Zerdüştlük ya da Mecusilik günümüzden 3500 yıl önce İran’da ortaya çıkan dünyanın en eski tek tanrılı dinidir. İlk olarak Azerbaycan’da ortaya çıktığı düşünülen Zerdüştlük, Peygamber olarak kabul edilen Zerdüşt tarafından İran’da yayılmıştır. Bu dinde, öldükten sonra dirilerek Ahura Mazda’nın huzuruna çıkılacağına inanılır. Zerdüştlükte iyilik ve kötülüğün sürekli savaş halinde olduğu iki güç inancı mevcuttur. Dünyadaki bütün iyilikleri yaratan tek tanrı Ahura Mazda, kötülükleri yaratan yıkıcı ruh ise Ehrimen’dir. Ateşin kutsal kabul edildiği dinde, sönmemesi için yüzyıllardır bir mücadele mevcuttur. Bu dine mensup olan kişilere Mecusi denilmektedir.
Zerdüştlük, İslam dininden ve İbrahim’i dinlerden çok daha eski bir tarihe sahiptir. İran Peygamberi olan Zerdüşt; dokunulmayan, işitilmeyen ve görülmeyen varlığa inancı öğreten dini lider olarak kabul edilir. Tanrı olarak kabul edilen Ahura Mazda aklın efendisi olarak sembolize edilirken, Ehrimen kötü güçlerin temsilcisidir. İstikbali görüp bilen, her şeyden haberdar olan Ahura Mazda ile Ehrimen’in kavgası son hesaplaşma gününe kadar devam edecektir. O gün Ahura Mazda’nın kazanması ile savaş son bulacaktır. İnsanların görevi Ahura Mazda’nın yani iyiliğin yanında yer almak, kötü güçlere karşı savaşmaktır. Böyle davrandığı zaman öbür dünyada ölümsüzlüğe kavuşacaktır.

Zerdüştlük Dininin Tarihsel Gelişimi
Dünyanın en eski dini olarak kabul edilen Zerdüştlük, MÖ 6. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar 3 büyük Pers İmparatorluğu’nun dini olmuştur. İslamiyet’in İran’da yayılmaya başlamasına kadar genişlemeye devam etmiştir. Müslümanların Pers topraklarını ele geçirmesinden sonra İslamiyet’e geçiş başlamış ve geride çok az sayıda Zerdüşt kalmıştır. Fakat İran’da, Zerdüştlük ata dinleri olarak kabul edilmekte ve Zerdüştlüğe kitleler halinde yönelim görülmektedir. Bu sebeple İran’da yapılan Zerdüşt törenlerinde, Müslümanların bu törenleri izlemesini ve etkilenmesini önlemek amacıyla İran polisi tarafından önlemler alınmaktadır.
Dinin kurucusu Zerdüşt’ün peygamber olarak ortaya çıkmasının tam olarak nerede başladığı bilinmemektedir. Günümüzdeki Azerbaycan topraklarında ilk tebliğlere başlamış olabileceği üzerinde durulmaktadır. Kutsal kitapları Avesta’ya göre; Zerdüşt 30 yaşında peygamber olmuş ve ilk 10 yıl boyunca birkaç kişi dışında inanan olmamıştır. Halk tarafından dışlanmış bu sebeple bulunduğu topraklardan göç etmek zorunda kalmıştır. Azerbaycan’dan göç ederek İran topraklarına gelmiş orada inancını yaymaya başlamıştır. İlerleyen dönemlerde Sasani İmparatorluğu tarafından benimsenmiş ve devletin resmi dini haline gelmiştir.

İlk olarak Azerbaycan’da ortaya çıktığı düşüncesini destekleyen unsurlardan biri, bölgede yanardağ olarak adlandırılan ve binlerce yıldır topraktan yükselen ateşlerin varlığıdır. Günümüzden binlerce yıl önce, insanların bu görüntüyü açıklayamayarak kutsallık atfetmiş olabileceği düşünülmektedir. Hâlâ aynı yerler Zerdüştler tarafından kutsal kabul edilmekte ve ibadet edilmektedir. Azerbaycan topraklarında dünyaca ünlü Zerdüşt tapınakları varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde Zerdüşt inancının en yoğun görüldüğü yer Hindistan’dır. İslam inancının İran’da yayılmasından sonra Zerdüştler Hindistan’a göç etmek zorunda kalmış ve orada yayılmışlardır.

Zerdüştlük İnancının Özellikleri
Zerdüştlük inanç sisteminde, dünya dört evreden oluşmaktadır. Birinci evrede iyilik ve kötülük ortaya çıkmış, ikinci evrede dünya karanlığa, felakete ve kötülüklere gömülmüştür. Üçüncü evrede iyilik ve kötülük mücadele halinde olmuş, iyilik kazanmıştır. Dördüncü evre gerçekleştiğinde ise her türlü kötülük ve karanlık kaybolacak, dünyaya barış ve kardeşlik hâkim olacaktır. İlk dönemde insanlığın yaratılış dönemi konu alınırken, İkinci dönemde tufan ve insanoğlunun uğradığı felaketler anlatılır. Üçüncü dönemde ise zerdüştlük ve sonrasında gelişen uygarlıklara vurgu yapılır. Dördüncü aşamada ise insanlığın geleceğe dair taşıdığı umutlar, özgürlük düşleri tasavvur edilir.
Dinin temelinde, kutsal sayılan 4 element ateş, su, hava ve toprak bulunur. Bu elementlerden en kutsal kabul edileni ateştir. Çünkü toprak, hava ve su kirlenebilir ancak ateş ne kirlenir nede kirletir. Bu sebeple ateşe atfedilen kutsallık öyle büyük boyuttadır ki bin yıllardır ateşi söndürmemek için çaba harcanmaktadır. Ateşe olan inanç nedeniyle Zerdüştlük şeytani bir inanç gibi görülmüştür. Zerdüştler ateşi kutsal kabul ettikleri için ölülerini yakmazlar. Toprağın, havanın ve suyun kirlenebileceği düşüncesi ile ölüleri gömmezler. Bu sebeple Zerdüştlerde, ölüleri bıraktıkları ve akbabalara yem olması için beklettikleri Sessizlik Kuleleri bulunur.

Zerdüştlük inancının; İslamiyet, Hristiyanlık gibi diğer dinlerle şaşırtıcı derecede benzerlik gösteren yönleri bulunur. Zerdüştlükte; diğer dinlerde olduğu gibi Cennet, Cehennem, Melek, Şeytan, Sırat Köprüsü gibi inanışlar mevcuttur. Hatta kutsal kitaplarında, sırat Köprüsü’nden geçiş detayları ile anlatılmaktadır. İyilik ve kötülükleri eşit olanlar ‘’Araf’’ denilen yerde bir süre bekletildikten sonra Ahura Mazda’nın affıyla Cennete gideceklerdir. Zerdüşt’ün gösterdiği bazı mucizeler bulunur. Bunlardan bazıları; nehir üzerinde yürümüş, bir melek aracılığıyla göğe yükselmiş, tanrı ile görüşmüş, Cennet ve Cehennemi görmüştür. Aynı zamanda Zerdüştler günde 5 vakit rutin olarak ibadet ederler.

