de Adolf Hitler’dir. Adolf Hitler, Almanların dünya dışından gelen beyaz tenli, sarışın, üstün bir ırk olduğuna inanmaktadır. Öyle ki, Hitler’in kurduğu Nazi Partisinin sembolü gamalı hac sembolüdür. Bu sembol Agarta uygarlığını anlatmak için kullanılan evrensel bir semboldür. Hitler, konuyla yakından ilgilenmiş ve araştırmıştır. Döneminde birçok Nazi subayının Agarta girişini bulmak için Tibet’i ziyaret ettiği bilinmektedir.

Günümüzde Agarta Hakkında Yapılan Çalışmalar
Yer altında bulunan uygarlıkları ortaya çıkarmak ve ulaşmak amacıyla, günümüzde bir takım çalışmalar yapılmaktadır. Konuyla ilgili olarak, Mısır Piramitlerinin altındaki tünellerin uzun süredir araştırıldığı bilinmektedir. New York Central Park’ın altında ve Afganistan’da yeni bir takım karmaşık tüneller bulunmuştur.
Dünyanın yapısı tekrar incelenmektedir. Yapılan coğrafi deneylerde 10 kilometre derinliğe ulaşıldığında sıcaklığın artması beklenirken, aniden düştüğü gözlemlenmiştir. 7 km den fazla derinliklerde fosil mikro organizmalara rastlanmıştır. Bu derinlikte karşılaşılan fosiller bugüne kadar dünyanın yapısıyla ilgili ortaya atılan teorilere ters düşmektedir.
Dünyanın içindeki ısı kaynağının sanıldığı kadar sıcak olmadığı ortaya çıkmıştır. Kolombiya Üniversitesinden Paul G. Richards ve Xiao- dong Song adlı sismologların tespitlerine göre, dünyanın içi, gezegenin geri kalan kısmından daha hızlı hareket etmektedir. Dünyanın çekirdeği daha hızlı hareket ediyorsa, onu çevreleyen kütlenin basınç uygulamadığı ortaya çıkmaktadır. Hareket eden iç çekirdeğin dünyanın içinde bahsedilen iç güneş olabileceği düşünülmektedir.
Dünyanın günümüze kadar geçerli olan, yerkabuğunun 60 km kalınlığında ve altında sıvı kaya tabakasının mevcut olduğu teorisinin yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Kaliforniyalı ve Illinoisli Jeofizikçiler yaptıkları bir araştırma sırasında, 400 km derinlikte dünyanın kabuğunu oluşturan sert kaya tabakaları bulmuşlardır. Yerin altında bir uygarlığın olup olmadığı tam olarak bilinmemektedir. Fakat ortaya çıkan bilgi ve belgeler yeraltı dünyasının gizemini daha da arttırmaktadır.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
