İstanbul, binlerce yıl süren medeniyetlerin izlerini taşıyan, kültürel ve tarihi zenginliğiyle büyüleyen bir şehir olarak dünya çapında ün kazanmış bir metropoldür. Bu büyüleyici şehirdeki her bir köşe, tarih boyunca farklı imparatorlukların etkilerini yansıtan benzersiz yapılarla doludur.
Ancak İstanbul’un tarihi eserleri hakkında çoğumuzun bilmediği, oldukça ilginç ve sıra dışı bilgiler de mevcuttur. Antik dönemlerden Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan zaman diliminde, İstanbul’daki bazı yapılar, yalnızca mimarisiyle değil, ardında sakladığı sırlarla da dikkat çeker. İşte İstanbul’un en dikkat çekici tarihi eserlerine dair, sıradışı hikayeleri olan bazı yerler.
Çemberlitaş: Hz. İsa’nın Mezarıyla Bağlantılı Eski Eşyalar

İstanbul’un sembol yapılarından biri olan Çemberlitaş, Roma İmparatoru I. Konstantin’in İstanbul’u yeniden inşa ettirme çalışmalarının bir parçası olarak, 330 yılında yapılmıştır. 8 büyük bilezik şeklinde üst üste yerleştirilen kaideler, her biri 3 ton ağırlığında ve 3 metre çapındadır. İlk yapıldığında İmparator Konstantin’in heykeliyle süslenen Çemberlitaş’ın altında, Hz. İsa’nın Kudüs’teki mezarından alınan bazı kutsal eşyaların saklandığı söylenmektedir.
Konu ile ilgili ”İstanbul’un Tılsımlı Yapılarından Çemberlitaş’ın Sırrı” isimli makale için TIKLAYINIZ!
Ayasofya: Kadim Tapınaklardan Geriye Kalan İhtişam

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 532-537 yıllarında katedral olarak inşa edilen Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethetmesinin ardından camiye dönüştürülmüştür. 1935’te müze haline getirilen Ayasofya, günümüzde tekrar cami olarak kullanılmaktadır. Yapımında on binden fazla işçi çalışmış ve kullanılan bazı sütunlar ile taşlar, çok daha eski tapınaklardan alınarak kullanılmıştır.
Konu ile ilgili ”1500 Yıllık Muhteşem Yapı Ayasofya’nın Sırları” isimli makale için TIKLAYINIZ!
Galata Kulesi: Cenevizlilerin İstanbul’daki İzleri

Galata Kulesi, 14. yüzyılın başlarında, Bizans döneminde Cenevizliler tarafından İstanbul’daki özerk bölgelerinin bir simgesi olarak inşa edilmiştir. İstanbul’un fethinde Cenevizliler, Türklere karşı herhangi bir savunma yapmamış, hatta zaman zaman yardımcı olmuşlardır. Bu nedenle kule, ufak hasarlar almasına rağmen yıkılmamıştır. Ayrıca, ünlü Hezârfen Ahmed Çelebi, bu kuleden gerçekleştirilen uçma denemesiyle tarihe geçmiştir.
Topkapı Sarayı: Kutsal Emanetlerin Saklandığı Tarihi Mekân

Fatih Sultan Mehmed tarafından 1478 yılında İstanbul’un en güzel köşesinde inşa edilen Topkapı Sarayı, 400 yıl boyunca Osmanlı padişahlarının ikametgahı olmuştur. 700 bin metrekarelik bir alanı kapsayan saray, bugün 80 bin metrekarelik bir alana indirgenmiştir. Ayrıca, Topkapı Sarayı, İslam dünyası için son derece önemli kutsal emanetlerin saklandığı bir yerdir ve UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır.
Konu ile ilgili ”Topkapı Sarayı’nda Bulunan Kutsal Emanetler” isimli makale için TIKLAYINIZ!
Yedikule Zindanları: Hapishane Olarak Kullanılmadan Önce Misafirhane

Roma İmparatoru Theodosius’un yaptırdığı Yedikule Zindanları, başlangıçta Roma’dan gelen konukları ağırlamak için inşa edilmiştir. Ancak, İstanbul Türklerin eline geçtiğinde yapının kullanımı değişmiş ve 1430-1800 yılları arasında hapishane olarak kullanılmıştır. Ayrıca, Abdülmecid döneminde kısa bir süre hayvanat bahçesi olarak işlev görmüştür. Yapının gözlem kulesi, ona Yedikule Hisarı olarak da anılmasını sağlamıştır.
Konu ile ilgili ”Çığlıkların Yükseldiği Yedikule Zindanları” isimli makale için TIKLAYINIZ!
Ahrida Sinagogu: Sadece Türklere Dua Edilen Tek Yer

