Antik dönemde Kilikya sınırları içinde yer alan Kanytella bugünkü adıyla Kanlıdivane, Mersin’in Erdemli İlçesinin 13 km batısında yer alan antik bir yerleşimdir. Kanlıdivane Antik yerleşimi, merkezinde yer alan ve ‘’Kanlıdivane Obruğu’’ olarak adlandırılan büyük bir çöküntünün etrafında kurulmuştur. Bölgede MÖ 3. yüzyılda varlık gösteren Olba Krallığı hüküm sürmüştür. Kentte, antik dönemden günümüze ulaşan çok sayıda görkemli yapı bulunmaktadır. Aynı zamanda kenti ve Olba Krallığını asıl ilginç kılan ise Prenses Aba’nın hikâyesidir.
Kentin yapısı, erken Bizans döneminden imparatorluk dönemine kadar uzanan bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bizans İmparatoru II. Teodosyus, kenti yeni bir şehir ve önemli bir Hıristiyanlık merkezine dönüştürmüştür. Olba, erken Hristiyanlık dönemi yazılı belgelerinde psikoposluk merkezi olarak geçmektedir ve o zamanlar Hristiyanlık için önemli bir merkezdir. Kentte bulunan dini yapılar arasında birçok kilise ve bazilika kalıntısı yer alır. 60 metre derinliğindeki bir obruğun kenarında yer alan kent, denize açılan bir limana sahiptir.

Kanlıdivane Antik Kenti’nde gezilebilecek yerler arasında Su Kemeri, Anıtsal Çeşme Yapısı, Tiyatro, Nekropol Alanı, Tapınak Mezar, Manastır ve Katedral bulunur. Olba ile ilgili ilk incelemeler 1930’larda J. Keil ve A. Wilhelm tarafından yapılmıştır. Daha sonraları ise sistemli arkeolojik araştırma ve kazı çalışmaları, önce Mersin Üniversitesi ve daha sonra Gazi Üniversitesi adına Prof. Dr. Emel Erten liderliğindeki bir ekip tarafından sürdürülmüştür.
Antik kentin merkezi konumunda bulunan obruk ise tavan kısmının çökmesi sonucu oluşmuş doğal bir çukurdur. Bu çukur, 142 m uzunluğunda, 95 m eninde, 413 m çevresi bulunan ve 60 m derinliğinde olup, 12 bin metrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir.

Kanlıdivane Antik Kentinin İsminin Kökeni
Kanlıdivane isminin kökeni hakkında iki ihtimal bulunmaktadır. İlk ihtimal; isimdeki “kanlı” kısmının kentin antik ismi olan Kanitellis’ten ya da obruğun içinde yağmur sularıyla toprak rengine bulanan kabartmaların kırmızıya çalan renginden kaynaklanabileceğidir. “Divane” kısmının ise burada dağınık olarak yaşayan Türkmen topluluklarının zaman zaman ‘’divan’’ adı verdikleri toplantılarından gelme ihtimalidir. İkinci ihtimal ise; Roma döneminde suçluların obruğa atılıp vahşi hayvanlara yem edildiği için kente “Kanlıdivane” denildiği şeklindedir.
Viktor Langlois’in ‘’Eski Kilikya’’ adlı eserinde ise bu sözcüğün kökeni bütünüyle Yunanca “Kanytellis” sözcüğünün biçimsel olarak Türkçe benzeşimle dönüşmesine bağlanmaktadır. Kany ‘’Kanı’’ ve Tellis ‘’Deli’’ biçimlerine dönüşen bileşik kelime “Kanıdeli” veya “Kanlıdeli” haline gelmiştir. “Deli” kavramı da daha sonra Osmanlıca “Divane” kelimesi ile değiştirilmiştir. Ayrıca, aynı eserde “Kanlı Delik” adlı bir yerden bahsedildiği ve bu da obruğun rengi ile son derece uyumlu olduğu belirtilmektedir.

Kanlıdivane Antik Kentinin Tarihi
Kanlıdivane, Olba Krallığı’nın kutsal bir yerleşim yeri olarak bilinmektedir. Kentin tarihi MÖ 3. yüzyıla kadar uzanmakta ve Helenistik Dönem’de ilk yerleşim görmüştür. Ancak, Roma ve Geç Antik Dönemlerde en yoğun dönemini yaşamış ve MS 4. Yüzyılda da en parlak dönemini yaşamıştır. Obruğun içerisinde yer alan merdivenler ve mağaralar obruk içerisinin de bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Bizans İmparatoru II. Theodosius burada kutsal bir Hristiyanlık merkezi kurmuştur.
Kentte yapılan yüzey araştırmalar; 15 atölye, presler, pres yatakları, vida ağırlıkları, pres ağırlık taşları, kırma tekneleri ve kırma taşları gibi üretim araçlarının keşfedilmesiyle, Kanlıdivane’nin özellikle geç antik dönemde önemli bir zeytinyağı üretim merkezi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Kanlıdivane Antik Kentinde Bulunan Yapılar
Kanlıdivane Antik Kenti’nin ana yerleşim yerinde, kesme taştan yapılmış bazilikalar, caddeler, kaya mezarları ve sarnıçlar yer almaktadır.
Helenistik Kule

