Tarihte önemli bir yere sahip olan Babil İmparatorluğu; Mezopotamya topraklarında bulunan Babil şehri çevresinde kurulan medeniyetlerden biridir. Babil’in merkezi bugünkü Irak’ın El Hilla kasabası üzerinde yer almaktadır. Bu imparatorluk, Sami kökenli bir topluluktan doğmuş ve MÖ 1894 yılında kurulmuştur. İlk zamanlarda Akadlar’a bağlı olarak varlığını sürdüren Babil İmparatorluğu, İmparator Hammurabi döneminde büyüyüp gelişmiştir ve başkenti Babil olmuştur.
Babil, surlarla çevrili kerpiç tapınaklar ve kuleler şehri olarak bilinir. Asma bahçeleri, Babil Kulesi ve İştar Kapısı gibi özellikleriyle uluslararası alanda tanınmıştır. Babil şehri arkeolojik alanında yapılan kazılar, 1800’lerin başında başlamış ve İştar Kapısı’nın bazı bölümleri de dâhil olmak üzere yurtdışına eserler gönderilmiştir. UNESCO’nun Dünya Mirası Komitesi, Irak’taki dev Mezopotamya metropolü Babil’i Dünya Mirası Alanı olarak kaydetmiştir.

Bölgede en yaygın kullanılan dil Akadca olmakla birlikte, Sümerce din dili olarak kullanılmıştır. Aramice ise ilerleyen yıllarda bölgenin ana dili haline gelmiştir. Babil başlangıçta güçsüz bir şehir olarak Akad İmparatorluğu’na dâhil olmuş, ancak Amori hükümdarı Hammurabi’nin liderliği altında hızla büyümüş ve güçlenerek bölgedeki en güçlü imparatorluklardan biri olmuştur. Bu dönemden sonra Güney Mezopotamya tümüyle Babil olarak anılmış ve devletin kutsal şehri Nippur olmuştur.
Hammurabi’nin oğlu döneminde zayıflayan devlet, uzun süre Asur, Kassit ve Elam egemenliği altında kalmıştır. Şehir, Asurlular tarafından yıkılıp yeniden inşa edilmiştir. MÖ 609-539 yılları arasında hüküm süren Yeni Babil İmparatorluğu, bağımsızlığını Keldani Nebupolassar önderliğindeki Asurlulardan kazanmıştır. Bu devletin de çökmesiyle birlikte Babil, Ahameniş, Seleukos, Part, Roma ve Sasani egemenliği altında kalmıştır.

Babil İmparatorluğunda Din
Babil halkı, birden fazla tanrıya taparlardı ve bu tanrılar üzerine birçok mitolojik öykü anlatılırdı. Bu mitlerin çoğu Sümer kaynaklıydı. Eski Babil silindir mühründe, Kral Şamaş’a bir hayvan sunulduğu görülür. Sümer Destanı’nın kahramanı Gılgamış ise, evrenin ve insanların yaratılışını konu alan bir hikâyede yer alır. Efsaneye göre, Gılgamış ölümsüzlük otunu bulmak için zorlu bir yolculuğa çıkar ve birçok güçlükle karşılaşır. Sonunda bulduğu otu, kayığında beklerken suyun dibinden gelen bir yılan çalar. Bu hikâye, sonraki yüzyıllarda Nuh Tufanı efsanesi ile benzer unsurlar taşıyan ifadeler içerir.
Babil’in baş tanrısı, Marduk’tur. Babil efsanelerine göre Marduk, ejderha Tiamat ile savaşarak onu yenmiştir. Marduk, yerin, göğün ve insanlığın yaratıcısı olarak kabul edilirdi ve yeryüzündeki temsilcisi krallardı. Marduk dışında, toprak, su, gökyüzü, güneş ve ay gibi tanrılara da tapılırdı. Asurlular da büyük ölçüde Sümerlilerin ve Babillilerin dinleriyle aynı tanrılara taparlardı. Ancak en büyük tanrıları, imparatorluğun başkentine adını veren Asur’du. Hem Babilliler hem de Asurluların baş tanrıçası İştar idi. İştar, Eski Yunan aşk tanrıçası Afrodit’e çok benzeyen bir tanrıçaydı.

