İlk bakışta fazla ilginç görünmeyen Ashoka Sütunu; Hindistan’ın Delhi şehrinde, ünlü Kuvvet’ül İslam Camii’nin bahçesinde yer alır. 7 metre uzunluğunda ve 6 ton ağırlığında olan bu sütun, yüzde 98 demirden oluşur. Yüzyıllardır paslanmayan bu sütun, çağını aşan nesneler arasında sayılır. 1600 yıllık Delhi’nin bu demir sütununun, kim tarafından ne amaçla yapıldığı bilinmemektedir. Uzun yıllardır araştırma konusu olan sütunu; kimileri uzaylıların yaptığını, kimileri de Hintli demir ustalarının yaptığını iddia eder. Paslanmayan Ashoka Sütunu, UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer almaktadır.
Ashoka Sütunu ismini, antik Hindistan’da bir dönem hüküm süren Maurya İmparatorluğu’nun üçüncü hükümdarı Asoka ya da Ashoka’dan alır. Sütunun Gupta İmparatorluğu’nun erken döneminde yapıldığı tahmin edilir. Hindistan’da, tek başına duran bu sütunun benzeri başka sütunlarda bulunur. Fakat diğer sütunlar yapısal olarak Ashoka Sütunundan farklıdır. Çoğu bozulmaya başlayan diğer sütunların aksine Ashoka Sütunu, yüzyıllardır herhangi bir zarar görmemiş, paslanmamış yeni gibi bir görünüme sahiptir. Ashoka Sütunu 1600 yıldan daha fazla bir süredir; Hint Muson yağmurlarına, rüzgârlarına ve sıcaklıklarına maruz kalır. Asırlardır dış koşullara maruz kalan bu demir kütlesinin, uzun bir süre önce pas yığınına dönüşmüş, çürümüş olması gerekir. Fakat saf demirden oluşan sütun, yapıldığı zamandan bu yana adeta korozyona meydan okumaktadır.

Ashoka Sütunun Paslanmama Sebebi
Ashoka Sütunu ile ilgili Erich Von Daniken, 1969 yılında kaleme aldığı ‘’Tanrıların Arabaları’’ isimli eserinde demir sütunun paslanmamasını, çağını aşan bir teknoloji olarak yorumlamıştır. Ayrıca Daniken, bu sütunun uzaylı ziyaretçileri tarafından inşa edildiğini iddia etmiştir. Sütunun ilginç özelliğini dünya dışı gizemli malzemelere bağlayanlar da olmuştur. Fakat sütun üzerinde yazılan yazılar, özellikleri ve yapılış şekli, Hintli demir ustalarına işaret eder. Sütun, antik çağlarda yaşayan insanların bilgi ve ustalıklarının son derece çarpıcı bir örneğini oluşturur.
Hindistan Kanpur Teknoloji Enstitüsü’nden R. Balasubramaniam tarafından yapılan araştırmalar sonucu sütunun; yüzde 99.72 demir, yüzde 0.08 karbon, yüzde 0.046 silikon, yüzde 0.032 azot, yüzde 0.114 bakır ve yüzde 0.114 fosfordan oluştuğu ortaya çıkarılmıştır. Sütun ile ilgili ortaya çıkan bulgular, yüzyıllar sonra bazı sırlarını çözmeye yardımcı olmuştur. Normal koşullarda demir; oksijen ve suya maruz kaldığı zaman korozyon olarak bilinen kimyasal bir süreç içerisine girer ve bozulmaya başlar. Bu süreçte oluşan oksitlenme, metalin aşınmasına ve tamamen bozulmasına kadar devam eden pas oluşumuna neden olur.

Balasubramaniam’ın yaptığı açıklamaya göre sütunun paslanmama sebebi, üzerinde bulunan koruyucu zardır. Demirin yapısındaki demir oksitleri, metalde yer alan yüksek orandaki fosfor ve bulunduğu coğrafyanın iklim koşulları ile birleşerek bu zarı oluşturmaktadır. Demirin 20′ de 1’ini oluşturan bu tabaka, demirin paslanmasını engellemektedir. Sütunu oksidasyondan koruyan ana etken fosfordur. Fosfor sütunun dış tarafında metal ve pas arasında bir bariyer oluşturan zarın oluşumunda önemli bir görev görür. Deney yapmak amacıyla sütundan zarın küçük bir kısmı kazınmış, daha sonra bu kazınan kısımda pas oluşmaya başladığı görülmüştür. Aradan geçen kısa bir süre sonra pas, kimyasal bir değişime uğrayarak zar tabakasına dönüşmüştür.
Ashoka Sütununun Tarihi
Sütunun bahçesinde bulunduğu Kuvvet’ül-İslam Camii, Hindistan’ın ilk Türk – İslam eseridir. Cami, Orta Asya’dan gelen Türk beyliklerinin kurduğu Delhi Sultanlığı tarafından, 1192 yılında inşa edilmiştir. Günümüzde harap halde olan camii, sütunun eski olduğu izlenimini veren tek şeydir. Camiden daha eski olan sütun ise bulunduğu bölgeye sonradan getirilmiştir. Madya Pradeş’te yapıldığı tahmin edilen sütunun, yüzlerce yıl önce kim tarafından ve hangi amaçla camiye getirildiği bilinmemektedir. Üzerine oyularak yazılan Sanskritçe yazılar sebebiyle, sütunun MS 3 ile 4. yüzyıl arasında yapıldığı düşünülmektedir. Fakat sütunun tarihini MÖ 900’lere yani bin yıl daha geriye götürenler de bulunur.

Kim tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber üzerinde ki yazılarda Chandra’dan bahsedilmektedir. Bu sebeple sütunun 4. yüzyılda yaşayan Gupta İmparatoru 2. Chandragupta Vikramaditya tarafından yaptırıldığı tezi güçlenmektedir. Gupta İmparatorluğu; 3 ila 6. yüzyılın sonlarına kadar varlık gösteren, zamanın en güçlü Hint imparatorluğudur. Hindistan’ın büyük bir bölümüne hükmetmiş olan İmparatorluk, Hint medeniyetini çok ileri seviyeye taşımıştır. Bu sebeple imparatorluk dönemi, Hindistan’ın altın çağı olarak anılır.
Ashoka Sütunu; İmparator Chandragupta tarafından bayrak direği olarak ya da devasa bir güneş saatinin parçası olarak yapıldığı tahmin edilmektedir. Aynı zamanda sütunun yıldırımları çekmek veya bir şekilde uzay ile etkileşime geçmek için tasarlandığı tahminleri de mevcuttur. 1997 yılından itibaren koruma amacıyla sütunun etrafı çitlerle çevrilmiştir. Fakat şans getireceğine inanan İnsanlar sayesinde sütunun koruyucu tabakası zarar görmüştür. Sırtını sütuna dayayarak elleri ile arkadan kavramaya çalışan binlerce ziyaretçi, bu harika eserin özelliğinin bozulmasına sebep olmaktadır.