Ahrida Sinagogu, 15. yüzyılda İstanbul’a göç eden Romanyot Yahudileri tarafından inşa edilmiştir. Makedonya’nın Ohri şehrinden adını alan bu sinagog, Sefaradlar tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Dua kürsüsünün şekli bir gemi pruvasını andırmaktadır. Ahrida Sinagogu, Sabetay Sevi’nin sadece burada dua ettiği yer olarak da bilinir ve 93 Harbi sırasında Türk askerleri için dua törenleri düzenlenmiştir.
Kapalıçarşı: Kimsenin Giremediği Gizli Alanlar

İstanbul’un en bilinen tarihi yapılarından biri olan Kapalıçarşı, Bizans dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Çarşının küçük kısmı, Bizans döneminden kalırken, 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından sandal bedesten kısmı eklenmiştir. Asıl büyük Kapalıçarşı, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılmıştır. Çarşı, camiler, okullar, çeşmeler ve hanlar gibi birçok yapıyı barındırarak adeta bir şehir işlevi görmektedir. Ancak, Kapalıçarşı’nın bazı bölümleri, özellikle belirli kapılarla ayrılan alanlar, ziyaretçilerin giremeyeceği ve hatta göremeyeceği gizli alanlar barındırmaktadır.
Rumeli Hisarı: Kısa Sürede Yapılan Büyük Zafer

Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce inşa edilen Rumeli Hisarı, Boğazkesen Hisarı olarak da bilinir. Şehrin fethedilmesinde önemli bir rol oynayan bu hisar, yaklaşık 1.000 işçinin 30 gün gibi rekor bir sürede tamamladığı muazzam bir yapıdır. 60.000 metrekarelik bir alanı kapsayan Rumeli Hisarı, İstanbul’un savunması açısından önemli bir stratejik noktadır.
Bozdoğan Su Kemeri: Su Perisinin Adanmışlığı

Bozdoğan Su Kemeri, İstanbul’daki en eski tarihi yapılardan birisidir. Roma İmparatoru Valens tarafından 4. yüzyılda yaptırılmış olan bu kemer, aynı zamanda Kadıköy’deki Kalkedon duvarının taşlarıyla inşa edilmiştir. Kemerin Yunan mitolojisinde su perisi Nymphlere adandığı bilinir. Bazı bölümleri yıkılmış olsa da, Bozdoğan Su Kemeri’nin hala ayakta kalan orijinal yapısı, İstanbul’un eski su sistemlerinin en önemli simgelerindendir.
Yoros Kalesi: Zeus’a İthaf Edilen Yazıtlar

Yoros Kalesi, 13. yüzyılın ortalarında Bizans İmparatoru Paleologos tarafından inşa edilmiştir. Kaleyi inşa ettiren Bizans İmparatoru’nun, Yunan tanrısı Zeus’a ithafen bu kaleyi yaptırdığına inanılmaktadır. Kalede, Zeus’a onurlandıran Yunanca yazıtlar yer almaktadır. Türkler tarafından ele geçirilip Cenevizlilerin egemenliğine geçen kale, bugün İstanbul’daki en büyük ve en iyi korunmuş kalelerden biridir.
Yerebatan Sarnıcı: Keşfedilmemiş Gizemli Kanallar

Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 526 yılında inşa ettirilen Yerebatan Sarnıcı, İstanbul’un en gizemli tarihi yapılarından biridir. Şehrin su ihtiyacını karşılamak için yapılan bu büyük su sarnıcı, sayısız kanal ile şehir bölgesine su taşıyordu. Ancak, bu kanallar hala tam anlamıyla keşfedilmiş değildir, bu da Yerebatan Sarnıcı’nı, tarih ve gizem severler için özel bir cazibe merkezi yapmaktadır.
Konu ile ilgili ”Yerebatan Sarnıcı ve Lanetli Medusa Efsanesi” isimli makale için TIKLAYINIZ!
Alman Çeşmesi: Göz Boyama ve Savaşın Ardındaki Dostluk

1901 yılında, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in hediyesi olarak inşa edilen Alman Çeşmesi, İstanbul’daki en yeni tarihi eserlerden biridir. Birinci Dünya Savaşı’na katılmamızla birlikte, Türk-Alman dostluğunun simgesi haline gelmiştir. Ancak ilginç bir detay şudur: Bu çeşme, Almanya’da yapılmış, sonra parçalanmış ve trenle İstanbul’a getirilerek yeniden inşa edilmiştir. Alman Çeşmesi’nin yapımında, Bağdat Demiryolu projesinin Alman firmalarına verilmesinin de etkisi olduğu söylenir.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
