Orta Doğu’nun en önemli simgelerinden biri olan Petra şehri, Ürdün’de yer alan gizemli antik bir kenttir. Kent gösterişli yapıları ve tarihi ile oldukça dikkat çekmektedir. Ürdün’de saklı bir kanyonun içerisinde bulunan kent, 2200 yıllık tarihe sahiptir. MÖ Nebatiler tarafından, ticaret ve kervan yolları üzerine yapılmıştır. Uzun yıllar kayıp olan şehir 8. yüzyılda yılda yeniden keşfedilmiştir.
Ürdün sınırlarında Vadi Rum olarak bilinen ve şehrin bulunduğu zorlu çöl, yapısı itibariyle Mars yüzeyine çok benzer. Egzotik çöldeki dağların arasına saklanmış, ilk bakışta fark edilmeyen dev şehir, uzun bir süre efsane olarak dillerde dolaşmıştır. Kimilerine göre İslam’ın ilk yayıldığı yer, kimine göre ise bütün dinlerin merkezidir.

Petra Şehri Hakkında Anlatılan Efsaneler
Petra Arapçada ‘’Ağlayan Şehir’’ anlamına gelir. Anlatılan efsaneye göre; şehrin halkı çok fazla kötülük yaptığı için helak olmuş ve büyük depremlerle yok edilmiştir. Bu nedenle şehrin uğursuz olduğuna inanılmış ve zaman zaman işitilen, insanları delirtecek seviyedeki bir gürültüden dolayı oraya gitmek tehlikeli bulunmuştur.
Kayıp bir şehir olduğu efsanesini duyan İsviçreli Kâşif Johann Burckhardt, 1812 yılında şehri keşfetmiş ve Petra’nın başka hiçbir yere benzemediğini fark etmiştir. MÖ yaşamış bir halkın öylesine sıra dışı bir şehri inşa edilebileceğine ne o, ne de diğer Arkeologlar İnanamamıştır. Suudi Arabistan çöllerinde, genellikle hayvancılıkla uğraşan bir topluluğun nasıl böylesine karmaşık bir yapı inşa edebildiği ise hala gizemini korumaktadır.
Şehirde taş ustaları tarafından yapılan barajlar, suyolları, yeraltı tünelleri, amfi tiyatrolar, labirentler bulunur. Şehirde 10 katlı bir apartman yüksekliğinde olan El Hazne Tapınağı bulunur. Tapınak, aşağıdan yukarıya değil de, yukarıdan aşağı doğru yapılmış ve altına da kral mezarı saklanmıştır.

Camilerin Kıbleleri Petra Şehrine Bakmaktadır
Petra zamanında Arapların hac merkezi olarak kullanılmıştır. Kâbe bugün bildiğimiz ve İslam’ın merkezi sayılan kutsal yerdir. Aslında Kâbe kültürü İslam öncesi Araplar arasında da çok yaygındır. Arabistan’da bilinen 26 farklı Kâbe hala ayaktadır. Eski zamanlarda kutsal kabul edilen eşyalar, şehrin merkezine yapılan bir yapının içine konur ve çevresinde ibadet edilirdi.
Eski Arap dünyasının en önemli tapınaklarından biri olan Petra şehrinde de bir Kâbe bulunur. Petra’ya Hacı olmak için binlerce yıl önce gelen pagan Arapların, duvarlara kazıdığı yazılar bulunur. Lat, Menat, Uzza gibi bilinen Arap putlarının isimleri de Petra duvarlarında yer alır.
En son yapılan keşifte; 800 yılına kadar yapılan ve hiç değişmeden günümüze gelmiş olan camilerin çoğunun kıblelerinin Petra’ya baktığı tespit edilmiştir. Kıblelerinin hiçbiri Mekke’deki Kâbe’ye ya da Kudüs’e bakmamaktadır. Hatta Kudüs’teki ünlü Kubbet’üs-Sahra camisinin bile kıblesi Petra’ya bakmaktadır. Sadece camiler değil çok eski Kilise ve Sinagoglar da Petra’ya dönük yapılmıştır.

Kur’an da Geçen Fil Hadisesi Petra Şehrinde mi Gerçekleşti?
Kur’an-ı Kerim’de geçen bir hadisede, fil sahiplerinin Kâbe’ye saldırdığı anlatılmaktadır. Fakat Mekke’ye fillerin gelmesi neredeyse imkânsızdır. Arap Yarımadası’nda hiçbir zaman filler bulunmamıştır. Arkeolojik ya da coğrafi olarak Arabistan’da fiillere dair bir iz yoktur. Bir fil hayatta kalabilmek için günde 1,5 ila 2 ton arasında suya ihtiyaç duymaktadır. Su kaynaklarının az olduğu Suudi Arabistan’da fillerin var olması ve aylarca yol alması imkânsızdır. Fakat Petra duvarlarında bazı fil tasvirleri bulunur.
Büyük İskender Hindistan’a doğru ilerlediği sıralarda, İran’da askerlerini fillerden kurduğu bir ordu ile birlikte Petra üzerine sefere göndermiştir. Filler ile şehri kuşatan ordu, saldırıya geçtiği zaman, Büyük İskender sıtma hastalığından ölmüştür. Haberi gelince kuşatma kaldırılmış ve ordu geri dönmüştür. İskender MÖ 356 yılında doğmuştur. Bu toprakları fethettiğinde Petra büyük ve önemli bir şehirdir. Buraya bir fil ordusu göndermesi oldukça akla yatkındır. Ayrıca Petra’da Büyük İskender’in heykeli bulunmaktadır.

Arap İngiliz ve Amerikalı arkeolog ve tarihçiler, Kur’an’da anlatılan fil vakasının Mekke’de değil de Petra şehrinde yaşandığını savunur. Hatta önemli İslami kaynaklardan kabul edilen İbni hişam ve İbni İshak da olayların Petra’da geçtiğini yazmışlardır.
Petra şehrinde, Yahudi ve Müslümanların ortak kabul ettikleri bir mezar bulunur. İnanca göre bu mezar Hz. Musa Peygamber’in kardeşi olan Hz. Harun Peygamberin mezarıdır. Yahudiler, Firavun ’un zulmünden kaçarken bu saklı şehre sığınmışlar ve bir süre burada yaşamışlardır. Tevrat’ta Hz. Musa Peygamber’in, peşinden giden Yahudiler ile 40 yıl boyunca çölde yaşadıkları anlatılmaktadır. Belki de çölde yaşanılan o yer gizemli Petra şehridir.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