Babil İmparatorluğunda Yazı ve Bilim
Sümer yazısı, bilinen en eski yazı sistemlerinden biridir ve Sümerler tarafından kullanılmıştır. Kil tabletleri üzerine yazı yazıldıktan sonra pişirilerek korunmuşlardır. Arkeolojik kazılarda bulunan binlerce tablet arasında bazıları 5000 yıllıktır. İlkyazı karakterleri resimlerden oluşuyordu ve zamanla Babilliler ve Asurlular tarafından kullanılan çivi yazısına evrilmiştir. Bu yazı biçiminde kavramları belirtmek için köşeli simgeler kullanılmıştır. Bulunan tabletlerin üzerinde yazılar din, matematik, yasalar, bilim ve diğer konulara ilişkindir.
Babil İmparatorluğu, tarih boyunca bilim, matematik, astronomi ve astroloji alanlarında yaptığı çalışmalarla ünlü bir medeniyettir. O dönemde saat, dakika ve saniye gibi birimlerin belirlenmesinde önemli rol oynamışlardır ve günümüze kadar kullanılan 60 tabanlı sayı sistemi de Babiller tarafından geliştirilmiştir. Bunun yanı sıra, Babiller astroloji alanında da öncü olmuştur. Bugün hala kullanılan 12 burç kavramı ilk olarak Babiller tarafından kullanılmıştır. Güneş ve ay tutulmalarının düzenli olarak tekrarlandığını keşfetmişlerdir.

Hammurabi Kanunları gibi hukuk alanında önemli çalışmalar da yapmışlardır ve bu kanunlar tarihte ilk yazılı hukuk kuralları olarak kabul edilir. Babil İmparatorluğu’nun yaptığı çalışmalar, sosyal, kültürel ve bilimsel açıdan sonraki medeniyetler için örnek teşkil etmiştir. Bu nedenle, Babil bölgesi turistler için popüler bir destinasyon olmuş ve birçok tur şirketi tarafından geziler düzenlenmiştir. Bölgedeki birçok eser, Babiller’in medeniyet anlayışını daha iyi anlamak için incelenmektedir.

Babil İmparatorluğunun Mimarisi
Babil, kil bolluğu ve taş eksikliği nedeniyle kerpiç kullanımının daha yaygın olduğu bir yerdir. Babil, Sümer ve Asur tapınakları, payandalarla desteklenen, yağmurun kanalizasyon sistemiyle taşındığı, ham tuğladan yapılmış devasa yapılar olarak inşa edildi. Ur’da bulunan bir kanal bile kurşundan yapılmıştır. Tuğla kullanımı, pilaster ve sütunların, fresklerin ve emaye çinilerin erken gelişimine yol açtı.
Duvarlar parlak renklerle boyanmış ve bazen çinilerin yanı sıra çinko veya altın kaplama da yapılmıştır. Meşaleler için boyalı pişmiş toprak koniler de sıvaya gömülmüştür. Babil’de, kabartma yerine, üç boyutlu figürlerin daha yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Bunun en eski örnekleri arasında, gerçekçi olmasa da hantal görünmeyen Gudea Heykelleri yer almaktadır. Taşın kıtlığı, her çakıl taşını değerli hale getirmiş ve değerli taş kesme sanatında yüksek bir mükemmelliğe yol açmıştır.

Babil’in Asma Bahçeleri
Babil’in Asma Bahçeleri, Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biridir ve MÖ 7. yüzyılda Babil kralı Nebukadnezar tarafından inşa edilmiştir. Bu çok katlı bahçe, çorak Mezopotamya çölünün ortasında yer alır ve ağaçlar, akan sular ve egzotik bitkilerle doludur. Coğrafyacı Strabon, bahçelerin birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluştuğunu, bu direklerin içlerinin çukur olduğunu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulduğunu belirtmiştir.
Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştır. Bahçelerin üst seviyelerini sulamak için ise Fırat Nehri’nden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılmaktadır ve bu su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıtılmaktadır.
Söylentiye göre, Nebukadnezar bu yapıyı sıla hasreti çeken karısı Semiramis için yaptırmıştır. Semiramis, Medes kralının kızıdır ve Mezopotamya’nın düz ve sıcak ortamı onu bunalıma itmiştir. Kral da karısının hasretini sona erdirmek için yapay dağların olduğu, suların aktığı yemyeşil bir bahçe inşa ettirmiştir. Bu sebeple bazen Semiramis’in Asma Bahçeleri olarak da anılır. Babil’in Asma Bahçeleri ile ilgili ayrıntılı makale için TIKLAYINIZ.

