Kızılkoyun Nekropolü; Şanlıurfa ilinde Balıklıgöl yaylasında yer almaktadır. Ölüler şehri anlamına gelen nekropol, Roma döneminde kullanılan bir kaya mezarlığı alanıdır. 2 bin 200 yıllık geçmişe sahip olan kaya mezarları, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından turizme kazandırıldı. Belediye tarafından yürütülen 1. ve 2. etap çalışmalarında toplam 103 adet kaya mezarı gün yüzüne çıkarıldı. İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından ”2023 İslam Dünyası Turizm Başkenti” seçilen Şanlıurfa son derece önemli yapılara sahip. En önemli turistik merkezler arasında yer alan ve ışıklarla aydınlatılan nekropol, görenleri büyülüyor.
Yaklaşık 12 bin yıllık bir geçmişe sahip olan Şanlıurfa ili, ticaret yollarına ve su kaynaklarına yakınlığı nedeniyle antik çağlardan beri en önemli yerleşim yerleri arasında yer almıştır. M.Ö. 300 yılında Büyük İskender şehri fethetmiş ve İskender’in komutanı I. Seleukos şehrin adını “Bol Su” anlamına gelen Edessa olarak değiştirmiştir. Kızılkoyun Nekropolü, Edessa şehir merkezinde Antik Yunan ve Roma dönemlerine ait önemli kalıntılardan biridir.

Kızılkoyun Nekropolü Tarihi
Antik kaya mezarları, Balıklıgöl havzasının yaklaşık 500 metre kuzeyinde, Tılfındır tepesinde yer almaktadır. Mağara oyuklarından oluşan nekropolün MS 2. ve 4. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. nekropolün bulunduğu Balıklıgöl havzası; Frig, Lidya, Helenistik, Pers, Roma-Bizans izleri taşır. 1993 yılında yaylada yapılan kazılarda 12 bin yıllık geçmişe sahip “Urfa Adamı” heykeli bulundu. Platon, sadece yazılı tarih devletlerinin değil, Tunç Çağı’nın da izlerini taşır.
Büyük İskender’in Asya seferleri sırasında ölümünden sonra elde ettiği bu topraklar komutanları arasında taksim edildi. Balıklıgöl yaylasının bulunduğu bölge I. Seleukos’un korumasına verildi. Seleukos geniş sınırlara ulaşan imparatorluğu yönetmekte zorlanınca içindeki küçük krallıklar bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu krallıklardan biri de başkenti Urfa olan ve MÖ 132’de bağımsızlığını ilan eden Osroene Krallığı idi. Krallığın şehir merkezi, Balıklıgöl yaylasında yer alan Edessa şehriydi. Kızılkoyun Nekropolü, Osroene Krallığı tarafından yaptırılmıştır.

Yerel halk tarafından kurulan Osroene Krallığı, Büyük İskender’den önce ve sonra karışık bir Poloteist Pagan inancına sahiptir. Kaya mezarlığı MS 100’lü yıllarda Balıklıgöl havzasının kuzeyindeki kayalara oyularak yapılmıştır. Paganist Osroene, Paganist Roma-Bizans ve Hristiyan Roma-Bizans dönemlerinde nekropol kültürü kullanılmış ve ihtiyaca göre alanı genişletilmiştir.
Kızılkoyun Nekropolünün Mimari Özellikleri
Kızılkoyun Nekropolü’ndeki kaya mezarları, genellikle kentin ileri gelenleri için yapılmıştır. Putperestler arasında kişinin öldükten sonra başka bir evrende uyanacağına dair bir inanış vardır. Bu nedenle ölüler diğer tarafta kullanılmak üzere değerli eşyalarıyla birlikte gömülürdü. Mezarlık ilk kullanıldığında girişler açıktı ve aile üyeleri ölülerini ziyaret ediyordu. Ancak zamanla mezarlardaki değerli eşya soygunlarının başlamasıyla birlikte mezar kapıları hareketli taşlarla kapatılmıştır. Bu kapılar soygunları engelleyemediği için sahte mezar ve gerçek mezar olmak üzere iki aşamalı gizli mezarlar yapılmıştır.

Genel olarak kare ve dikdörtgen planlı olan mezarlarda kabartmalar, mozaikler, duvar yazıları ve lahitler yer almaktadır. Bölmeler şeklinde olan mezarların her yerinde kayık biçimli lahitler yer almaktadır. Birkaç tanesinde tek parçadan oyulmuş kapaklı taş lahitler vardır. Bazı mezarların başında mezarları koruduğuna inanılan taş heykeller bulunmaktadır. Mezarlar genellikle tek kişilik değil, aile bireylerinin daha sonra defnedilmesi için hazırlanan üç-beş kişilik mezarlar şeklindedir. Mezarlıktaki mozaiklerde gömülen kişinin adı, ölüm tarihi ve aile resmini gösteren figürler yer almaktadır.

Yaklaşık 500 yıldır kullanılan mezarlarda çeşitli süslemeler bulunmaktadır. Hristiyan haç kabartmaları, yer ve duvar mozaikleri, freskler, tavus kuşu, istiridye gibi tasvirler bulunmaktadır. Aynı zamanda mezarlarda antik döneme ait onarım izlerine de rastlanmaktadır. Roma’nın Pagan inancından Hristiyan inancına geçişinden sonra mezarların Hristiyan kültürüne göre süslendiği görülmüştür. MS 525 yılında Roma egemenliğine giren Edessa, büyük bir sel felaketi yaşadı. Afette binlerce insan öldü ve şehrin binalarının çoğu hasar gördü. Bir yamaç üzerine kurulmuş olan Kızılkoyun Nekropolü’nün yarısı toprak altında kalmıştır. Daha sonra Edessa Müslüman Emevîler tarafından ele geçirilmiş ve kaya mezarı kültürü geride kalmıştır.


