Berehut Kuyusu; Yemen’de Berehut Vadisi’nde bulunan 112 metre derinliğinde bir kuyudur. Bölge halkının yaklaşmak dahi istemediği kuyu, yıllar boyunca ‘’Cehennem Kuyusu’’ ya da ‘’Cin Hapishanesi’’ olarak anılmıştır. Kötü ruhların tutulduğu yer olarak da bilinen bu kuyu hakkında, yıllarca çeşitli efsaneler anlatılmıştır. Hatta kuyunun dünyayı yok edebilecek süper bir yanardağ olduğu inancı bulunmaktadır. Ummanlı bir keşif ekibi, konuyu araştırmak için ürpertici kuyunun dibine inmeyi başaran ilk insanlar olmuştur. Ekip tarafından ilk defa detaylıca araştırılan kuyu hakkında yapılan açıklamalar ise, söylenenlerin gerçek olmadığı yönündedir.
Kuyunun bulunduğu Berehut ve ya Bürhut vadisi; Terîm Kasabası’nın doğusundan başlamakta, Kabru Hûd yerleşim merkezini de içine alarak güneye doğru uzanmakta ve Hadramut vadisiyle birleşmektedir. Kabru Hûd’da bulunan büyük bir taş yığını, Hz. Hûd Peygamberin mezarı olarak bilinmekte ve her yıl Şaban ayında ziyaret edilmektedir. Mezarın bulunduğu topraklar, Hz. Hûd Peygamberin gönderildiği ve cezaya çarptırılarak helak olan Âd kavminin yaşadığı topraklardır. Kuyunun bulunduğu vadinin, yaşanacak büyük kıyamet alametlerinden birine ev sahipliği yaptığı anlatılmaktadır. Berehut Kuyusu, Arap tarihçilerin kitaplarında yer almakta ve kâfir ruhların hapsedildikleri, eziyet gördükleri kuyu olarak bahsi geçmektedir. Bazılarına göre kuyunun bu unvanı; içerisinden gelen kötü kokulardan kaynaklanmaktadır. Kuyu, Yunan ve Roma kaynaklarında da bahsi geçmekte ve Cehennem zebanilerinin oturdukları yer olarak anlatılmaktadır.

El Mahra ilinde çölün ortasında bulunan Berehut kuyusuna, daha önce de amatör kâşifler girmek istemiş, fakat kimse dibine kadar inmeyi başaramamıştır. Umman Mağara Keşif Ekibinden 10 kişilik bir grup, bir makara sistemi kurarak kuyunun dibine inmeyi başarmıştır. 30 metre çapındaki daire şeklinde girişten inen araştırmacılar kuyuda; yılanlar, kurbağalar, böcekler, ölü hayvanlarla karşılaşmıştır. Aynı zamanda bazıları 9 metre uzunluğa ulaşan dikitler ve sarkıtlar bulmuşlardır. Obruğun duvarlarındaki deliklerden ise küçük şelaleler şeklinde sular akmaktadır. Uzun süre kuyunun; gelen kötü kokular sebebiyle kükürt yanan, volkanik menşeli bir mağara olduğu düşünülmüştür. Fakat yapılan keşifte, yer altı sularının kimyasal maddeleri eritmesi neticesinde meydana gelmiş bir kireç taşı obruğu olduğu anlaşılmıştır. Kötü kokunun bir şekilde kuyuya düşerek ölen hayvanlardan kaynaklandığı düşünülmektedir.

Berehut Kuyusu Hakkında Anlatılanların Sebebi
Bölge halkı, hakkında anlatılan ve dilden dile dolaşan efsanelerden dolayı kuyuya yaklaşmaktan bile korkmaktadır. Hatta çoğu kişi, kuyunun lanetli olduğuna inandığı için kuyu hakkında konuşmaya bile çekinmektedir. Bunun sebebi ise insanların öldükten sonra kıyamete kadar ruhlarının nerede olacağına dair farklı rivayetlerin bulunmasıdır. Bu konuda âlimler birtakım farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bu rivayetlerden birine göre; Müminlerin ruhları yedinci kat semada iliyyûndadır. Kâfirlerin ruhları ise yedi kat yerin altında, şeytan ordusunun altındaki vadidedir. Bir başka rivayete göre; Müminlerin ruhları zemzem kuyusunda, kâfirlerin ruhları ise Hadramevt’te bulunan Berhût (Berehut) kuyusundadır.
Konu ile ilgili şöyle bir efsane anlatılmaktadır:
Günün birinde bir adam, sahip olduğu değerli eşyalarını, altınlarını o dönemin güvenilir ilim sahibi bir adama emanet ederek uzak bir yere yolculuğa çıkar. Aradan geçen zamandan sonra adam geri döndüğünde, mallarını emanet ettiği kişinin vefat etmiş olduğunu öğrenir. Hemen, ölen adamın yakınlarına giderek durumu anlatır. Fakat onlar böyle bir durumdan haberdar değildir. Telaşa kapılan adam değerli eşyalarını bulabilmek için her türlü çareyi arar.

Adam çareyi, dönemin önde gelen İslam âlimlerinden Süfyan-ı Sevri (r.a.) hazretlerine gidip derdini ona atmakta bulur. MS. 700’lü yıllarda yaşanan bu olayda Süfyan-ı Sevri (r.a.) hazretleri adama, seher vakti zemzem kuyusuna gitmesini söyler. Rivayete göre zemzem kuyusu, Mümin ruhların buluşma noktasıdır. Emaneti bıraktığı adamın ismini söylediğinde sesini duyabileceğini, emanetin nerede olduğunu sorabileceğini söyler.
Bunu duyan adam zemzem kuyusuna doğru yola çıkar. Oraya vardığı seher vaktinde, tıpkı Süfyan-ı Sevri (r.a.) hazretlerinin söylediği gibi önce selamını verip ardından kuyunun içine doğru ölen adama seslenir. Fakat herhangi bir cevap gelmez. Defalarca seslenmesine rağmen herhangi bir işaret ya da ses alamayan adam işe yaramayacağını anlar. Tekrar Süfyan-ı Sevri (r.a.) hazretlerinin yanına gider. Zemzem kuyusundan cevap gelmediğini anlattığında, bunu duyan evliya eyvah der. Eğer ki zemzem kuyusundan o adam selamına karşılık vermediyse geriye tek bir yer kalıyor. O halde bahsettiğin şahıs kâfirlerin, münafıkların yeryüzündeki buluşma yeri olan Yemen’deki Berehut kuyusundadır.

Günler süren yolculuğun ardından adam Berehut kuyusuna ulaşır. Süfyan-ı Sevri (r.a.) hazretlerinin dediği gibi gece teheccüd namazını kılar ve kuyunun başına varır. Kuyunun içine doğru seslendiğinde, içeriden gelen ses gerçekten de ölen adamın sesidir. Emanetinin nerede olduğunu soran adama, kuyudan gelen ses evin bahçesindeki ağacın altında gömülü olduğunu söyler. Hemen söylediği yere giden adam ağacın dibini kazdığı zaman emanetlerine ulaşır.
Berehut kuyusu hakkında bahsi geçen kıyamet alameti:
İmam-ı Ali (a.s ) buyurdu; “Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgâr ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüz ki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gök gürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu.”

