Ölüleri gömme geleneği kültürler arasında farklılık göstermektedir. En çok karşılaşılan ve toplumlarda genel uygulanan yöntem, yaptırılan mezarın veya lahidin altına ölüyü görünmeyecek şekilde gömmektir. Fakat bazı toplumlarda oldukça sıra dışı ve ürkütücü yöntemler de uygulanabilmektedir. Bunlardan biride Çin, Endonezya ve Filipinler’deki bazı toplumlarda görülen tabutları asma geleneğidir. Dik uçurumların yamacına asılan tabutlar, yüzyıllardır uygulanan ilginç geleneklerdendir.

Çin’de asılı olarak bulunan tabutlar, yerden 33 ila 165 fit yükseklikte yer almaktadır. Hatta bu tabutların yüksekliği bazen 328 fite kadar ulaşabilmektedir. En eski tabut, 3 bin yıl öncesine ait olan ve Fujian’ın doğusunda bulunan tabutlardan biridir. Bu bölgede yaşayan yerlilerin, tabut asma geleneğini çok uzun yıllardır sürdürdüğü bilinmektedir. Genellikle bu tabutlar gözden uzak, ulaşılması neredeyse imkânsız olan vadi yamaçlarında veya mağaralarda yer almaktadır.

Ölülerin Yüksek Yerlere Asılma Sebebi
Gizemli bir topluluk olan Igorot kabilesi, ölen insanları toprağa gömmek yerine el yapımı ahşap tabutlara koyarak dik kayalıklara asmaktadır. Bu insanlar bir zamanlar Çin’de de yaşamış olan Filipinler’in Sagada halkı olarak bilinmektedir. Bu geleneğin ortaya çıkış sebebi, nereden ve nasıl geldiği tam olarak bilinmemektedir. Fakat geleneğin kökeni ile ilgili çok çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. Bunlardan biri ölüleri yükseğe asarak onların cennete daha yakın olacaklarını düşünmeleridir. Bir diğeri ise, ölüleri yükseğe asarak onların vahşi hayvanlardan, doğal afetlerden zarar görmesini engellemek olduğudur. Bazılarına göre de bu gelenek, toprağın tarıma uygun halde kalması için uygulanmıştır.

Ölüleri dağlık ve yüksek yerlere asma geleneğinin 2000 yıldan daha fazladır süren bir gelenek olduğu bilinmektedir. Bu gelenek günümüzde de hala varlığını devam ettirmektedir. Sagada çevresinde, kutsal kabul edilen vadinin dik kayalıklarında asılı yüzlerce tabut yer almaktadır. Kasabanın yaşlıları ölmeden önce kendi tabutlarını sert ağaçtan oyarak hazırlamaktadır. Kendi tabutunu yapamayacak kadar yaşlı veya hasta ise yakınları bu tabutu hazırlamaktadır. Kapaklarına hayvan figürleri işlenen tabutlar, çoğunlukla 150 kiloyu bulabilmektedir.

Kişi öldükten sonra 5 gün süren cenaze merasimi yapılmaktadır. Daha sonra ölen kişinin bedeni çeşitli mumyalama sürecine girmektedir. Bu işlemden sonra hazırlanan cenaze kefenlenerek tabuta yerleştirilmektedir. Ölülerin boyundan daha küçük olan tabutlara yerleştirebilmek için bazı kemikleri kırılmaktadır. Hazırlanan tabutlar alkışlar içerisinde kasabada dolaştırılmakta ve bu törenin cenazeye iyi şans getireceğine inanılmaktadır. Cenaze taşıma sırasında, taşıyan kişilere ölünün kanı bulaşırsa iyi şans getireceğine inanılmaktadır. Bu işlemden sonra tabutlar sarp uçurumların yamacına, ahşap iskeleler ve halatlar yardımı ile yerleştirilmektedir. Ölen kişinin yakınlarından birinin tabutu bu bölgede yer alıyorsa, yeni gelen tabut onun üstüne veya yakınına yerleştirilmektedir.

Sagada halkı arasında asılı tabut, hala uygulanan bir yöntem olsa da, günümüzde birçok kişi normal cenaze töreni uygulamaktadır. En son asılı tabut cenaze töreninin 2010 yılında yapıldığı bilinmektedir. Sarp kayalıkların yamacına asılı tabutların yanı sıra, mağara girişlerinde de birçok tabut yer almaktadır. Yaklaşık 500 yıllık olduğu düşünülen tabutları Lumiang Mağarası’nın girişinde görmek mümkündür. Zaman içerisinde zarar gören tabutlardan insan kemikleri görülmektedir. Son derece ilginç görüntüler oluşturan bu tabutlar, turistler tarafından ziyaret edilmektedir.

Toplumlarda, Cenazelere Uygulanan Sıra Dışı Yöntemler
Ölüleri gömerken dinsel ritüeller uygulayan ve onları gömen ilk canlının 250 bin yıl önce yaşayan Neandartal insanı olduğu bilinmektedir. Bu ritüeller toplumlarda farklılık göstermiş fakat kuşaklar boyunca uygulanmaya devam etmiştir. Uygulanan dini törenlerin bazıları oldukça gariptir. Bu tuhaf yöntemlerden bazıları şu şekildedir;
Hindistan’da, eski dönemlerde kadınlar, ölen kocalarıyla birlikte diri diri mezara gömülmüş ya da yakılmıştır.
Hititler’de, ölen kişi eğer kralsa yalnızca etleri yakılmış, kemikleri temizlenerek yağlanmış ve güzel kokular sürerek özel bir kaba koyup öyle gömülmüştür.
Endonezya’da yaşayan Toraja kabilesi, ölüleri mezardan çıkartarak giydirip süsleyip gezdirmektedir. Yine benzer bir gelenek Madagaskar’daki yerliler de görülmektedir. Onlar da ölen kişileri özlem gidermek amacıyla mezardan çıkarmakta, kefenini değiştirerek geri gömmektedir.

Sümerler ’de ise, ölen kişi kral veya kraliyet ailesinden biri ise bu kişi için insan kurban edilmiştir. Aynı zamanda ölen kişinin yakınları, askerleri, karısı, cariyeleri ya da hayvanları bu kişi ile beraber gömülmüştür. Bu gelenek oldukça yaygın bir şekilde uygulanmıştır.
Papua Yeni Gine’nin Morobe dağlık bölgesinde yaşayan kabilelerde, ölülerin yağını çıkardıktan sonra, cenazeyi dağ yamaçlarına asmaktadır. Ölüden çıkan yağları ise, ölünün yakınları vücutlarına sürmekte ya da yemeklerde kullanmaktadır.

