Kaşıkçı Elması, Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen, 86 karat ağırlığındaki eşsiz bir elmastır. Bu elmas, çift sıra halinde 49 değerli taşla süslenmiştir ve dünya genelinde en tanınmış elmaslardan biridir. Elmasın Osmanlı hazinesine nasıl ve ne zaman girdiği, neden “Kaşıkçı Elması” olarak adlandırıldığına dair kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak adının, oval kesimi ve dolayısıyla bir kaşığı andırmasıyla ilişkilendirildiği düşünülmektedir.
Elmas, 86 karat veya yaklaşık 17,2 gram ağırlığındadır ve dünyadaki diğer elmaslara kıyasla büyüklük açısından belirgin bir farklılık göstermez. Ancak önemli bir tanınırlığa sahiptir. Çevresi çift sıra halinde 49 küçük elmasla süslenmiştir ve altın sarısı rengindedir.

Topkapı Sarayı’nda Sergilenmektedir
Kaşıkçı Elması, tarihi elmasların en ünlü ve en büyüklerinden biridir. Çalındığına dair iddialara rağmen hala Topkapı Sarayı’nda bulunan Dış Hazine Bölümü’nde sergilenmektedir. Bu bölüm her gün yaklaşık 15 bin ziyaretçi tarafından ziyaret edilmekte olup, Kaşıkçı Elması genellikle turistlerin ilk uğrak noktasıdır.
Sarayın dış güvenliğinden Jandarma sorumlu olup, içerisinde ise Milli Saraylara bağlı güvenlik personeli görev yapmaktadır. Bina genelinde yoğun güvenlik tedbirleri bulunmakta olup, her nokta güvenlik kameralarıyla 24 saat izlenmektedir. Bununla birlikte, binanın kubbelerinde bulunan kurşun kaplamalar nedeniyle bina içine telefon sinyalleri ulaşmamaktadır, bu da ek bir güvenlik önlemi sağlamaktadır.

Osmanlı Hazinesine Geliş Hikâyesi
Elmasın Osmanlı hazinesine gelişi hakkında çeşitli hikâyeler bulunmaktadır. Bunlardan birine göre, elmas 17. yüzyılın sonlarında İstanbul’da bir kâğıt toplayıcı tarafından tesadüfen çöplükte bulunmuştur. Elmas, bulunduğu kişinin aynı zamanda bir kaşıkçı olması nedeniyle “Kaşıkçı” adını almıştır.
Rivayete göre, kaşıkçı bulduğu taşı, gerçek değerinin çok altında bir fiyata bir kuyumcuya satmıştır. Ancak kuyumcu, taşın aslında çok değerli olduğunu fark edince bir arkadaşına göstermiştir. Bu durum kuyumcu ile arkadaşı arasında bir anlaşmazlığa sebep olmuş, olayın duyulmasıyla birlikte devreye Kuyumcubaşı girmiştir. Kuyumcubaşı, kavga eden taraflara bir miktar altın vererek taşı kendisine almıştır. Ardından, bu olayların Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa ve IV. Mehmet’e ulaşmasıyla elmas devlet hazinesine alınmış, işlenerek günümüzdeki görkemli halini almıştır.

Napolyon’un Annesinden Satın Alındığı Hikâyesi
Osmanlı hazinesine girişiyle ilgili en ünlü öykü, elmasın Napolyon’un annesinden satın alındığı hikâyesidir. Hikâyeye göre, 1774 yılında bir Fransız subayı olan Pigot, bu nadir elması Hindistan’dan satın alır ve ülkesine götürür. Bir süre sonra elmas, Napolyon’un annesi tarafından edinilir ve uzun bir süre onun sahip olduğu bilinir.
Ancak Napolyon’un sürgüne gönderilmesinden sonra, annesi elması satılığa çıkarır. Fransa’da bulunan Tepedelenli Ali Paşa’nın bir adamı tarafından satın alınan elmas, Paşa’ya ulaştırılır. Tepedelenli Ali Paşa, II. Mahmut döneminde devlete karşı ayaklandığı gerekçesiyle öldürülür ve mal varlığına el konulur. Böylelikle “Kaşıkçı Elması” devlet hazinesine dâhil edilir.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
