Türk-Moğol asıllı bir asker ve komutan olan Timur, tarihte görülen önemli askeri ve siyasi liderler arasında yer alır. Timur, hükümdarlığı döneminde birçok yerleşim yerine hükmederek, büyük bir imparatorluk kurmuştur. Onun askerlerinin, 14. yüzyılda 17 milyon insanı öldürdükleri iddia edilir. Bu rakam, o dönemin dünya nüfusunun yüzde 5’ine denk gelir. Timur, fethettiği yerlerdeki şehirleri yerle bir ederken, aynı zamanda Semerkant kentini imar etmiştir. Öldürdüğü insanlar sayesinde acımasız bir fatih olarak hatırlanmış, fakat o kendisini “İslam’ın Kılıcı” olarak tanıtmıştır. Timur, 1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin kurulma aşamasındaki sultanı Yıldırım Bayezid’i yenerek, Osmanlı Devleti’ni zayıf düşürmüştür. Osmanlı Devleti 11 yıl süren ve durağan bir dönem olan, Fetret Devrine girmiştir.
Timur, sağ ayağı aksak şekilde yürüdüğü için kendisine Farsça Timurlenk, Türkçe olarak ise Aksak Timur denilmiştir. 1370 yılından itibaren yaptığı seferlerle günümüz Orta Asya, Rusya, İran, Hindistan, Afganistan, Kafkasya, Ortadoğu ve Anadolu bölgelerini ele geçirmiştir. Seferlerine ve zaferlerine ait tasvirler, zamanında yazılan eserler ile net bir biçimde günümüze kadar gelmiştir. Osmanlı Devletini zayıflatması sebebiyle Timur, Türk tarihinde sevilmemiş ve asırlarca nefretle anılmıştır. Ancak Timur, Türkçe konuşan bir Türk hükümdardı ve Semerkant merkezli bir medeniyet inşa etmiştir. Torunları tarafından kurulan ve asırlarca hüküm süren diğer Türk devletleri de bu medeniyeti zirveye taşımışlardır.

Emir Timur’un Hayatı
Timur; Özbekistan’ın Keş şehrinde 8 Nisan 1336 tarihinde doğmuş, babası Barlas boyunun lideri Turagay, annesi ise Tekine Hatun’dur. Timur aslen Moğol kökenli olmasına rağmen, Barlas boyu Türk boyu olarak kabul edilir ve o dönemde Çağatay Hanlığına bağlıdır. Moğollar Cengiz Han’dan üç kuşak sonra Müslümanlaşmış ve Türklerle karışmıştır. Timur, 1370 yılında Çağatay Hanlığının batısını kontrol altına alan bir askeri lider olarak kendini göstermiş ve Timurlu İmparatorluğu’nun kurucusu olarak tarihe geçmiştir.
Timur 25 yaşındayken, babası 1360 yılında ölmüş ve amcası Hacı Barlas geçici olarak yerine geçmiştir. Ancak Hacı Barlas da kısa bir süre sonra 1361 yılında öldürülmüştür. Timur, Çağatay Hanı’nın hakkında ölüm emri vermesi üzerine kaçmıştır. Karısı ve en yakın arkadaşı olan emir Hüseyin ile beraber çöllerde yol kesicilik, hırsızlık ve paralı askerlik yaparak geçinmek zorunda kalmıştır. Hatta o dönem esir düşüp, böceklerle dolu bir ahırda 2 ay hapsedilmişlerdir. Aksak Timur anlamına gelen Timurlenk lakabını, bu olaylar sonrasında kolundan ve bacağından yaralanması sonucu almıştır.

