Kız Kulesi; İstanbul Boğazı’nın Üsküdar Salacak açıklarında yer alan küçük bir adacık üzerine inşa edilmiştir. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan İstanbul’un en önemli simgeleri arasındadır. Altında gizli tünellerin de olduğu anlatılan tarihi yapı hakkında çok sayıda efsane bulunmaktadır. Tarihi ve muhteşem manzarası ile yerli ve yabancı turistler tarafından İstanbul’un en çok ziyaret edilen yerlerindendir.
Tarihi kule, Üsküdar’da bulunan Bizans dönemine ait tek eserdir. MÖ. 24 yıllarına dayanan bir geçmişe sahip olan yapı, antik çağdan günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Boğazın ortasında, iki kıtanın buluşma noktasında konumlanan yapı eşsiz bir manzara sunmaktadır. Antik Yunan döneminde inşa edilen yapı, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde yapılan yenileme işlemleri ile varlığını devam ettirmiştir.

Kız Kulesi’nin günümüzde görülen temelleri ve alt katının önemli kısımları Fatih Sultan Mehmet döneminde yapılmıştır. Kulenin üstünde madalyon halindeki bir mermer levhada Sultan II. Mahmut’un 1832 tarihli tuğrasının çizimi bulunmaktadır. Kız Kulesi’nin zemin katından aşağı doğru uzanan bir tünel olduğu ve sonunda da bir kapı olduğu anlatılmaktadır. Yerebatan Sarnıcı’nın gizli bir girişinden başlayan tünelin, Kız Kulesi’ne daha sonrada Kız Kulesi’nden Anadolu’nun diğer yeraltı şehirlerine uzandığı iddia edilmektedir. Geçidi bulmak amacıyla birçok arkeolog tarafından çalışmalar yapılmış fakat net bir sonuca ulaşılamamıştır.
Kız Kulesi’nin Tarihi ve Kullanım Amaçları
Kız Kulesi, MÖ. 408 yılında Atinalı General Alkibiadis tarafından inşa edilmiştir. Karadeniz’den gelen gemiler için, küçük bir kaya üzerine özel bir istasyon olarak yapılmıştır. Antik Yunan döneminde ilk inşa edildiği zaman bir mezara ev sahipliği yapmıştır.
Yapıyı 1110 yılında Bizans İmparatoru I. Aleksios, taş duvarlarla çevrili ahşap bir kule haline getirmiştir. Kuleden Konstantinopolis’teki tarihi yarımadada bulunan başka bir kuleye kadar demir zincir çekilmiş, kulenin bulunduğu adacık bir savunma duvarı ile Asya kıyısına bağlanmıştır. Bizans döneminde kulenin yanına inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Bir süre sonra kule zinciri taşıyamamış ve Avrupa yakasına doğru yıkılmıştır. Bu yıkıntılar kuleden suyun içine doğru bakıldığı zaman görülebilmektedir.

1453 yılında İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesi ile birlikte gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde kule; gösteri platformu, savunma kalesi, sürgün istasyonu, karantina odası gibi birçok işlevler için kullanılmıştır. Yüzyıllardan beri varlığı devam eden kule, geceleri boğazdan geçen gemilere yol gösteren bir fener olma özelliği taşımıştır.
Kız Kulesi 1509 yılında yaşanan depremde yıkılmış ve yeniden inşa edilmiştir. 1721 yılında yanmış ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa tarafından imar edilerek, deniz fener olarak kullanılmıştır. Kulenin çevre surları 1731 ve 1734 yıllarında onarılmıştır. 1763 yılında kule daha dayanıklı taşlarla yeniden inşa edilmiş, 1829 yılından itibaren karantina istasyonu olarak kullanılmıştır. 1832 yılında Sultan II. Mahmut tarafından restore edilmiştir.
1998 yılında kule tekrar restorasyon işlemi geçirmiştir. 1999 yılında yaşanan deprem sonrası Marmara Denizi’nde tsunami oluşmuş ve kuleye güçlendirmek için çelik destekler eklenmiştir. Daha sonra kulenin iç mekânı kafe ve restorana dönüştürülerek özel tekneler ile gün boyu ziyarete açık hale getirilmiştir.

Kız Kulesi’nin Ünlü Efsaneleri
Tarih boyunca İstanbul, dünyanın en önemli kentlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kentte bulunan tarihi yapı ise, bulunduğu konum itibariyle birçok efsaneye konu olmuştur. Tarihi Kız Kulesi hakkında anlatılan efsanelerden bazıları şu şekildedir:
Kule hakkında en çok anlatılan efsanelerden biri yılan efsanesidir. Efsaneye göre dönemin Bizans krallarından birinin kızı hakkında bir söylenti çıkmıştır. Söylentiye göre, kız 18 yaşına geldiği zaman yılan sokması sonucu ölecektir. Bunun üzerine kral, kızını korumak amacıyla denizin ortasına kuleyi yaptırmış ve kızı oraya saklamıştır. Fakat prenses 18 yaşına geldiği zaman kendisine getirilen yiyecek sepetine saklanan yılan çıkmış, genç kızı sokarak öldürmüştür.
Anlatılan diğer bir efsaneye göre; Antik Yunan Dönemi’nde şehre gelen bir amiralin eşi ölmüştür. Ölümüne çok üzülen Amiral, Kız Kulesi’ni eşi için bir anıt mezar olarak yaptırmıştır.
Osmanlı döneminde geçtiği söylenen bir başka efsaneye göre; Battal Gazi İstanbul’u kuşatmaya gitmiş fakat kuşatmadan olumlu sonuç alamayınca Kız Kulesi’nin karşısına karargâh kurarak 7 sene kalmıştır. Battal Gazi’nin Üsküdar kıyılarında 7 sene kalmasının sebebinin tekfurun kızına âşık olması şeklinde anlatılmaktadır. Battal Gazi’nin Kız Kulesi’ne baskın yaparak burada bulunan hazineleri aldığı ve Üsküdar tekfurunun kızını kaçırdığı söylenmektedir. Hatta günümüzde kullanılan ‘’Atı alan Üsküdar’ı geçti’’ deyiminin bu hikâyeden kaynaklandığı anlatılmaktadır.