Kentte bulunan Helenistik Kule; Kanlıdivane’deki tek Helenistik Dönem yapısıdır ve obruğun güneybatı kenarında yer almaktadır. Kulenin dikdörtgen planı üç odaya ayrılmıştır. MÖ 3. yüzyıl sonu ile 2. yüzyıl başında Olbalı Tarkyaris’in oğlu rahip kral Teukros tarafından yaptırılmış ve Zeus Olbios’a adanmıştır. Kulenin güneybatı köşesinin dış yüzünde yer alan yazıtlar sayesinde bu bilgi ortaya çıkarılmıştır.
Armaronzas ve Ailesinin Kabartması

Obruğun içerisinde güney duvarında yer alan aile kabartması, yan yana duran üç kadın ve bir erkek figürüyle, daha yüksek bir kaide üzerinde oturan bir kadın ve bir erkek figüründen oluşmaktadır. Kabartma, MS 1. yüzyıla tarihlenmektedir ve kabartmanın altındaki yazıtta, Hermias’ın babası Armaronzas’ın eşi ve çocuklarının heykellerini diktiği belirtilmektedir. Ayrıca yazıtta, kabartmalara zarar veren kişinin Zeus’a 1000 drahmi ödemesi gerektiği de ifade edilmiştir.
Asker Kabartması

Obruğun kuzey cephesinde yer alan asker kabartması, sağ elinde mızrak, sol elinde kılıç tutan bir asker figüründen oluşmaktadır. Kabartmanın kuzeybatısında “Trogomon” olarak okunabilen bir yazıt bulunmaktadır. Bu yazıtın askerin annesi tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Obruğun İçerisindeki Diğer Kaya Kabartmaları

Obruğun yaklaşık 1 km güneybatısındaki kaya kütlesi üzerinde bulunan Çanakçı kaya mezarlarında ise mezar sahiplerinin kabartma olarak yapılmış tasvirleri yer almaktadır. Bu kabartmalar arasında, sağ eliyle başının üzerinden geçen chimationunu kavrayan, yas tutan bir kadın figürü de bulunmaktadır. Bu kabartma MÖ 1. yüzyıl ile MS 1. yüzyıl arasına tarihlenmektedir.
Aba’nın Anıt Mezarı

Kanytella’da yer alan en görkemli anıt mezar, Roma dönemi tapınakları tarzında yapılmıştır. Anıtın kapısındaki yazıta göre Prenses Aba ve kocası Arios adına yaptırılmıştır. Mezar, alçak bir podyum üzerine inşa edilmiş ve ön cephesinde tonozlu bir giriş bulunmaktadır. Mezarın dört köşesinde korint sütun başlıkları yer almaktadır. Hem üzerindeki yazıt hem de diğer mezarlardan yola çıkarak, MS 2. yüzyıla tarihlenmektedir.
Mezarda bulunan yazıtta; “Ben Kalligonos ile Katraios’un kızı Aba, kocam Nikanor oğlu ve Arios torunu Arios’un ve çocuklarım Nikanor ile Arios’un varisleri olarak istiyorum ve emrediyorum ve vasiyet ediyorum ki Ariosu’un mezarına (ben) Aba dışında hiçbir kimse gömülmeyecektir. Aynı şekilde, benim ölümümden sonra da hiçbir kimse gömülmeyecektir. Buna aykırı davranan kişi Yeraltı Tanrıları’na karşı günah işlemiş olsun ve kendisi ve tüm soyu yok olsun; ayrıca efendimiz Caesar’ın hazinesine 10.000 denarius ve Augustusların şehrine 8.000 denarius ve Kanytelis yerleşmesi yerel yönetim birimine 2.500 denarius (ceza) ödesin. Yine vasiyet ediyorum ki benim ve kocamın verdiğimiz bu emirler ve yaptığımız bu düzenlemeler sonsuza kadar geçerli olsun ve kimse (bu yazıtı) kazımasın ve kazıyan kimse cezaya çarptırılsın.” yazmaktadır.
Üç Ayak Mezar Anıtı

Kanytella’nın diğer önemli anıt mezarlarından biri de yaklaşık 4.12 x 4.22 metre boyutlarına sahip olan üçayak mezar anıtıdır. 3.50 metre yüksekliğinde olan yapı, ana kayadan oluşan bir podyum üzerine inşa edilmiştir. Yapıya alçak ve dar bir kapıdan girilerek cellaya ulaşılır. Cellanın üst yapısı tonozlu bir yapıya sahiptir. Dış cephe tasarımı ise üç sütunlu ve üstte üçgen bir alınlıkla tamamlanmıştır. Mimari tasarımı, dönemi için benzersizdir ve başka bir örneği bulunmamaktadır. Bu yapı, MS 3. yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenmektedir.
Kanlıdivane’deki Kiliseler