Toparlandıktan sonra Timur ve Hüseyin, Mâverâünnehir bölgesine gitmiştir. O dönemde, hem kendi şanını yürütmek hem Mâverâünnehir’i ele geçirmek için savaş alanında kullandığı kendi icadı olan dâhiyane taktiklerle nam salmaya başlamıştır. Birkaç önemli şehri ele geçirmiş, ancak kendisini Han ilan edememiştir. Çünkü Cengiz Han yasalarına göre ancak Cengiz’in soyundan gelen biri Han olabilir. Bu nedenle Emir unvanını kullanmaya başlamış ve Cengiz’in soyundan gelen bir Hanı da yanında taşımıştır.
Timur, bugünkü tüm Asya’ya son şeklini veren hükümdardır. Çin seferine doğru yola çıktığında hastalanmış ve 68 yaşındayken Kazakistan’da bulunan Otrar bölgesinde, 1405 yılında Bozkır’da çadırında ölmüştür. Naaşı Semerkant’a getirilmiş ve daha önce vefat eden torunu Muhammed Sultan Mirza için yaptırdığı “Gur-ı Emir” türbesinin altındaki mezar odasına defnedilmiştir. Türbe, eski Türk kabir geleneğine göre “zîr-i zemîn” şeklinde yapılmış, yani cenaze zeminin altına gömülmüştür.

Timur’un Acımasız Savaş Taktikleri
Emir Timur’un başarılarının sırrı iyi bir lider olmasının yanı sıra, işlerini büyük bir kurnazlık ve siyasetle yapmasından kaynaklanmaktadır. Çok gelişmiş bir istihbarat teşkilatı kurmuş, sefere gideceği ülkeleri detaylı olarak haritalandırmış ve o ülkedeki iç çekişmeleri had safhaya çıkarmıştır. Sefere gideceği ülkelere saldığı korku ile birçok şehir, Timur daha saldırmadan teslim olmuştur. Örneğin Hindistan seferinde bir günde 100 bin sivilin kellesini kesmiştir. Timur, Hindistan’ın başkenti olan Delhi’yi aldığında Hintlilerin 125 fili olan orduları vardır. Fillere karşı çözüm arayan Timur, ilginç ama korkunç bir çare bulmuştur. Yüzlerce deveyi birbirine bağlayıp ateşe vermiş ve fillerin üzerine salmıştır. Korkan filler geri dönüp Hint askerlerine ezmiştir. Timur, kendisine başkaldıran ve askerlerine saldıran sivil Hinduların kellelerinden kuleler yaptırmıştır. Aynı zamanda da Hint seferleriyle Hindistan’da İslam’ın yayılmasını sağlamıştır. Hıristiyan misyonerleri kovmuş, bölgede Hristiyanlığın yayılmasını engellemiştir.
İslam coğrafyasının önemli şehirlerinden olan İsfahan’da, halk teslim olmuştur. Ancak Timur’un askerleri kadınları taciz etmeye başlayınca halk, Timur’un 3 bin adamını linç etmiştir. Bunun üzerine Timur, yüzbinlerce İsfahanlının kellesini kestirmiş, binlercesini de canlı canlı harcın içine koyup binalara malzeme yapmıştır. Günümüz Suriye sınırlarında kalan Halep’te ise, halk kendilerine direnince Timur şehre masalar kurdurmuş ve her askerin 2 kelle ile gelmesini zorunlu kılmıştır. Hatta kendileri gibi Müslüman olan halka bunu yapamayacak olan bazı askerler, diğer askerlerden parayla kelle satın almıştır. Bu kelleler şehrin görülen noktalarına kule şeklinde dizilmiştir. Bazı kaynaklar, Timur’un Bağdat’ta da her askerinin kendisine insan kafası getirmesini emrettiğini ve getirilen yaklaşık 100 bin kafatasından 120 tane kule yaptırdığını söyler. O dönem, şehirdeki nehirden kıpkırmızı kan aktığı anlatılır. Timur tüm katliamlarını Cengiz Han’ın koyduğu bozkır yasalarına uygun olarak yapmıştır.

