Donuktaş, Mersin’in Tarsus ilçesinde yer alan önemli bir Roma tapınağıdır. Tarsus ilçesi; tarih boyunca çeşitli dinlerin ve inançların bir arada yaşadığı bir yerleşim yeri olmuştur. Bu sebeple kültürel açıdan zengin bir geçmişe sahiptir. Bu kültürlerden kalan önemli yapılar arasında, “Donuktaş” veya “Dönüktaş” olarak adlandırılan Roma Tapınağı bulunur.
Ayasofya’dan bile daha eski bir geçmişe sahip olan gizemli tapınak, Antik Roma’nın en eski ve en büyük tapınağı olarak kabul edilir. Tapınak hakkında birçok bilimsel çalışmanın yanı sıra, şehir efsaneleri ve dilden dile dolaşan öyküler yer almaktadır. Donuktaş için Jüpiter Tapınağı, anıt mezar, Dor mabedi, saray, kehanet merkezi gibi çeşitli yakıştırmalar yer almaktadır.
Tarsus’un Tekke mahallesinde bulunan Donuktaş Roma Tapınağının; MS 2. yüzyılın sonlarına doğru, Roma İmparatoru Hadrian döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Tapınak Kilikya Roma Eyaleti’nin ortak tapınağı olarak kullanılmıştır.
Bu yapı, 18. yüzyıldan bu yana birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Ancak 1836 yılında Fransız konsolosu Gillet’in dinamitle yaptığı keşif sırasında, tapınağa büyük ölçüde hasar verilmiştir. Tapınağın kimin adına inşa edildiği tam olarak bilinmemektedir. Fransız bilim adamı Viktor Langlois; buranın Asur kralı Sardanapalus’un mezarı olduğunu ileri sürse de daha sonra yapının bir tapınak olduğu kesinleşmiştir.

Donuktaş Hakkında Bilimsel Araştırmalar
Donuktaş’ta ilk kazıyı gerçekleştiren Fransız arkeolog Charles Texier, kazılarda büyük bir heykele ait olduğu düşünülen bir parmak bulmuştur. En ciddi kazı çalışmaları ise, Prof. Dr. Nezahet Baydur ve Tarsus Müzesi tarafından 1982-1992 yılları arasında gerçekleştirilmiştir. Beş yıl sürdürülen çalışmalar kapsamında, yapıyla ilgili birçok bilgi elde edilmiştir. Daha önce yapılan çalışmalarda, bulunan mimari yapılara göre tapınak MS 2. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Fakat yeni buluntuların mimari özelliklerine bakılarak Antoninler dönemine, özellikle de bu dönemin sonu sayılan Kommodus zamanına tarihlendirilmektedir. Yapının imparator kültü ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Tapınağın mimari parçalarına dayanarak, 2. yüzyılda yapımına başlanıldığı ancak bitirilemediği düşünülmektedir.
Yapıyı meydana getiren parçaların ise Roma betonu olduğu anlaşılmıştır. Kalıplar halinde dökülen betonla ve yer yer görülen kireç taşı bloklarla istinat duvarı sağlanmıştır. Yapının 20 basamaklı bir kaide üzerine oturduğu tespit edilmiştir. Dikdörtgen planlı tapınağın dıştan uzunluğu 98 metre, genişliği 43 metre duvarların yüksekliği 8 metre, kalınlığı ise 6,50 metredir.
Ana mekânın üstünün açık olduğu anlaşılmıştır. Tapınağın 2. yüzyılda Kilikya’nın başkenti olan Tarsus’ta, bölge birliğini simgeleyen birlik tapınağı olduğu düşünülmektedir. Bir başka fikre göre de, Tarsus’un kurucusu ve baş tanrısı Sandan’aya (Sandon) adanmış olabileceği ileri sürülmektedir. Bu tanrıların Roma Dönemi’nde Jüpiter ile özdeşleşmiş oldukları için, Jupiter Tapınağı olarak yapıldığı düşünülmektedir.
2012 yılında Almanya’nın Marburg Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir çalışmada ise; yapının mevcut temelleri ve yapı elemanları lazer tarama ve jeofizik gibi modern yöntemlerle detaylı olarak ölçülmüştür. Yapının MS 130’lu yıllarda, imparatoru Hadrian kültü için inşa edildiği anlaşılmıştır. Kazılarda bulunan Roma, Bizans ve Osmanlı dönemine ait sikke, kandil ve keramik gibi parçalar Tarsus Müzesi’nde sergilenmektedir.

Donuktaş Tapınağının Gizemleri
Donuktaş Tapınağı’nın yakın zamana kadar hiç bir kapısının bulunmaması oldukça ilginç bir detaydır. Günümüzde mevcut olan kapı, daha sonradan açılmıştır. Tapınak içinde, nereye ulaştığı bilinmeyen tüneller bulunmaktadır. Bunlardan biri, Tarsus’taki Antik Roma yoluna bağlantılı olarak kurulmuş olabileceği düşünülmektedir. Aynı zamanda Ayasofya’da bulunan en görkemli kapılardan biri, daha önce Donuktaş’da bulunmuş, ancak Bizans İmparatorluğu tarafından İstanbul’a getirilerek Ayasofya‘da kullanılmıştır.
Tarsus halkı tarafından Donuktaş hakkında anlatılan bir hikâyeye göre; Donuktaş çok eski zamanlarda Gözlükule Höyüğü üzerinde bir kralın sarayı olarak kullanılmıştır. Ancak krala kızan bir din adamının savurduğu tekmeyle saray ters dönerek bugünkü yerine düşmüştür.
Yöre halkı tarafından anlatılan bir başka hikâyeye göre; Donuktaş’ın ortasında bulunan mağaraya giren yeni evlenen çiftler, yapının dışındaki bir başka yerden çıkarlarmış. Bu durum sayesinde evliliğin daha iyi olacağına inanılırmış. Ancak mağaraya giren bir çiftin bir daha dışarı çıkamaması ve ortadan kaybolması üzerine, mağaraya giriş çıkışlar yasaklanmıştır.

WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
