Eski Mısır sanatının önemli bir parçası olan Sfenks, genellikle tahta, tuğla veya taş gibi malzemelerle yapılan heykellerdir. Bu heykeller; kafası insan, koç veya kuş, gövdesi ise aslan şeklinde tasvir edilir. Mısırda Sfenksler, çoğunlukla firavunların veya diğer yüksek rütbeli kişilerin mezarlarının koruyucusu olarak görülür. Eski Mısır mitolojisinde, kutsal sayılan hayvanların, özellikle aslanların gücünü ve koruyucu niteliklerini temsil ettikleri düşünülür. Sfenksler, genellikle yatar pozisyonda tasarlanmıştır ve güneş ile ilişkilendirilirler.
İlk olarak Mısır’da rastlanan Sfenks, antik Yunan mitolojisinde de büyük önem taşımış ve ismini buradan almıştır. Sfenksin Mısır’daki orijinal adı “yaşayan heykel” olarak çevirebilir. En tanınan Sfenks ise Büyük Gize Sfenksidir. Mezopotamya, Asur, Pers, Hint, Çin ve Japonya gibi diğer medeniyetlerde de sfenks figürleri bulunur. Fakat en yaygın olarak Eski Mısır’da kullanılmıştır.

Mısır Medeniyetinin Büyük Gize Sfenksi
Büyük Gize Sfenksi, Mısır’ın başkenti Kahire yakınlarında, Gize piramitleri bölgesinde bulunan dünyadaki en büyük taş heykeldir. Bu heykel, aslan bedenli ve bir firavunun yüzü olarak tasarlanmıştır. Büyük Gize Sfenksinin yüzünün Firavun Kefren’e ait olduğu düşünülür ve yapılış tarihi Dördüncü Hanedanlık dönemine denk gelir. Ancak bazı teoriler, Sfenksin Eski Hanedanlık döneminden daha önce yapıldığını ve hatta tarih öncesi dönemde yapıldığını iddia eder. Bu sfenks Mısır piramitlerinin koruyucusu olarak görülmektedir.

Büyük Gize Sfenksi, doğuya bakar ve pençelerinin arasında bir tapınak yer alır. Gövdesi aslan, kafası insan olan Sfenksin uzunluğu 73 metre, yüksekliği 20 metre ve yüzünün genişliği 5 metredir. Aynı zamanda ‘Harmakis’ olarak da bilinen Sfenks, doğan güneşi ve firavunun yeniden dirilişini temsil eder. Büyük Gize Sfenksi, yüzünün doğuya dönük oluşu nedeniyle, Güneş tanrısı Ra’yı her sabah doğar doğmaz görmesi için yapılmıştır. Sfenksin yapıldığı dönemde, ön ayakları arasında kurban sunakları bulunuyordu. Menfis’te bulunan kaymaktaşı sfenksi ve Karnak Tapınağı yakınlarında, eskiden dokuz yüz adet olduğu sanılan koç kafalı sfenksler de ünlü Mısır sfenkslerinden biridir.
Antik Mısırlıların bu heykele ne ad verdikleri bilinmemektedir. Arapça’da Sfenks “Dehşetin Babası” anlamına gelir. Yunanca’da Sphinx adı verilmiş olmasına rağmen, heykelin kafası bir kadına değil erkeğe aittir. Her yaratığın şekline girebilen hazine bekçileri olarak bilinirler.

Yunan Medeniyetinde Sfenks
Yunan mitolojisinde, Sfenks, yıkım ve kötü şansı temsil eden benzersiz bir şeytan olarak yer alır. Yunan mitolojik figürleri olan Hesiod’a göre; Çimera ve Ortrus’un, diğer kaynaklara göre; Typhon ve Echidna’nın kızıdır. Vazo resimlerinde ve kabartmalarında Sfenks, kadın kafasına sahip kanatlı bir aslana benzer. Bazense pençeleri, tırnakları ve gövdesi aslandan olan, kuyruğu yılandan, kuş kanatlarından oluşan bir kadına benzer. Yunan mitolojisinde insan ve hayvan şekilleri bir arada olan yaratıklar, eski inançların kalıntılarıdır. Örneğin Medusa, Lamia gibi yaratıklar.
Yunan mitolojisine göre; Hera ya da Ares, Etiyopya’dan Sfenksi alıp Thebes’in dışında oturmasını ve yoldan geçenlere tarihin en ünlü bulmacasını sormasını emreder. O’da emri yerine getirir ve gelip geçeni durdurarak onlara bilmeceyi sorar. Bilmeceyi çözemeyenleri boğarak öldürür veya oracıkta yer. Sfenksin karşısına Yunan mitolojisinde keskin zekâsı ve bilgeliği ile tanınan Oidipus çıkar. Canavar Sfenks ona da aynı bilmeceyi sorar; “Hangi varlık sabah dört ayak üstünde, öğlen iki ayak üstünde ve akşam üç ayak üstünde yürür?” Oedipus bulmacayı çözmeyi başarır; “O yaratık insandır. Çünkü insan bebekliğinde ellerini de ayak gibi kullanarak dört ayak üzerinde emekler, yetişkin halinde iki ayak üzerinde yürür, ama yaşlandığında yürüyebilmek için bir de baston kullanır yani üç ayaklı olur.” Yenildiğini anlayan Sfenks, kendini yüksek bir kayalıktan atar ve ölür. Hikâyenin farklı versiyonlarında kendini hırsla yiyip yuttuğu söylenir.

Diğer Medeniyetlerde Sfenks
Anadolu’da insan başlı aslan sfenksleri; Hitit, Lidya ve Frigya uygarlıklarında heykel olarak daha çok rastlanılmaktadır. En ünlülerinden bazıları Alacahöyük kent kapısının iki yanına dikilmiş sfenksler ve Zincirli’de keşfedilen Neo-Hitit sfenksleridir. Hinduizm’de Vişnu’nun bir dönüşümü olan Naraşimha, insan gövdesi ve aslan kafasına sahip bir yaratıktır.
Eski Hitit döneminde yerleşim yeri olan Alacahöyük kenti, kraliyet veya kutsal mekânların korunması amacıyla kullanılan sfenkslerin yer aldığı iki kapıya sahiptir. Kent kapısının iki yanına dikilen sfenksler, kenti korumak amacıyla kullanılmıştır. Sfenkslerin tasviri genellikle aslan bedenli ve insan yüzlüdür. Eski Hitit döneminde yapılan sfenksler, kentteki kutsal mekânların veya kraliyetin gücünü temsil eder.

Anadolu uygarlıklarında insan başlı aslan sfenksleri sıklıkla heykel olarak görülürken, Asur uygarlığında ise tapınak girişlerinde nöbet tutan boğa heykelleri mevcuttur. Asur uygarlığının sfenksleri, Eski Mısır’daki sfenkslerden farklı olarak daha az yaygın kullanılmıştır. Asur kentlerinde, kent kapılarının önünde veya kutsal mekânların önünde sfenkslerin yer aldığı görülür. Bu sfenksler, kenti veya kutsal mekânları koruma amacı ile kullanılmıştır.

