Rjukan, Norveç’in başkenti Oslo’nun yaklaşık 150 kilometre batısında, Telemark kentinde bulunan bir kasabadır. İskandinav coğrafyası, sıcak iklimlerin aksine soğuk ve karanlıktır. Kış aylarında, Rjukan kasabası da dağların gölgesinde kalmakta ve günler oldukça karanlık geçmektedir. Ancak Rjukan kasabası, bu doğal koşullarla başa çıkmak için farklı bir yöntem geliştirmiştir. Kasaba ayrıca, turistlerin ilgisini çeken bir güneş müzesi, buzul tırmanışları ve dağ yürüyüşü aktiviteleri ile ünlüdür.
Rjukan kasabası, Norveçli mühendis ve sanayici Sam Eyde’nin fabrikalarında çalışan işçilerin barınması için inşa edilmiştir. Küçük bir kasaba olan Rjukan, dar Vestfjord vadisi boyunca uzanan dağların arasında yer almaktadır. Ancak kasabanın çevresi dağlarla çevrili olduğu için, en önemli sorunu güneş ışınlarının kasabaya ulaşamamasıdır. Bu sorun nedeniyle, kasaba sakinleri yılın yarısını karanlıkta geçirdi ve bu durum 2013 yılına kadar devam etti. Güneşin yüksekliğini değiştirmek mümkün olmadığından, ancak dâhiyane bir fikir sayesinde bugün Rjukan kasabası güneş ışığının tadını çıkarabiliyor.

Rjukan Kasabasının Aydınlatılması
Dağların yönü ve kış güneşinin yüksekliği nedeniyle, Rjukan yılın yarısından fazlasında doğrudan güneş ışığı almaz ve bu da onu dünyanın en karanlık şehirlerinden biri yapar. 1900’lerin başında girişimci Sam Eyde, Rjukanfossen şelalesini satın aldı ve adını bulunduğu kasabadan alan Vemork adlı bir hidroelektrik santrali inşa etti. Hidroelektrik santralinin inşası, bölgede endüstriyel büyümeyi teşvik etti.

Kasabaya güneşi getirmenin tek yolu, aynalar yardımıyla güneş ışınlarını yönlendirmekti. Aslında Eyde’nin aklına, 1913 yılında dağın tepesine ayna takma fikri gelmişti. Ancak ne yazık ki bu fikri gerçekleştirecek teknoloji henüz gelişmemişti. Bu nedenle Rjukan halkı yaklaşık 100 yıl daha karanlıkta yaşamak zorunda kaldı. Ancak Ekim 2013’te asırlık fikir meyvesini verdi ve kasaba, güneş ışığını yönlendirmek için bir ayna sistemi inşa etti.

Norveççe‘de Solspeil olarak adlandırılan bu proje, Martin Andersen tarafından tasarlandı. 3 ayna tarafından aydınlatılan alan çok geniş olmasa da oldukça etkili, toplamda 600 metrekarelik bir alanı aydınlatıyor. Bu aynalar hareket edebiliyor ve ışığın en yoğun olduğu anlarda ilçe merkezine bu ışığı yansıtıyor. Heliostat olarak bilinen ve güneş ışınlarını yansıtan bu aynalar, güneş ve rüzgâr enerjisi ile çalışıyor. Güneşi takip ediyor ve doğru açıyla kasabaya ışığı yansıtıyor.
Rjukan kasabası, Martin Andersen tarafından tasarlanan ve hareket edebilen aynalar sayesinde güneşi görmeye başladı. Rjukan kasabası halkı, bu çözümü 1907’de sunan ilk kişi olan Sam Eyde’i saygıyla anıyor. Aynaların kasaba turizmi üzerinde de önemli bir etkisi olmuştur. Ancak bu çözüm tamamen ideal değil, çünkü ışık sadece kasabanın orta bölgesine yansıtılıyor. Yine de Rjukan halkı, güneşi hissetmese bile durumdan memnun ve ışık alan noktada buluşarak bir miktar D vitamini almaktan keyif alıyorlar.

Rjukan Kasabasının Doğal Güzellikleri
Bölge, güneşe erişemese de doğa turizmi açısından oldukça popülerdir ve buzul tırmanışı gibi etkinlikler de burada yapılır. Rjukan, kış aylarında donan yaklaşık 200 şelaleyle kaplı olan bir kış cennetidir. Deneyimli dağcılar tüm kış boyunca şelaleleri tırmanabilirlerken, festival sırasında dağcı olmayanlar da bu deneyimi yaşayabilirler.
Ayrıca, kasabada bulunan Gaustatoppen dağı, Norveç’teki en popüler yürüyüş rotalarından biridir ve buradan yapılan tırmanışlar, güzel manzaralar ve doğal güzellikler sunar. Dağın tepesinde bulunan Gaustatoppen Skywalk, ziyaretçilere 360 derecelik manzara sunar ve hatta bazı günlerde İsveç’e kadar uzanan görüş mesafesi sağlar. Sonuç olarak, Rjukan kasabası, güneş eksikliği sorununu çözmek için buldukları yaratıcı çözüm sayesinde dünya çapında tanınmış bir yer haline geldi. Doğal güzellikleri ve turistik aktiviteleriyle birlikte, Norveç’in en ilginç kasabalarından biridir.

