Hammurabi; MÖ 1792’den MÖ 1750’ye kadar hüküm sürmüş olan, birinci Babil Hanedanlığının altıncı kralıdır. Hammurabi, kanunların temeli sayılabilecek bir cezalandırma yöntemini hayata geçirmiş ve kendi adını verdiği ‘’Hammurabi Kanunları’’ ile anılmıştır. Bu kanunlar, katı kurallardan oluşan tarihteki en acımasız kanunlardan biridir. Mezopotamya bölgesinde ortaya çıkmış olan kanunlardan bazıları Anadolu’da da uygulanmıştır. İçerisinde ölüm cezalarının da yer aldığı bu kanunlar ‘’Tanrının Kanunları’’ olarak adlandırılmıştır.
Savaşçı ve baskın kişiliği ile ön plana çıkan Hammurabi, çocukluğundan itibaren kralların aldığı eğitimi almıştır. Eğitimleri arasında çivi yazısı, matematik, fizik, astroloji, astronomi, coğrafya, siyaset bilimi ve aşçılık yer alır. Aldığı bu eğitimleri kral olduktan sonra da geliştirmeye devam etmiştir. Çıkarmış olduğu kanunları, çivi yazısı ile Stel üzerine yazdırmış ve halkın görebileceği merkezi bir yere diktirmiştir. Günümüzde bu Stel, Fransa’da Louvre Müzesi’nde sergilenmektedir. Hammurabi’nin kanun koyucu ününden dolayı tasviri, birçok Birleşik Devletler hükûmet binasında yer almaktadır. Hammurabi, Amerikan Kongre Binası’ndaki ABD Temsilciler Meclisi odasındaki mermer kabartmalarda tasvir edilen 23 kanun koyucudan biridir.

Hammurabi Kanunlarının Özellikleri
Mezopotamya’da, medeniyetin temelleri MÖ 6 bin yıllarından itibaren atılmaya başlamıştır. Bölgede Babil İmparatorluğu’ndan önce Sümerler, Akadlar, Asurlar bulunmuştur. Dünya medeniyetinin temellerini atan Sümerler ’den sonra Mezopotamya’nın tek hâkimi Akadlar olmuştur. Daha sonra bölgeye Asurlar, Medler, İskitler, Kimmerler ve Babiller hâkim olmuştur. Babil kralı Hammurabi, hükümdarlığı döneminde Mezopotamya’nın tamamını egemenliği altına almıştır. Koymuş olduğu kanunlar ise, Sümer yasalarının aksine fiziksel cezalandırmaya daha fazla vurgu yapan ilk kanunlardandır. Bu sebeple Hammurabi Kanunları günümüzde, ‘’göze göz, dişe diş’’ olarak tanımlanır. Hammurabi bu kanunları, Adalet Tanrısı Şamaş’tan aldığını iddia etmiştir.
Kanunları, her bir suç için belirli cezalar öngören ve masumiyet karinesi tespiti isteyen ilk kanunlar arasındadır. Kanunların öngördüğü cezalar son derece sert olmasına rağmen, haksızlığa uğrayan kişinin hakları gözetilmiştir. Bu kanunlar Tevrat’ta geçen ‘’Musa Kanunları’’ ile benzerlik gösterir. Yaşadığı dönemde Hammurabi, birçok kişi tarafından tanrı olarak kabul edilmiştir. Aynı zamanda ölümünden sonra da Babillerin ulusal Tanrısı Marduk’a saygı göstermeye zorlayan büyük fatih olarak anılmıştır. Zamanla ideal kanun koyucu olarak nitelendirilmiş, bu sıfat askeri başarılarının önüne geçmiştir. Babil imparatorluğu çöktükten sonra bile, örnek bir yönetici olarak saygı görmeye devam etmiştir. Hatta yakın doğudaki birçok kral Hammurabi’nin kendi atası olduğunu iddia etmiştir.

Ölümünden sonraki yüzyıllar boyunca Hammurabi’nin kanunları, araştırma konusu olmuş ve tartışmalara da yol açmıştır. 19. yüzyılın sonlarında arkeologlar tarafından yeniden keşfedilen Hammurabi, o zamandan itibaren hukuk tarihinde önemli bir figür olarak görülmektedir. Kanunlar ile kutsal kitapta yer alan metinler arasındaki ilişki üzerine uzun süre tartışmalar yaşanmıştır. Hatta Hammurabi Kanunlarının eski ahitte yer alan Musa kanunlarından doğrudan kopyalandığı savunulmuştur.
Hammurabi Kanunlarından Bazı Maddeler
Hammurabi Kanunlarının yazılı olduğu Stelin üzerinde, Babil Adalet Tanrısı Şamaş’ın yazdığına dair kabartma tasvir edilmiştir. MÖ 1760’lı yıllarda, Mezopotamya’da Babil İmparatorluğunda ortaya çıkan kanunlar, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı yasalarından biridir.
Toplamda 282 maddeden oluşan bu kanunlardan bazıları şu şekildedir;
- Eğer bir kişi hırsızlık yapmış ise, hırsızlığı nerede yaptıysa tam orada öldürülür. Bu şekilde cezalandırılarak tam hırsızlık yaptığı yere gömülür.
- Bir yerde çıkan yangın sonucunda yangını söndürmeye gelen kişilerden biri, yangın olan evden ev sahibinin malını almaya çalışıyorsa, hırsızlığı yapan kişi çıkan yangının ateşine atılarak infaz edilir.
- Eğer bir kimse isteyerek veya istemeyerek bir kimsenin gözünü çıkarırsa, o kişinin de gözü çıkarılır.
- Tapınakta ya da hükümdarlıkta hırsızlık yapmış olan bir kişi, ölüm cezası ile cezalandırılır.
- Eğer bir evlat babasını her ne sebep olursa olsun döverse, iki eli de birden kesilir.
- Bir kişi başka bir kişinin özgürlüğünü kısıtlarsa, aynı şekilde o kişinin de özgürlüğü kısıtlanır.
- Bir erkek bir kadına tecavüz ederse, erkeklikten men edilecek şekilde cezalandırılır.
- Adam kendisine bir çocuk veren karısından ya da kendisine bir çocuk veren kadından ayrılmak isterse, o zaman karısına çeyizini geri verir ve çocuklarına baksın diye tarlanın, bahçenin ve malların bir kısmının kullanım hakkını verir. Çocuklarını büyüttüğü zaman çocuklara verilenlerden bir parça, oğlanınkine eşit olan bir parça da ona verilir. Ondan sonra kalbinin erkeği ile evlenebilir.
- Bir adam bir kadın alır da bu kadın ona bir kadın hizmet verirse ve çocuklarına bakarsa; ancak, buna rağmen adam başka bir kadın almak isterse ona izin verilmez; bu adam ikinci bir kadın alamaz.
- Bir adam bir çocuğu evlatlık alır ve oğlu olarak ona ismini verirse ve onu besleyip büyütürse, büyümüş bu çocuk bir daha geri istenemez.
- Bir kişi kendisiyle aynı sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse onun da dişi çekilir. Bir kişi kendinden daha alt sınıftaki bir kişinin dişine zarar verirse 166 gr. gümüş öder.
- Birisini suçlayan ispata mecburdur. İspat edemezse ölüm cezasına çarptırılır.

