Yapılan arkeolojik kazılarda, uzaylılara benzeyen uzun kafalı insan kafatası kemikleri oldukça dikkat çekmektedir. ‘’Kafa düzleştirme’’ veya ‘’kafa bağlama’’ olarak bilinen bu antik yöntem, insan eliyle kafatasının kasıtlı olarak şeklinin bozulmasıdır. Yazılı tarihten önceki antik çağlara dayanan bu uygulama, bir çeşit estetik operasyon olarak bilinmektedir. Coğrafi ve kültürel açıdan pek çok farklı toplulukta görülen kafatası deformasyonu, soyluluk ve seçkinlik göstergesi olarak kabul edilmiştir. Küçüklükten itibaren, kafatasına uygulanan baskı ile şeklinin değiştirilmesi sağlanmıştır. Kafatası düz, yuvarlak ve konik biçimde deforme edilmiştir. Geçmişi 10 bin yıl öncesine dayanan bu uygulama, günümüzde Vanuatu gibi birkaç kültürde devam etmektedir.
Birçok coğrafyada uygulanan kafa düzleştirme ile ilgili en eski yazılı kaynak, MÖ 400 yılında Hipokrat tarafından yazılmıştır. Bu kaynakta geçenler, uzun kafalı anlamına gelen Macrocephali adlı Afrikalı kabileye ilişkindir. Aynı zamanda MÖ 700’lü yıllarda yaşayan Yunan şair Hesiodos da bu uygulamayı gerçekleştiren Afrikalı veya Hindistanlı kabilelerden yazılarında söz etmiştir. Tarihteki ilk estetik takıntıların en tuhafı olarak yorumlanan uygulamanın, insan beynine herhangi bir zarar vermediği tespit edilmiştir. Uzun kafaların bilgeliğe işaret ettiği düşünülürken, güzel ve yakışıklı olmanın simgesi olarak da görülmüştür.

Çoğunlukla toplumu yöneten kesimlerde yaygın olan yapay kafatası deformasyonu, bebeklikten itibaren başlamaktadır. Yönetici kesim, soylu olduklarını göstermek için ya da soylu olmasını istedikleri bebekleri tanrılara benzetmek için, doğar doğmaz kafalarını deforme edecek düzenekler hazırlamıştır. Doğumdan bir ay sonra başlayan kafa bağlama işlemi, yaklaşık 6 ay kadar sürmektedir. Çünkü bu dönemde bebeklerin kafatası esnektir ve daha kolay şekil alır. Değişik formlardaki tahtalar, bezler yardımıyla bebeğin kafatasını sıkıca bağlanır. Yapılan arkeolojik çalışmalarda elde edilen bulgular, kafa düzleştirme yönteminin her zaman istendiği gibi sonuç vermediğini ortaya koymuştur.
Yapay Kafatası Deformasyonunun Tarihi
Bebeklere uygulanan kafa düzleştirme yönteminin ilk olarak Orta Asya kavimlerinde görüldüğü, daha sonra da dünyanın değişik yerlerine yayıldığı tahmin edilmektedir. Antik çağlarda Hunların da bu yöntemi uyguladıkları bilinmektedir. Kasıtlı olarak biçimlendirilen uzun kafatası Hun Kralı Alchon adına basılan sikkede bulunan portresinde açıkça görülmektedir. Hunlar tarafından yönetilen Gepidler, Ostrogotlar, Heruliler, Rugiiler ve Burgundlar gibi Doğu Cermen kavimlerinde de bu uygulama görülmüştür.

Uzun kafa geleneği Lombardlar, Burgonyalılar ve Thüringenler arasında kadınlara uygulanmıştır. Batı Cermen kabilelerinde ise nadiren yapay kafatası deformasyonları bulunmuştur. Gelenek Kushan İmparatorluğu’nu oluşturan kabileler tarafından Bactria ve Sogdiana’ya getirilmiştir. Uzun kafataslarına sahip erkekler, o zamanın Khalchayan’ın Kuşhan prensi gibi kişilerin günümüze ulaşan çeşitli heykellerinde tasvir edilmiştir.
Amerika kıtasında Mayalar, İnkalar ve Kuzey Amerika yerlilerinin bazı kabileleri tarafından bu gelenek uygulanmıştır. Amerika’da; özellikle Kuzeybatının Chinookan kabileleri ve Güneydoğunun Choctaw kabilelerinde yaygın olarak uygulanmıştır. Güneydoğu kabileleri, Chehalis ve Nooksack Kızılderilileri gibi kuzeybatı kabileleri de dâhil olmak üzere diğer kabileler, bebeğin kafasını bir beşik panosuna bağlayarak kafa düzleştirme işlemini gerçekleştirmiştir. Bahamalardaki Lucayan halkı, Afrika’da Mangbetular, Antik Mısırlılar ve Avustralya yerel halkı Aborijinler tarafından uygulanmıştır. 1950’lerde gerilemeye başlayan uygulama, yirminci yüzyılda Avrupa’da oldukça azalmıştır. Aynı dönemde Fransa’da, batı Rusya, Kafkasya ve İskandinavya’da az sayıda görülmüştür. Fransa’nın Toulouse bölgesinde yirminci yüzyılın başlarına kadar ara sıra devam ettirilmiştir.

