Süleyman Mabedi ya da diğer adıyla Birinci Mabet, Kudüs’ün Eski Şehri’nde bir Yahudi mabedi olarak bilinen muazzam bir yapıydı. Yapının adı, inşa emrini veren İsrail Krallığı kralı Hz. Süleyman’dan gelmektedir. Ancak, Yahudiler arasında bu kutsal yapıya Süleyman Mabedi değil, “Mukaddes Ev” anlamına gelen ‘’Beit HaMiqdaş’’ denilirdi.
Gelecek yıllarda bu mabet, Babil kralı II. Nebukadnezar tarafından MÖ 586’da yağmalanarak kullanılamaz hale getirildi ve Yahudiler Babil’e sürgüne gönderildi. Mabedin yıkılması ve ardından gelen sürgünler, bir nevi kehanetin gerçekleşmesi olarak kabul edildi ve Yahudilerin dini inançlarını daha da güçlendirdi.

Süleyman Mabedi’nin Yahudiler İçin Önemi
Yahudilikteki mabet anlayışı, diğer dinlere kıyasla önemli ölçüde farklılık gösterir. Çünkü bu dinin ibadetlerinin gerçekleştirilebildiği tek mekân olan Süleyman Mabedi, Yahudilikle bütünleşmiş bir yapıdır. Süleyman Mabedi, Tanrı’nın isteğine tamamen uygun olarak nasıl olması gerektiğinden, orada görev yapacak kimselerin kimler olduğuna kadar her detayla inşa edilmiştir.
Süleyman Mabedi’nin, Yahudiliğin ayrılmaz bir parçası olması, bu dinin “Mabed merkezli bir din” olarak adlandırılmasına sebep olmuştur. Süleyman Mabedi’nin tarihi önemi, Yahudiler için asırlar boyunca merkezi bir odak noktası olmuş ve onun yıkık durumda olduğu dönemde yeniden inşa edilmesi için çaba harcanmıştır.
Günümüzde fiziksel olarak var olmasa da, Kudüs’teki Müslümanlar ile Yahudiler arasındaki temel çatışmaların altında Süleyman Mabedi yatmaktadır. Süleyman Mabedi, Yahudilik için hayati öneme sahip bir unsur olup, bir Yahudi için neredeyse her şeydir. Kudüs’teki çatışmaları anlamak ve Yahudilerin Kudüs’ü koruma arzusunu anlamak için Süleyman Mabedi’nin derinlemesine anlaşılması gerekmektedir.

Süleyman Mabedi ve Kıyamet İnancı
Kudüs’ün Mabet Tepesi’nde bulunan İslami mirası ortadan kaldırarak yerine III. Mabed’i inşa etmeyi amaçlayan III. Mabet Hareketi, bölgede teokratik bir krallık kurma amacını gütmektedir. Bu hareketin aktivistleri, geleneksel Yahudi inancında Mesih’in gelmesinden sonra gerçekleşmesi beklenen olayları reddederek, Tanrı’nın mucizevi müdahalesine dayalı bir kurtuluşun yerine insan eliyle gerçekleşecek bir kurtuluşu benimsemektedirler.
Hz. Süleyman Mabedi, aynı zamanda ilk tapınak olarak bilinir ve bu muazzam yapıyı inşa eden isimlerden biri, masonların kurucusu olarak bilinen Hiram Abiff’tir. Bu eşsiz mabet, Yahudi inancına göre özel bir öneme sahiptir. İnanışa göre, Hz. Süleyman’ın tapınağı tamamen yıkıldığı zaman, kıyametin kopacağına inanılmaktadır. Bu öğreti, Yahudi inançlarının esaslarından biri olarak kabul edilir ve Hz. Süleyman Mabedi’nin kaderi, kıyametin bir tür işareti olarak görülür.