Kanlıdivane obruğunun etrafında dört önemli kilise yer alır. Ayrıca, yerleşimdeki diğer yapılar arasında günümüzde sadece apsisi görülebilen beşinci bir kilise ve son dönem araştırmalarında tespit edilen bir şapel de bulunur. Bu kiliselerin ihtiyaç nedeniyle değil, bölgenin ekonomik refahının bir göstergesi olarak yapıldığı düşünülmektedir. Kanlıdivane’deki kiliseler, plan şemaları ve kullanılan malzemeleriyle bölgedeki diğer kiliselerle benzer özellikler gösterir. Apsisin iki yanındaki ve arkasındaki mekânların dıştan düz bir duvarla sınırlandırılması, Suriye Erken Hristiyanlık-Bizans Dönemi kiliselerinin özelliklerini taşır. Ayrıca, galerileri ve bezemeli sütun başlıklarıyla, 5. yüzyıl sonu ve 6. yüzyıl başlarına ait Kilikia ve İsauria Bölgesi’nin önemli yapıları arasında yer alır.
Olba Krallığının Kraliçesi Aba’nın Hikâyesi
Olba Krallığı, Mersin ilinde kurulmuş olan küçük bir devlettir. Bu devlet çoğunlukla Selevkos ve Roma İmparatorluğu gibi güçlü devletlerin vasalı olarak varlığını sürdürmüştür. Günümüzde Mersin ilindeki birçok antik eserde bu devlete ait izler görülmektedir. Ayrıca Mersin’de çeşitli iş yerleri ticari isim olarak Olba veya Kraliçe Aba adlarını almıştır. Sivil Toplum Kuruluşları arasında da Olba adı yaygındır.
Olba Kralının eşi Kraliçe Aba’nın ilginç hikâyesi, Ferhang Hüseyinov’un “Kraliçe Aba” adlı bale eserine ilham vermiştir. Aba’nın babası Zenofanes, rahipler soyundan olmasına rağmen Roma’ya karşı muhalefet ederek korsanlara katılmış ve onların lideri olmuştur. Korsanlarla mücadele eden Romalıların komutanı Pompei tarafından yakalanarak öldürülmüştür. Zenofanes’i Romalılara teslim eden Olba başrahibi ise, Aba’yı da tapınağa alarak büyütmüştür.

Daha sonra Olba kralı Teukros, Aba’ya âşık olmuş ve evlenmişlerdir. Evlilik yoluyla hanedana giren Aba, Olba tarihinin en tanınan isimlerinden biri olmuştur. MÖ 43-39 yılları arasındaki hükümdarlığı sırasında Kraliçe Aba, Olba’yı Roma İmparatorluğuna bağlı bir vasal devlet olarak korumuştur. Bu dönemde Roma İmparatorluğu’nun İkinci Triumvirligi üyesi Marcus Antonius, Kilikya’yı, Olba toprakları dışında, Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya vermiştir.
Ancak başrahibin oyunlarıyla Roma’ya ödenen vergiler aksatılmış ve Antonius ile Kleopatra, Olba Krallığı’nı teftişe gelmiştir. Olba Baş Rahibi ise, Romalı Komutan Pompei’yi, Antonius ve Kleopatra’ya karşı suikast düzenlemeye ikna etmiştir. Ancak Kraliçe Aba, bu sinsi planı engelleyerek Kleopatra’nın hayatını kurtarmıştır. Bunun üzerine Kraliçe Aba, Kleopatra ve Antonius ile anlaşarak Olba topraklarının Roma İmparatorluğu’na bağlı özerk yöneticisi olmuştur.
Komutan Pompei gözaltından kurtulunca, ihanet eden Kraliçe Aba’ya saldırmıştır. Kral Teukros, Aba’yı korumak için kendisini Aba’nın önüne atmış ve ölmüştür. Kraliçe Aba, Olba’ya özgürlüğünü vermiş, ancak Kral’ını kaybetmiştir. Daha sonraları Kraliçe Aba da öldürülmüştür. Olba krallığı, Aba’nın soyu tarafından MS 20’ye kadar yönetilmiştir. Bu tarihten sonra bölgenin yönetimi, rahip krallar yerine Roma tarafından üstlenilmiştir.


Çok güzel bir yer, biz ziyaret ettik müzekartıyla giriş ücretsiz ve 18 yaş ve altı kişilere de ücretsiz giriş. Hem temiz, çiçekli, doğa ile tarihin iç içe gectiği, karşıya baktığınızda genişçe denizin ufuklarını gördüğünüz güzel bir yer. Memleketin her karışı değerli, iyi ki korunmuş bu şekilde gezip görmeye açık. Obruk gerçekten dehşet hissi uyandırıyordu çok yaklaşmayın ve nasıl oraya inebildikleri hayretlik bir konu çünkü tümden dik kayalarla çevirli, aşağısı ise fotoğraflarda olduğu gibi orman🌸👍
Çok güzel bilgiler teşekkür ederiz 🙂