Timur’un Anadolu Seferi ve Ankara Savaşı
Timur’un Anadolu seferlerinden en önemlisi Ankara savaşının yaşanmasıdır. Ankara Savaşı 1402 yılında Timur ile Yıldırım Bayezid arasında, Çubuk Ovası’na yakın bir yerde Ankara’da gerçekleşmiştir. Savaş öncesinde Timur, Yıldırım Bayezid’e dört mektup göndermiş, Yıldırım Bayezid de ona dört mektup ile cevap vermiştir. Ancak bu yazışmalar savaşı önleyememiştir. Savaşın galibi Timur olmuş ve Yıldırım Bayezid esir düşmüştür. Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti 11 yıl süren Fetret Devri’ne girmiştir. Tarihçiler Timur’u, kardeş ordularını birbirine kırdırmakla suçlamıştır. Fakat mektuplaşmalarda Timur’un savaşı başlatmamak için gayret gösterdiği, Yıldırım’ın ise savaşı başlatmak için çaba sarf ettiği anlatılmaktadır.
Timur Anadolu coğrafyasını çok iyi biliyordu. Çünkü her dereyi, her akarsuyu ve her geçidi haritalandırmıştı. Beyazıt, Timur’un peşine düşmüş fakat o, her zaman önde olmuştur. Tüm su kaynaklarını tutmuş ve Anadolu’yu talan etmiştir. Sivas kalesini savunan askerler arasında 4 bin Ermeni okçu, Timur birliklerine büyük zarar vermiştir. Timur ise kan akıtmayacağına söz verdiği için Sivas teslim olduğunda, Ermeni okçuları canlı canlı toprağa gömmüştür. Timur, Hospitalier şövalyelerinin elinde olan İzmir’e gelmiş, 15 günde İzmir’i onlardan alarak Türk dünyasına hediye etmiştir. Binlerce şövalyenin kellesini kestirerek kule yaptırmıştır.

1402 yılında Ankara Çubuk ovasında, iki ordu karşı karşıya gelmiştir. Osmanlı ordusu, 40-50 bin arasında askere sahiptir. Timur’un ordusu ise tamamen atlı olup genellikle Karatatar, Kıpçak Türkleri, Moğol askerleri ve Türkmen süvarilerden oluşmuştur. Orduda Hindistan’dan gelen 15 adet de fil bulunmaktadır. O dönem dünyanın bilinen en güçlü iki ismi karşı karşıya gelmiş fakat Osmanlı ordusu, Timur’un karşısında kısa sürede dağılmıştır. Muharebe sırasında birçok Osmanlı askeri Timur tarafına geçmiştir. Sadece Rumeli ve Sırp müttefikleriyle, yeniçeriler Beyazıt’ın yanında sonuna kadar savaşmışlardır. Sonunda sultan Yıldırım Beyazıt, savaş meydanının yakınında Timur tarafından esir edilmiştir.
Emir Timur, Yıldırım Beyazıt’a bir esir gibi değil, Hükümdar gibi davranmıştır. Bazı kaynaklarda kafeste taşındığı yazılmış fakat kafes değil, Hükümdarların kullandığı demir parmaklıklı tahta arabada taşınmıştır. Bir süre sonra ise Beyazıt ölmüştür. Bazı kaynaklar onun zehir içerek intihar ettiğini, bazı kaynaklar da başka nedenlerle öldüğünü savunmaktadır. Timur’un ordusundaki fillerin komutanının adı İsenbuğa’dır. Zaman içerisinde değişerek ‘’Esenboğa’’ olmuş ve onun ismi Ankara’daki Esenboğa Havalimanı’na verilmiştir. Osmanlı bu savaş sonucunda iç karışıklıklar ve yönetimin olmadığı 11 yıllık bir Fetret Devri’ne girmiştir. Bu Fetret Devri, Sultan Mehmet Çelebi’nin birliği sağlamasına kadar devam etmiştir. Osmanlı’nın devletten imparatorluğa geçişi ve İstanbul’un Fethi 50 yıl gecikmiştir.