Süleyman Mabedinin Yapılma Amacı
Tanah, Hz. Süleyman’ın babası olan büyük kral Hz. Davud’un İsrail kabilelerini birleştirişini, Kudüs’ü fethedişini ve İsraillilerin kutsal Ahit Sandığı’nı şehre getirişini anlatır. Hz. Davud, Ahit Sandığı‘nı Yahudi milleti adına korumak amacıyla günümüzde “Tapınak Dağı” olarak bilinen yeri seçti, yani Kudüs’teki Moriah Dağı’nı. Ancak YHVH, Hz. Davud’un “çok kan döktüğü” gerekçesiyle kendi mabedini inşa etmesine izin vermedi; bu görev oğlu Hz. Süleyman’a düşecekti.
Kral Hz. Süleyman, dayanıklı akasya ağaçlarından yapılmış Ahit Sandığı’nı, penceresiz ve en korunaklı odası olan Mukaddesler Mukaddesi‘ne yerleştirdi. Bu oda, mabedin en özel ve dokunulmaz bölgesiydi. Mukaddesler Mukaddesi’ne yılda sadece bir kez, bir kuzuyu kurban etmiş veya tütsü yakmış bir başhahamın girmesine izin verilirdi.
Yahudiler, göçebe yaşamlarında ve Kenan diyarına yerleşmeye başladıkları dönemlerde ibadetlerini Mişkan adı verilen taşınabilir bir tapınakta gerçekleştiriyorlardı. Ahit Sandığı da Mişkan’ın “Mukaddesler Mukaddesi” adı verilen bölümünde korunmaktaydı. MÖ 1000’li yıllarda Kudüs’ü fetheden Hz. Davud, bu şehri geliştirerek Yahudi toplumunun başkenti haline getirdi.
Hz. Davud, Ahit Sandığı’nın çadırda bulunmasından rahatsızlık duydu ve Tanrı’nın evi olarak kabul edilecek görkemli bir mabet inşa etme isteğinde bulundu. Ancak, Tanah’a göre Tanrı tarafından bu görevi üstlenmemesi konusunda uyarıldı ve peygamber Natan aracılığıyla bu mesajı aldı. Tanrı’nın isteğine uygun olarak Hz. Davud, mabedi inşa etmedi; ancak mabedin yapılacağı yeri belirledi, gerekli kaynakları sağladı ve ayrıntılı planını oğlu Hz. Süleyman’a iletti.

Süleyman Mabedinin Yapımı ve Cinlerin Çalışması
Hz. Süleyman, hükümdarlığının dördüncü yılında MÖ 964 civarında tapınağın inşasına başladı. Tevrat’a göre, Hz. Süleyman Yahudilerin Mısır’dan çıkışının dört yüz sekseninci yılında tapınağın yapımına başlamıştır. Hz. Süleyman, önceki dönemde Hz. Davud’un sarayının inşasında büyük rol oynamıştır. Hz. Davud ile yakın dostluğu bulunan Sur Kralı Hiram‘dan malzeme ve zanaatçi temin ederek yardım aldı. Hiram, inşaat işçilerinin başında yer aldı. MÖ 957 yılında tapınak tamamlandı, ancak tapınak kompleksi olarak çevresindeki kraliyet sarayı ve diğer binaların tamamlanması yaklaşık otuz yıl sürdü.
Hz. Süleyman’ın Mabedi genellikle Kudüs’teki Haram-i Şerif‘in bulunduğu dağ sırtının ortasında, Kubbetü’s-Sahra’nin olduğu yere inşa edildiği kabul edilmektedir. Mimari tarzına göre Hz. Süleyman’ın Mabedi, “Kutsallar Kutsalı”, “Kutsal Yer” ve Mabed’i kutsal olmayan yerden ayırmak için yapılmış olan “Eyvan” olmak üzere üç bölümden oluşmaktaydı. Ahit Sandığı, “Kutsallar Kutsalı” olarak adlandırılan bölümde korunmaktaydı. Yahudi terminolojisine göre, Hz. Süleyman’ın inşa ettiği Mabed, “Birinci Mabed” olarak adlandırılmaktadır.
Kur’an’da, Hz. Süleyman’ın emrinde çalışan cinlerin yaptıkları, mihraplar, heykeller, geniş leğenler ve sabit kazanlar gibi detaylarla belirtilmiştir. Hz. Süleyman, cinlere hükmetme yeteneğiyle tanınan bir peygamberdi. Ordusu, insanlardan ve cinlerden oluşan bir birlik içeriyordu ve Allah’a inanmayan ülkelerin ordularına karşı bir dizi zafer kazandı. Hz. Süleyman, gösterdiği mucizelerle ünlüydü, sadece cinlere değil, aynı zamanda hayvanlara ve rüzgârlara da hükmediyordu. Onun bilgeliği sayesinde kuşların ve karıncaların diliyle iletişim kurabilirdi.
Hz. Davud’un Kudüs’te inşa etmeye başladığı mabet henüz tamamlanmamıştı. Hz. Süleyman, emrindeki cinleri kullanarak, Süleyman Mabedinin kısa bir sürede tamamlanmasını sağladı. Bu, Hz. Süleyman’ın Allah’a verilen yetenekleri kullanarak mucizeler gerçekleştiren bir peygamber olduğunu gösteren önemli bir olaydı.

