Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biri olan Dara Antik Kenti; Mardin’in 30 kilometre güneydoğusunda, Oğuz Köyü’nde yer almaktadır. Geniş bir alana yayılan antik kent, kireçtaşından bir anakaya üzerine kurulmuş. Bu nedenle kayaya oyulmuş birçok muhteşem yapıyı içinde barındırmaktadır. Dönemin en önemli merkezlerinden biri olan antik kent, galeri mezarları, su sarnıçları ve kayalara oyulmuş sıra dışı yapıları nedeniyle büyük ilgi görüyor. Antik kentin görkemli tarihine tanıklık etmek isteyen yerli ve yabancı birçok kişi tarafından ziyaret edilmektedir.
Mezopotamya’nın Efes’i sayılan Dara Antik Kenti; Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasaniler’e karşı korumak için askeri bir garnizon şehri olarak inşa edilmiştir. Dara adının kökeni Pers Kralı III’tür. Darius’a dayanmaktadır. Hikayelere göre Kral III. Darius, Büyük İskender ile yaptığı savaşta burada ölmüş ve daha sonra öldüğü yere “Dara” adı verilmiştir.

Antik kentin etrafı 4 kilometrelik bir alana yayılmış surlarla çevrili. Surlar içinde yaşamak zorunda kalan şehrin su ihtiyacını karşılamak için büyük su sarnıçları inşa edilmiştir. Kentte kilise, çarşı, zindan, cephanelik, mahzen, mağara ev ve baraj gibi yapı kalıntıları bulunmaktadır. Aynı zamanda şehirde mağara görünümündeki mezar galerilerini ve insan iskeletlerini de görmek mümkün.

Dara Antik Kenti Tarihi
Dara antik kentinin ilk kuruluş tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte antik adının Anastasiopolis olduğu bilinmektedir. Antik Kent, yüzlerce yıldır Mezopotamya’nın en önemli ticaret merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Pers İmparatoru Darius ile Büyük İskender ile birlikte Mardin’in Nusaybin ilçesi, savaştan sonra 363 yılında Perslerin eline geçti. Böylece antik Dara kenti Roma İmparatorluğu’nun sınırı oldu.
Antik kent, Roma İmparatoru Anastasius’un inisiyatifiyle 5. yüzyılda bir Roma savunma kenti olarak kurulmuştur. Şehir, 50 metre yüksekliğindeki bir tepenin üst ovasında, Mezopotamya ovası ile Tur-Abdin Dağları’nın birleştiği noktada yer almaktadır. Kuruluşundan 100 yıl sonra Perslerin eline geçmiştir. 7. yüzyılın sonlarında Emevilerin eline geçen şehir daha sonra Abbasilerin eline geçmiştir. 15. yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir.

Mezarlarda Bulunan Kemiklerin Hikayesi
Dara antik kentinde çok sayıda mezar bulunuyor. Bu mezarlar, Sasaniler ile Roma İmparatorluğu arasındaki savaşta ölen askerlere aittir. 573 yılındaki savaşta 3.000 Romalı asker öldü. Savaştan yaklaşık 10 yıl sonra sürgünden dönen Romalı askerler, savaşta ölen askerlerin kemiklerini tek tek toplayarak şehre getirdiler. Yaklaşık 3 bin askere ait olan bu kemikler, antik kentteki mezarlara gömüldü.
İskeletlerin bir kısmı kentteki mağara şeklindeki boşluk ve galeri mezarlarda sergilenmektedir. Bu galeri mezarları dünyadaki hiçbir şeye benzemez. Yapının girişinde bitkisel süslemelerle birlikte dini sahne tasvirleri yer almaktadır. Bu sahneler, Hıristiyan inancında ruhların nefes almasını ve yeniden dirilişini sembolize eder.

Askerlere ait kemikler bu kutsal alanda toplanarak kutsanır ve diriltileceğine inanılırdı. Mezarlarda bulunan askerler için diriliş törenleri yapılıyor. Asurlular tarafından bugün de sürdürülen bu tören, kutsal günleri olan Cumartesi günü yapılmaktadır. Süryani kiliselerinde düzenlenen törende, dirilişle ilgili eski ahitten bölümler okunur.

Dara Antik Kenti’nin Mimari Yapısı
Dara antik kenti 4 kilometrelik surlarla çevrilidir. Surlarda biri kuzeyde diğeri güneyde olmak üzere iki giriş kapısı bulunmaktadır. Bu yıkık duvarlar bugün kısmen görülebilmektedir. Şehirdeki birçok bina bu surların içinde yer almaktadır. Kentin kuzey kesiminde yaklaşık 50 metre yüksekliğindeki tepenin üzerinde bir iç kale bulunmaktadır. İç kale kısmında ise günümüzde köylülerin yaşadığı evler bulunmaktadır. Dara antik kentinin bazı bölümleri evlerin yapımında kullanıldığı için çok eski dönemler hakkında bilgiye ulaşılamamaktadır.

Mezopotamya’nın ilk barajının yapıldığı antik kentte surları, nekropolleri, kaya mezarlarını ve yiyecek depolarını görmek mümkün. Kayaya oyulmuş mahzenler, geçmişte ayakta kalmış kiliseler ve Roma yerleşimleri vardır. Kentten günümüze ulaşan sağlam yapılar arasında; Su sarnıçları, kaya mezarları, taş köprü, mezar yerleşimleri ve su kanalları bulunmaktadır. Kentte yapılan kazılarda şemsiye motifli mozaikler ve hayvan figürleri de bulundu. Bulunan mozaikler Zeugma Mozaiklerine benzer. Ortaya gömülü mezarlarda antik kent hakkında bilgi veren küçük eşyalar ve yazıtlar bulunur.