Kudüs’ün İşgali ve Süleyman Mabedinin Yıkılması
Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra krallık ikiye bölündüğünde, mabet güneydeki Yahuda Krallığı sınırları içinde kalmış ve zaman içinde istilacıların yağmalama ve yıkımına maruz kalmıştır. Hz. Süleyman’ın oğlu, Yahuda Kralı Revaham döneminde, Mısır Kralı I. Şeşonk‘un Kudüs’e yönelik saldırısında, Hz. Süleyman’ın Mabedi’nin tüm hazineleri alınarak Mısır’a götürülmüştür. Yahuda krallarının ve toplumun büyük bir kısmının putperest eğilimleri, mabetin dini önemini olumsuz etkilemiştir. Kral Yotam (MÖ 740-736), Hizkiya ve Yoşiya’nın (MÖ 638-609) hükümdarlıkları sırasında, mabede çeşitli tadilatlar, bakım işleri ve dini temizlikler yapılmıştır.
Ancak, Babil krallığına bağlı olan Yahuda devletinin isyanı sonucunda MÖ 597’de Buhtunnasr (II. Nebukadnezar) tarafından ele geçirilmesiyle tapınaktaki değerli hazineler Babil’e götürülmüştür. İlk işgalde ciddi zarar görmeyen tapınak, Kudüs halkının bir kez daha isyan etmesi üzerine MÖ 586’da Babil kralı tarafından yıkılmıştır. Bu olaydan sonra tapınaktaki Ahit Sandığı kaybolmuş ve bir daha bulunamamıştır.
Babil sürgününden dönen Zerubabel’in liderliğindeki Yahudiler, yıkılan mabedin yerine yeni bir tapınak inşa etmiş ve bu tapınak MÖ 515’te tamamlanmıştır (İkinci Mabed). Ancak, Roma İmparatorluğu’na bağlı Kral Herod, MÖ 20/MÖ 19 yıllarında İkinci Mabed’i daha görkemli bir şekilde yeniden inşa etmeye başlamıştır. MS 66’daki Zealotlar’ın isyanı sonrasında, Romalı idareci Titus tarafından MS 70 yılında tapınak yıkılmıştır. MS 132-135 yılları arasında çıkan isyanı bastıran Romalılar, Simon bar Kohba liderliğindeki Yahudilerin tekrar isyan etmesi üzerine tapınağın kalan kısımlarını da ortadan kaldırmıştır.
Süleyman’ın Mabedi’nden sadece Herod’un inşa ettiği Batı duvarı, yani Ağlama Duvarı günümüze ulaşabilmiştir. Mabedin yıkılmasının ardından, Yahudilik’te ibadet yeri olarak sinagoglar ortaya çıkmıştır.
WhatsApp grubumuza katılmak için TIKLAYINIZ!
